18 Kasım 1957 Pazartesi, Misli…

Dün Niğde Bor’dan Misli Köyü’ne geldik. 16 Kasım Cumartesi günü Bayrak Merasiminden sonra  öğretmenlerimiz ve sınıf arkadaşlarımıza veda ettik. Öğretmenlerimiz yardımcı olamamanın üzüntüsü içindeydiler. Duygu yüklü bir vedalaşma oldu.  Ardından bütün yaz boyunca kardeşimle beni beşinci sınıfa hazırlayan, kitaplar veren emekli Türkçe Öğretmeni Necati Bey öğretmenimize uğradık.  Yardımları ve göstermiş olduğu yakın ilgiye teşekkür ettik. Necati Bey de babama iş bulamadığı üzülmüştü. Ellerini öperek yanından ayrıldık.

Akşam yemeğinden sora eşyalarımızı toplayıp, denk haline getirdik. Zaten ne kadar eşyamız vardı ki. Denk haline getirdiğimiz eşyalarımızı Pazar günü istasyondaki kara trene yükledik. Akşam üzeri de Misli’nin yaklaşık 6 km güney-batısındaki Hüyük İstasyonuna, babamın bulduğu bir at arabasıyla da Misli Köyü’ne ulaştık.

Eşyalarımızı indirdiğimizde ilk gözüme çarpan, taş duvarlar kaybolmuş, avlumuz neredeyse yok olmuştu. Üç yıl sonra geri döndüğümüzde, kapalı kalmış olan evimiz pek fazla zarar görmemiş olmakla birlikte esaslı bir bakım gerekiyordu.  Köylerde askeri nöbet kulübesine benzetilen kenef adını verdiğimiz tuvalet ise yok olmuştu. İşimiz çoktu.

Bir taraftan evi temizlemeye diğer taraftan eşyalarımızı yerleştirmeye çalışırken birinci sınıftan arkadaşımız olan Osman ile annesi Hatice Teyze geldiler. Hoş beşten sonra yardımcı oldular. Bir ara ortalıktan kaybolan Hatice Teyze akşam yemeği için bir şeyler getirdi. Hem karnımız doydu hem de eski dostlarımıza kavuşmuştuk. Yalnızlık duygusu bir ölçüde giderilmişti. Osman, candan ve samimi bir arkadaşımızdı. Bizleri unutmamıştı.

Sabah kahvaltımızdan sonra babam önde, kardeşimle ben arkasında okula gittik. Henüz ders zili çalmamıştı. Öğrenciler bahçede oynuyorlardı. Bizi gören Osman koşarak yanımıza geldi, babamın elini öptükten sonra ‘’Okul Başöğretmeni Bayezid Tuna’dır. Sizi odasına götüreyim.’’ Dedi. Birlikte Bayezid Öğretmene gittik. Babam öğrenim durumumuzla ilgili belgeleri verdikten sonra, ‘’çocuklarım 1953 yılında burada birinci sınıfa başlamışlardı. Zorunluluktan Osmaniye’ye gittik. İkinci sınıfı Osmaniye’de, üçüncü ve dördüncü sınıfı Mersin’de okudular. Beşinci sınıfı Bor’da okumaya başlamışlardı. Zorunluluktan köye döndük.’’ Dedi.

Önce babamı sonra da bizleri süzen Bayezid Başöğretmen ‘’amma çok yer gezmişsiniz. Neyse… Hoş geldiniz. Ben hemen kayıtların yapayım.’’ Dedi. Kaydımızı yaptıktan sonra kapıda beklemekte olan Osman’a ‘’arkadaşlarını sınıfınıza götür.’’ Dedi. Sınıfa birlikte gittik. 4 yıl önce birinci sınıfa başladığımız okulda pek fazla bir şey değişmemişti. Yine yeterli öğrenci ve öğretmen yoktu. Dördüncü ve beşinci sınıflar aynı derslikte birlikte ders yapıyorlardı.

Üç yıl sonra tekrar Niğde Misli’ ye dönmek… Demek yeni bir arkadaş çevresi, yeni öğretmenler ve uyum sorunları… Demekti. Yakıtsız, odunsuz bir kış geçirmek… Demekti. 

İlk gün derslerimizi yapıp eve geldiğimizde babam avlu duvarıyla birlikte kenefi de onarmıştı. Annem de Hatice Teyzenin yardımıyla evimizi oldukça yaşanacak hale getirmişti. Evimiz barınacak hale getirilmişti…Ev barınacak hale gelmişti ama babam yine işsizdi. Bor’da iş bulamadığı gibi burada da iş bulma olanağı yoktu.

Yine Mersin’e iş bulmak umuduyla gidecekti birkaç gün sonra…

Share Button