Aralık 1951, Yeşilova Köyü Osmaniye Adana…

‘’Babam nerede ana?’’ demiştik kardeşimle anneme. Bütün gün ortalıkta görünmediği gibi akşam karanlığı çöktüğü halde babam yoktu konaklama yerimizde. Pek alışık olmadığımız bir durumdu… Konaklama yerindeki çadırımızın çevresini süpürmekte olan annem ‘’Babanız kışı geçireceğimiz bir yer bulmaya gitti.’’ Demişti. Arkasından da kardeşimle bana ait eşyaların düzenli bir şekilde bir fıstık torbasında toplanmasını istemişti. İstemişti çünkü Osmaniye’de mevsimlik işçi dönemi sona ermişti.

Elbistan köylerinden bizi Çukurova’ya getiren Elçiler, yaptıkları masrafları kestikten sonra, ücretlerimizi vermişler ancak yeni bir konaklama yeri gösterememişlerdi. Elbistan köylerine geri dönmek istemediğimize göre, başımızın çaresine bakmalıydık. Bu nedenle, Babamla birlikte Hüseyin ve Kerim dayılarım da kışı geçirmemizi sağlayacak bir yer arayışına girmişlerdi. Her an, henüz bizce bilinmeyen bir yere göç edebilirdik.

Osmaniye civarındaki Toprakkale ve Haruniye gibi yerleşim birimlerinin köylerinde Karagözler Köyünden gelen göçmenlerden bazılarının iskân edildiklerini tarla sahibinden ve elçilerden duymuştu babam. Babam Osmaniye Yeşilova Köyünde atalarımızdan bazılarına rastlaya bilirim ümidiyle gitmişti. Öyle söylemişti annem. Birkaç gün sonra babam güleryüzle dönmüştü konaklama yerimize. Yeşilova muhtarlığının Merkez Mahallesi 1937 yılında Balkan Muhacirleri tarafından kurulmuştu. Yeşilova köylülerinden birinin oldukça uzaktan akraba olduğumuzu da öğrenmişti babam. Nitekim sonraki günlerde Ömer Dayı demiştik oldukça uzaktan akrabamıza.

Ömer Dayı Yeşilova köyünde kışı geçirebileceğimizi söylemişti babama. Böylece 1951 yılını 1952 yılına bağlayan kış aylarını geçireceğimiz bir köy bulmanın sevinciyle yeni bir göç hazırlığına başlamıştık… Kısa sürede toparlanmış, Ömer dayının temin ettiği bir kamyonla Yeşilova’ya taşınmıştık.

Köyde hatırı sayılır bir konumda olan Ömer dayının bizleri uzaktan akraba olarak tanıtmasıyla diğer köylüler de bizlere kucak açmışlardı. Başta Ömer Dayı olmak üzere, köylülerden bazıları hayvan ahırlarından bazılarını boşaltarak bizlere tahsis etmişlerdi. Oldukça becerikli olan büyüklerimizin kısa zamanda düzenledikleri hayvan ahırlarından bozma evlerimiz bizlere saray gibi gelmişti. Gelmişti çünkü aylardır ilk kez kapalı yerlerde yatıp uyuyacaktık. Üstelik Yeşilova biraz da Bulgaristan’daki köyümüzü andırıyordu. Yeşilova köylüleri eski gelenek ve göreneklerine bağlıydılar, manevi yönleri de kuvvetliydi. Sosyal yaşamları bize uygundu, köye çabuk uyum sağlamıştık.

Zamanla köyün içinde bulunduğu ovayı gezip, gördükten sonra köye neden Yeşilova dendiğini de anlamıştık. Amanos Dağları’nın batı yamaçlarında yer alan köyle birlikte köyün içinde yer aldığı Düziçi ovasında her yer yemyeşildi çünkü. Düziçi Ovası kuzeyinde Ceyhan Nehri, Berke ve Aslantaş Barajları, doğusunda Amanos Dağları ile Bahçe ilçesi, kuzeybatısında Kadirli, kuzeydoğusunda Kahramanmaraş ilinin Andırın ilçesi, güneyinde Osmaniye ile çevriliydi.

Çocukluk anılarımın unutulmazları arasında yer alan Osmaniye yeryüzü yüzey şekillerinden birçoğunu bünyesinde toplamış ender yerlerden biridir. Arazi güneyden itibaren kuzeye ve doğuya doğru gittikçe yükselir. Batı kesimlerinde Adana ovasının düzlükleri yer alır. Kuzeyinde zorlukla geçtiğimiz Amanos dağları (Gâvur dağları), kuzeybatı yönünde Toros dağları, doğusunda Dumanlı, Düldül ve Tırtıl dağları bulunur. Dağlar ile ovalar arasında hafif engebeli araziler bulunur. Ovalık arazileri en çok Merkez, Toprakkale, Kadirli ve Düziçi ilçelerinde bulunmaktadır.

270 total views, 5 views today

Share Button