Mayıs 1951,  Maraş (Markasi)…

Haydarpaşa garından hareketle, üç dört günlük zahmetli bir yolculuktan sonra ulaşmıştık Maraş iline.  Anımsadığım kadarıyla 10-12 aile birlikteydik. Maraş İlinin Muhacirlerin ihtiyaçlarını karşılama ve yerleştirme birimi yetkilileri tarafından karşılanmış, zorunlu bir takım ihtiyaçlarımız giderilmiş ve bir süre dinlenmemiz sağlanmıştı. Büyüklerimiz tarafından Elbistan köylerine gönderileceğimiz söyleniyordu…

Haydarpaşa’dan Maraş’a kadar bizimle birlikte yolculuk yapmak zorunda kalan tren görevlileriyle haşır neşir olmuştu büyüklerimiz. Onlar Bulgaristan ve göç hareketine neden olan asimilasyonu sormuşlar, büyüklerimiz de Maraş ve Elbistan köyleri hakkında bilgi edinmek istemişlerdi.

Güneydoğu Toroslar’ının uzantılarından biri olan Ahır Dağları’nın güney eteklerindeki alçak tepeler üzerine kurulu Maraş’ın antik adı Markasi, olup, önünde uzanan ve aynı adı taşıyan ovaya hâkim konumdaydı. Maraş İli topraklarının % 60’ı dağlarla, % 24’ü plato ve yaylalarla ve % 16’sı da ovalarla kaplıdır demişlerdi. Anlattıklarına göre Maraş Dağları Güney Torosların devamı olup, dağlar arasında geniş ovalar ve bol akarsular yer alıyordu.

Markasi Hititlerin dağılma döneminde kurulan Hitit Kent devletlerinden Gurgum’un merkeziydi. Gurgum kent devleti aralıklarla Urartular, Asurlular, Medler, Persler, Romalılar ve Pontus arasında el değiştirmişti. Bizans döneminde Marasion adıyla anılmış olan Markasi 16. Yüzyıl başlarında Osmanlı topraklarına katılmış  ve 1831’de adı Maraş olarak değiştirilmişti. 

1898’de Halep vilayetine bağlı bir sancak merkezi olan Maraş Mondros mütarekesinin imzalanması ile 22 Şubat 1919 da İngiliz işgali altına girmişti. İngilizler kısa bir süre sonra Musul’a karşılık Anadolu’nun güney kesiminden çekilmiş, 30 Ekim 1919 da Fransız birlikleri Maraş’a girmişti. 21 Ocak 1920’de başlayan Maraş kent savaşları sonunda Fransızlar çekilmişti.

Kurtuluş Savaşı sırasında halkın gösterdiği direnişten dolayı şehre TBMM tarafından 5 Nisan 1925 tarihinde İstiklal Madalyası verilmiş ve 7 Şubat 1973’te adı Kahramanmaraş olarak değiştirilmişti.

Maraş ilinde dağların çoğu akarsularla parçalanmış plato ve yaylalardan meydana geliyordu. Ovaların çoğu Ceyhan Nehri Vadisi boyunca uzanmaktaydı. Türkiye’nin dördüncü büyük ovası olan Maraş Ovasının uzunluğu 40 km, genişliği 20 kilometreydi. Ahır Dağı ile Çimen Dağı arasında yer alıyordu. İlin en önemli akarsuyu Ceyhan Nehri olup, diğer akarsuların hepsi Ceyhan Nehrine karışıyordu.

Yazları rüzgarlı ve serin olan Maraş, bahar aylarında yağışlı, kışları oldukça soğuk olan önemli bir tarım, bahçe ve bağcılık merkeziydi. Otlakça zengin dağları ve yaylalarıyla da hayvancılığa elverişli bir ortamı bulunmaktaydı. Ormancılık da önemli bir gelir kaynağı oluşturmaktaydı.

Share Button