30 Ağustos 1956 Perşembe, Mersin…

Bu gün iki bayramı birden kutluyoruz kardeşimle. Annemin hastaneden taburcu olmasının yanı sıra babamın da sürekli bir işinin olmasıydı bayramlardan birincisi. 

Bayramlardan ikincisine gelince; 26 Ağustos 1922’de başlayıp, 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da Mustafa Kemal’in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ni anmak için kutlanan bayramdı. İşgal birliklerinin ülke sınırlarını terk etmesi daha sonra gerçekleşse de, 30 Ağustos sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsil ediyordu.

Dün, Çarşamba günü, taburcu etmişlerdi annemi. Oldukça iyi görünüyordu. Kurtuldu ailesini oluşturan anneannem ve dayılarım için de bayram havası olmuştu annemin taburcu olması. Özellikle anneannem, kızının sağlıklı olarak evine gelmesini büyük bir coşku ile kutlamıştı. Akşam annemle hasret gidermiştik. Ne de olsa daha çocuktuk. Boşuna dememişler ‘’Analı kuzu, kınalı kuzu’’ diye.

Sabah simitlerimizi sattıktan sonra, son aylarda ilk kez Akıncı Ailesi, simit-çay-peynir üçlüsüyle, eksiksiz olarak birlikte kahvaltı yaptı. Kardeşimle ben çok mutluyduk. Yüzü genelde gülmeyen babamın bile yüzü gülüyordu. Sanki aydınlanmıştı. Yer sofrasını annemle birlikte topladık. Yorulmasını istemiyorduk.

Birlikte yaptığımız kahvaltıdan sonra kardeşim evimizin su ihtiyacını karşılarken ben de avluyu da silip süpürdüm. Saat 10,00 civarında babamdan izin alarak 30 Ağustos şenlikleri için Cumhuriyet Meydanı’na gittik arkadaşlarla.

Diğer Milli Bayramlarda olduğu gibi 30 Ağustos Başkumandanlık Meydan Muharebesi’nin yıldönümü de Cumhuriyet Meydanı’nda kutlanmaktaydı. Mersin Cumhuriyet Meydanı, yalnızca bir kamusal mekân değildi. Kuzeyinde yer alan Halkevi ve Atatürk Heykeli ile bütünlük gösteren, Erken Cumhuriyet Dönemi’nde üretilmiş, halen Mersin Kültür Merkezi olarak kullanılan, ülkenin altı Devlet Opera ve Balesi’nden birine ev sahipliği yapan Halkevi binasının güneyindeki meydandır.

Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren, resmi ve sivil her türlü kutlama, tören ve gösteriler için kentteki birincil toplanma alanı olan bu kamusal mekân, giderek yoğunluğu artan kent merkezinde, araç trafiğinin işgal edemediği tek açık alandı. Cumhuriyet döneminde Halkevi ve Vali Konağı inşa edilmiş ve aynı dönemde çok sayıda, şu anda tescilli olarak koruma altında bulunan palmiye ağaçları dikilmişti.

Biz Cumhuriyet Meydanı’na ulaşıncaya kadar resmi tören sona ermişti. Halk oyunları ve diğer etkinlikler devam ediyordu. Fener alayı saat 19,30’da başlayacağını öğrendik. Kutlama Programında öyle yazıyordu. Arkadaşlarımızla sahile inerek Müftü Deresi’ne kadar yürüdük…

Share Button