Osmaniye Yeşilova Köyünde, hayvan ahırından bozma da olsa, Ömer Dayı tarafından bize tahsis edilen tek gözlü ev pamuk tarlalarındaki naylon çadırlarımızdan sonra saray gibi gelmişti. 1951 yılını 1952 yılına bağlayan kış ve bahar aylarını Yeşilova’da geçirmiştik. Bulgaristan göçünden yaklaşık 18 ay sonra Niğde merkez köylerinden biri olan Misli Köyüne iskân edildiğimizi öğrenmiştik. Yeni bir göç daha yapacaktık ama sonunda yerleşik bir düzene de geçmiş olacaktık.

Yeşilova tren istasyonuna yakındı. Diğer taraftan Adana-Mersin arasında bulunan Yenice tren istasyonundan aktarmalı kalkan trenler Ulukışla-kayseri arasındaki Hüyük tren istasyonundan geçiyordu. Misli Köyü de İstasyonun yaklaşık 6 km kuzey-batısındaydı. Yeşilova’dan Misli ’ye en kolay ulaşım tren yoluyla gerçekleşecekti.

1952 yılı Temmuz ayı başlarında, bize kucak açıp barınma yeri veren başta Ömer dayı olmak üzere, Yeşilova köylülerine şükranlarımızı sunduktan sonra vedalaştık. Köyden yaklaşık 18 km güney-doğuda olan tren garına bizleri traktöre bağlı römorkör Ömer dayı götürmüştü. Vagonlara yüklenen eşyalarla beraber bizler de binmiştik. 1952 yılının koşullarında yaklaşık 350 km’lik yolculuğumuz iki gün sürmüştü sanıyorum. Hüyük istasyonunda indirilen eşyalarımız, bir süre sonra Misli Köyünden temin edilen öküz ya da at arabalarıyla köye taşınmıştı.

Yeşilova Köyünden sonra Misli Köyü bizi hayal kırıklığına uğratmıştı. Köye girdiğimizde tek bir ağaç göremediğimiz gibi, sanki terkedilmiş ve unutulmuş bir yerleşim birimi havası ile karşılaşmıştık. Akarsu ve dere oluşumlarına rastlamadığımız köyde taş ve kumdan başka bir şey yoktu. Bir süre sonra eşyalarımızı indirdiğimiz bölgede yer altı mekânlarının, mağaraların bulunduğunun farkına varmıştık.

Rum Kilisesi Misli Niğde

1926 yılına kadar bir Rum Köyü olan Misli ‘ye Rumlar Misthi diyorlarmış. Terkedilmiş gibi görünen köyün sakinleri 1924 yılı Nüfus Mübadelesinde Selanik’ten göçen Türklerin bir bölümü oluşturuyordu. Bir bölümü oluşturuyordu çünkü bir bölümü de çalışmak için başta Çukurova olmak üzere diğer illere gitmişlerdi. Yıllar sonra bir bölümünün de Yunanistan’a geri döndüğünü öğreniyoruz.

Köyde bize tahsis edilecek evler yoktu. Geçici barınma yerleri olarak yine çadırlarımızı kurduk. Un çuvalları ve tandırlar ortaya çıktı. Ateş yakmak için de, odun, çalı çırpı olmadığı için, hayvan dışkısı ve samandan yapılan tezekler kullanıldı. Selanik muhacirleri, elverdiğince bizlere yardımcı olmaya çalıştılar.

Misli Rum Kilisesi

Misli Köyüne taşındıktan bir süre sonra Niğde’den gelen bazı devlet görevlileri babalarımıza ev yapacak ve hiç olmazsa 6 ay yaşamımızı idare ettirecek kadar nakit para verdiklerini öğreniyoruz babalarımızdan. Ayrıca ailelerde kişi başına 25 dönüm olacak şekilde Misli Ovasından tarla vermişlerdi. Biz dört kişilik aile olduğumuzdan 150 dönüm arazi düşmüştü.

Yeni bir yaşam biçimimiz başlamak üzereydi…

103 total views, 1 views today

Share Button