1951 Temmuz ayı sonları, Hasanköy Elbistan…

Yürek burkan acı bir çığlıkla uyanmıştık Hasanköy’deki ağıldan bozma evimizde. Annem yanımızda yatmakta olan üç buçuk dört yaşındaki kardeşimiz Şaban’ın başında dövünüp, duruyordu. ”Yavrum Şabanıım, doyamadığım Şabanıım…” Diye feryat ediyordu. Ne olmuştu da feryat ediyordu annemiz. Yanımızda yatıyordu işte… Kalkıp, kardeşimize odaklandığımızda nefes almadığının farkına varmıştık. Kaybetmiştik kardeşimizi. Bulgaristan göçü sefaletine ve bakımsızlığa dayanamamıştı. Babam dini bütün, tevekkül sahibi biriydi. ”Allah’ım böyle uygun görmüş, oğlumuzun daha fazla hırpalanmasını istememiş olmalı ki Cennetine aldı.” Demişti.

Köy muhtarına ve imamına haber verilmiş, Ölüm belgesi düzenlenmişti. Mezar yeri gösterilmiş, usulüne uygun defin işlemi yapılmıştı. Eve döndüğümüzde ailemizde tarifi imkânsız bir acı vardı. Sen kalk, Bulgaristan’ın Karagözler  köyünden zorunlu göçe tabi tutul ve Maraş Elbistan köylerinden birinde ciğer pareni toprağa ver. Annem bir hafta kendine gelememişti. Hastalığının tekrar seyredeceğinden korkmuştuk. Hani derler ya ”ateş düştüğü yeri yakar.” Şaban’ın ölümü de Akıncı Ailesini yakmıştı.

Hasanköy’deki Sosyo-ekonomik uyumsuzluğun ve işsizliğin üzerine tuz biber eken  kardeşim Şaban’ın  öbür dünyaya göç etmesi oldu.  Muhacirliğimizin ilk üç ayında ilk insan kaybımızı vermiştik. Sonrası da gelecekti Çukurova’daki pamuk tarlalarında mevsimlik işçi olarak çalışırken.

1951 yılı Temmuz ayının sonuna  kadar köyde kaldık. Babam köyde ve yakın çevresinde bedensel güç gerektiren işler aradı fakat bulamadı. Ayrıca Bulgaristan’daki köyümüzden çok farklı bir Sosyo-ekonomik yapısı olan Hasan Köyün sakinleri ile uyum sağlamamız ve asimile olmamız da mümkün olamazdı.  Diğer köylere dağıtılmış olan Karagözler muhacirlerinin de durumları bizden farklı değildi. Buralardan gitmeliydik ama nasıl?

Ağustos ayına girmiş, diğer köylerdekilerle de haberleşerek durumumuza çözüm aranıyordu. Elbistan kazasına giden bazı Karagözlüler Çukurova’dan gelen, adına elçi denilen  bazı kişilerin mevsimlik işçi aradıklarını öğrenmişlerdi. Mevsimlik işçi olarak Çukurova’ya gitmek kurtuluşumuz olabilirdi. Karar verildi. Çukurova’ya gidilecekti. Bizler için günlerin neler getireceği pek belli olmayan yeni bir göç olayı başlamak üzereydi…

Share Button