7 Temmuz 1952 Pazartesi, Misli Köyü…

Osmaniye Yeşilova Köyünden 5 Temmuz Cumartesi günü bindiğimiz kara trenle, yaklaşık iki günde 320 km yol alarak Hüyük Tren İstasyonuna ulaşmıştık. İstasyonun yaklaşık 6 km kuzey-batısında Misli Köyünün olduğunu öğrenmiştik. Hüyük istasyonunda indirilen eşyalarımız, bir süre sonra Misli Köyünden temin edilen öküz ya da at arabalarıyla köye taşınmıştı.

Misli Köyü bizi hayal kırıklığına uğratmıştı. Köye girdiğimizde tek bir dikili ağaç göremediğimiz gibi, sanki terk edilmiş ve unutulmuş bir yerleşim birimi havası ile karşılaşmıştık. Akarsu ve dere oluşumlarına rastlamadığımız köyde taş ve kumdan başka bir şey yoktu.

1926 yılına kadar bir Rum Köyü olan Misli ‘ye Rumlar Misthi diyorlarmış. Rum varlığının en belirgin kanıtı Misli Rum Kilisesiydi. Terk edilmiş gibi görünen köyün sakinlerini 1924 yılı Nüfus Mübadelesinde Selanik’ten göçen Türklerin bir bölümü oluşturuyordu. Bir bölümü oluşturuyordu çünkü bir bölümü de çalışmak için başta Çukurova olmak üzere diğer illere gitmişlerdi. Yıllar sonra bir bölümünün de Yunanistan’a geri döndüğünü öğrenmiştik.

Mağaralar bölgesinde geçici barınma yerleri olarak çadırlarımızı kurmuştuk. Un çuvalları ve tandırlar ortaya çıkmıştı. Ateş yakmak için de köylülerden yardım istemiş, hayvan dışkısı ve samandan yapılan tezekler kullanılmıştı. Selanik muhacirleri, elverdiğince bizlere yardımcı olmaya çalışmışlardı.

Niğde Toprak İskân Müdürlüğü’nden gelecek olanları bekleyecektik. Rumlardan kalma hazine arazileri işleyecek sahiplerini bekliyor. Demişlerdi köy sakinlerinden bazıları. Yeni bir yaşam biçimimiz başlamak üzereydi…                                                                                         

Share Button