16 Mayıs 1955 Pazartesi, Osmaniye…

Annem bu sabah da kan tükürmüş ve zor kalkmıştı. Kahvaltıyı babam hazırlamıştı. Kahvaltıdan sonra kardeşimle ben okul hazırlıklarını yaparken babam ”Mehmet, Mustafa… Ben annenizi tekrar hastaneye götüreceğim. Okul dönüşü evde olmazsak merak etmeyin.” Demişti.

Annemin kuru öksürükleri Şubat ayının ilk haftasından beri aralıksız sürmekteydi. Üstüne üstlük sabahları  ateşi çıkmaya başlıyor, öğleden sonra yükseliyor ve gittikçe artıyordu.  İştahı azalmış, yemek yiyemez olmuş ve iyice zayıflamıştı. Nisan ayının son haftasında kan tükürdüğünü görmüştük. Bunun üzerine babam Osmaniye devlet Hastanesi’ne götürmüş, geçmişte iki ay tedavi gördüğünü de anlatmıştı.

1951 yılı Mart ayının karlı ve oldukça soğuk  bir gününde başlayan göç sırasında da kan tükürmüştü annem. Edirne Göçmen misafirhanesi doktorları ince hastalık teşhisi koymuşlar, bizimle Maraş Elbistan’a gelmesine izin vermemişlerdi. Babam da yanında kalmıştı. İki ay tedavi gördükten sonra bizimle buluşmuşlardı.

Biz okula gitmiş, babam da annemle Osmaniye Devlet Hastanesi’ne gitmişti. Okul sonrası annemi yatarken bulmuştuk evde. Kuvvetli beslenmesi gerektiğini söyleyen doktorlar, güçlü bir tedavi için Mersin Devlet Hastanesi’ne götürülmesini öğütlemişlerdi. Doktorların birinci önerisini dikkate alan babam, bir süre dinlenmesi ve beslenmesi için tedarikte bulunmuştu. Ne var ki annemin iyileşmesi bir tarafa daha da ağırlaşıyordu.

Hastalığının ağırlaştığı Mayıs ayının ilk günlerinde tekrar hastaneye götürülen annem için, teşhis ve tedavinin Osmaniye sağlık kuruluşlarında yapılamayacağı kararı üzerine, hastane yönetimince Mersin Devlet Hastanesi’ne sevki yapılmıştı. Tedavi için başka seçenek kalmadığından, sevk ve sağlık raporlarıyla birlikte babam annemi Mersin’e götürmüş ve hastaneye yatırmıştı.

Okulumuzun tatile girmesine daha bir aydan fazla zaman vardı. Babam hem iş peşinde koşacak hem de ara sıra Mersin’e annemi ziyarete gidecekti. Kardeşimle ben başımızın çaresine bakmak zorundaydık. Bakıyorduk da… Yeme içme konusunda ev sahibimizin bize çok yardımcı olduğunu anımsıyorum. Adeta kardeşimle beni korumaya almıştı. Dayanışmanın ve insan olmanın önemini yaşayarak öğreniyorduk ve öğrenecek çok şeyimiz vardı…

Share Button