9 Kasım 1957 Cumartesi, Bor

Babamın Necati Bey’in elma bahçesindeki görevi sona eriyordu. Kasım ayının ortasına kadar anlaşmışlardı. Bahçedeki hasat da bitmişti zaten. Bir taraftan bahçeye giderken bir taraftan da Bor ve çevresinde, hiç olmazsa günübirlik, iş bulabilir miyim diye araştırma yapıyordu. Yapılan araştırmalardan olumlu sonuç alamadı.

Bize gelince… Mersin Kuvayi Milliye İlkokulu’ndan nakil gelmiştik 29 Ekim İlkokulu’na. Yaz tatilinde iyi hazırlanmamızı sağlamıştı emekli Türkçe Öğretmeni Necati Bey. Kardeşim de ben de ilk yazılılardan oldukça iyi notlar almıştık. Okulda kendimizi kanıtlamıştık.

Hafta içinde ve hafta tatillerinde simit satışlarımız devam etti. Çok erken kalkıyor, satabileceğimiz kadar simit alıp, saat 7,30’a kadar satış yapıyor ve evdeki kahvaltıdan sonra okula gidiyoruz. Sokubaşı Mahallesinde ”Simit, Çay ve Peynir” üçlüsünü sevenler bizi tanımış, simitlerimizi bekler olmuşlardı. Bize göre her şey yolunda görünüyordu.

İki gün önce akşam yemeğinden sonra babam ‘’Çocuklar, yarın Misli Köyü’ne gideyim. Hem eve hem de mülkiyetsiz tarlalarımıza bakayım.’’ Dedi. Şunun şurasında yaklaşık 40 km uzaktaydı köyümüz. Yaklaşık 18 km uzaklıktaki Niğde Otogarına ulaşıp, akşamüzeri köyün külüstür arabasıyla devam edecekti.

İki gün sonra köyden geri döndüğünde yüzü asık ve morali bozuktu. ‘’Hayrola Baba…’’ Dedik endişeyle. Kalbimiz sıkışmıştı… Uzun bir suskunluktan sonra ‘’Nasıl söylesem Bilmem?’’ Dedi.  Sakalını karıştırarak uzun süre düşündükten sonra ‘’Misli ’ye geri dönmek zorundayız çocuklar.’’ Hazine yetkilileri köye dönmemizi şart koşmuştu tarlaların mülkiyeti için. ’’Yine mi Göç?’’ Dedik…

Başımızdan kaynar sular döküldü adeta.  Birinci yarıyılın ortalarına geldiğimiz bir zamanda okul değiştirmek nasıl bir şeydi?. Nasıl olur du? Düşünemiyordum bir türlü.

Babam gözleri yerde, sakalını sıvazlayıp durdu. Gözlerini kaldırıp bizlere bakamadı. Çaresiz kaldığı, çaresizliğinin yanı sıra işsiz de kaldığı için adeta utanıyordu. Çocuklarına rahat ve yerleşik bir yaşam sunamamış olmasının ezikliği içindeydi.

Dışarıya vurmuş ruh halini, çaresizliğini ve bitmişliğini gördüm bakınca… ‘’Gideriz baba’’ Dedim. Annemle kardeşim de onayladı sözlerimi.  Gözleri yaşarmış olarak, teker teker bize bakan babam, sessizce minnet duygularını dile getiriyordu. Biz bir aileydik. Ne badireler atlatmıştık, bunu da atlatır ve en iyi sonuçları çıkarmanın bir yolunu bulurduk.

Akıncı ailesi Kasım ayının ortalarında Misli Köyü’ne göç etme kararı aldı.

Share Button