20 Haziran 1955 Pazartesi, Osmaniye…

17 Haziran Cuma günü karnelerimizi almış, okullar da yaz tatiline girmişlerdi. Osmaniye sağlık kuruluşlarında yeterli donanım olmadığı gerekçesiyle annemin Mersin Devlet Hastanesi’ne sevkinden sonra kendi başımızın çaresine baktığımız gibi, okul ödevlerimizi de hiç aksatmadan yapmıştık. Bizim durumumuzu yakından izleyen öğretmenlerimiz de vardı. Kardeşimle bana her türlü yardımı yaptıkları gibi kolaylıklar da sağlıyorlardı. Ufak tefek hatalarımızı görmezden geliyorlardı. Okuldaki bu olumlu şartların da etkisiyle 1954-55 Eğitim ve Öğretim yılının ikinci dönemini de  başarı ile tamamlamış ve üçüncü sınıf olmuştuk.

Okulun tatile girmesiyle birlikte babam, işten geldiği Cumartesi akşamı kardeşimle bana, annemin Mersin Devlet Hastanesindeki tedavisinin oldukça uzun süreceğini, Mersin’e göç etmemiz gerektiğini söylemişti. Alıştığımız Karaçay Mahallesi, Karaçay Deresi, okulumuz ve arkadaşlarımızdan ayrılmak bizi hüzünlendirse de başka seçeneğimiz yoktu. Kabullendik…

Osmaniye Karaçay kıyısındaki, kiralık da olsa, evimizi sevmiştik. İyi anlaştığımız arkadaşlarımız olmuştu. Ayrıca ev sahibimiz de her konuda bize yardımcı oluyordu. Üzgün ve kırılgan olduğumuzu gören babam Mersin’e yabancılık çekmeyeceğimizi söylemişti. Misli ‘den sonra Bursa Karacabey taraflarına giden anneannem ve dayılarım da Mersin’e gelmişlerdi. Bu haber içimizi ferahlatmıştı. Cemile teyzem Karagöz Soyadını alan ve Karacabey’e yerleşen aileye gelin gitmişti.

İstemeyerek de olsa, arkadaşlarımız ve bize emeği geçen ev sahibi ve komşularımızla vedalaştık. Ev sahibimizin yardımıyla tutulan bir arabaya yüklenen eşyalarımızla Osmaniye Mamure Tren istasyonuna gitmiştik. Mamure Tren İstasyonu oldukça büyük ve heybetli bir yapıydı. Bir o kadar da sağlam görünüyordu. Hayranlık duymuştuk.

Hayranlık duyduğumuz Mamure tren istasyonunun Osmanlı döneminde, 1898 yılında İstanbul-Bağdat tren yolu kapsamında Almanlar tarafından yapılmış olduğunu öğrenmiştim görevlilerden. Her zaman meraklı, öğrenmeye istekli bir çocuk olmam bazen başımı belaya sokuyorsa da genelde olumlu sonuçlar doğurmuştu.

Hayranlıkla seyrettiğimiz istasyonda uzunca bir süre bekledikten sonra gelen kara tren vagonlarından birine eşyalarımız yüklenmiş ve Mersin’e doğru yolculuk başlamıştı. Osmaniye, Ceyhan, Yüreğir, Adana, Yenice, Tarsus rotası izlenerek, yaklaşık 5-6 saat yolculuktan sonra Mersin Garına ulaşmıştık. Mersinli olmuştuk…

Mersinli olmuştuk olmasına da ne kadar kalabilecektik mersin’de? Bu biraz da annemin sağlık sorunlarının yanı sıra geçim derdimizle de ilgiliydi. Bekleyip, görecektik…

Share Button