21 Ağustos 1958 Perşembe, Misli (Konaklı)…

Salı sabahı Niğde’ye gidecek olan köyün külüstür otobüsüne yetişmek için, annemin dualarıyla, erkenden çıktık evden. Otobüstekiler ”Hayrola sabah sabah nereye?” Dediler. ”İvriz İlköğretmen Okulu Leyli Meccani sınavlarına gidiyoruz.” Dedim. ”Nedir O?” Dediler. ”Parasız yatılı okul sınavlarıyla başarılı köy çocuklarını alıyorlar. Okutuyorlar, öğretmen olarak yetiştiriyorlar.” Dedim. Tamamı ”Allah yardımcınız olsun, başarılar dileriz.” Dediler. Teşekkür ettik. Yolculuk boyunca İvriz’deki parasız yatılı okul ve Köy Enstitüleri konuşuldu. Daha doğrusu ben anlattım onlar dinledi.

Misli Köyü’nde ilkokuldan sonra eğitim ve öğrenimini devam ettiren pek öğrenci olmamıştı. Köyde Orta Okul olmaması en büyük engellerden biriydi. Ailelerine yardımcı olmayı seçmişlerdi. Seçmişlerdi çünkü ailelerin çocuklarını Niğde’de okutacak ekonomik güçleri yoktu. Tarlalarında tahıl hasadı, hasat sonrası ürünün saplarından ayrılması, sonrasında patates ve burçak hasadında da çalışıyorlardı. Biz ilklerden dik. Köyden çıkmayı, uçmayı denemiştik. Bu nedenle köyde hem öğretmenlerimizin hem de köy sakinlerinin nazarında özel bir yerimiz olmuştu.

Yarım saat yolculuktan sonra, saat 08,00’de,  Niğde’deydik. Bizi karşılayan Bayezid Tuna öğretmenimiz önde biz arkasında sınav salonuna gittik. Saat 09,00’da başlayan birinci oturumda Matematik dersinden yazılı sınava vardı. Sınav sorularını görünce neşem yerine geldi. Hepsi bildiğim sorulardı. Rahatlıkla, zamanından önce bitirdim. Bir kez daha kontrol ettim. Sınavdan çıktığımızda bizi beklemekte olan Bayezid öğretmenimiz  ”Haydi çocuklar, birlikte bir öğle yemeği yiyelim” Dedi. İnce bir davranıştı, babamız gibiydi. Köy Enstitüsü kökenli öğretmenler böyleydi.

Yemek yerken bir taraftan da sınavla ilgili izlenimlerimizi dinledi. Olumlu yanıtlar vermiştik. Memnun oldu, gözlerinin içi gülüyordu. Çok emek vermişti bizlere. Yemekten sonra bizi sınav salonuna kadar götürüp, başarılar diledi.  Saat 14,00’de başlayan ikinci oturumda  Fen Bilgisinden sınav vardı. Zorlanmadan bütün soruları yapmıştım. İlk gün sınavları benim için oldukça iyi geçmişti. Sınav salonu çıkışında Bayezid Öğretmenimiz bizi bekliyordu. Yanında köyümüzden biri daha, Yakup Amca vardı. 

Bayezid öğretmenimiz önce sınav sonuçların sordu. Ben oldukça iyi olduğunu söyledim. Kardeşim biraz tereddütlüydü, yine de iyi geçtiğini söyledi.  Oldukça olumlu yanıtlar alan öğretmenimiz ‘’Gece nerede kalacaksınız, kalacak yeriniz var mı?’’ Diye sordu. Her nasılsa, Niğde’ye sınavlar için geldiğimizi öğrenmiş olan köylümüz Yakup Amca ‘’İtirazları olmazsa ben de kalacaklar Hocam. Ben onları yarın sabah erkenden getirir, size teslim ederim.’’ Dedi. Neden itirazım olsun du? Yatacak yerimiz yoktu. Bize sahip çıkmıştı. Çok duygulanmıştım Yakup Amcanın da bize sahip çıkmasına. ‘’Tamam, öyleyse, yarın görüşürüz çocuklar.’’ Dedikten sonra Bayezid öğretmenimiz bizden ayrıldı.

‘’Bu gece benim misafirim olacaksınız.’’ Diyen Yakup Amcanın peşine düştük. Niğde Kalesi yamaçlarında bulunan bir mağara girişini kendine mekân edinmiş, bir bekarın oturabileceği mağara eve dönüştürmüştü. Kapadokya bölgesinde yer alan Niğde’deki kale mağarası da rahatlıkla oyulmuş, istenilen şekli almıştı.  ”Mağara hem serin oluyor, hem de kira ödemek zorunda kalmıyorum.” Dedi Yakup Amca. Bize yer ve yatacak yer gösterdikten sonra karnımızı doyurdu. Yemekten sonra da çalışma ortamı sağladı. Çarşamba sabahı kalktığımızda kahvaltıyı hazır bulduk. Peynir, zeytin ekmekle çayımızı içtikten sonra da sınav salonuna götürdü. ”Allah zihin açıklığı versin.” Dediği sırada da Bayezid öğretmenim gelmişti.

İkinci gün birinci oturumda Türkçe, öğleden sonraki ikinci oturumda Sosyal Bilgilerden sınav olduk. Bana göre Sınavları başarıyla geçmiştik. Son sınavdan çıktığımızda bizi bekleyen Bayezid Öğretmenim ”Haydi çocuklar birlikte birer çay içelim.” Dedikten sonra civardaki kahvehanelerden birine götürüp, çay söyledi. Sınavla sorularıyla ilgili bilgi aldı. İki gün süren yazılı sınavlarda oldukça başarılı olmuştum. Olmak zorundaydım. Yaz tatilinde iyi hazırlanmıştım. Sorular hiç yabancı gelmemişti. Sonuçtan memnun oldu. Kardeşim Mustafa benim kadar emin değildi yaptıklarından. ”Hiç belli olmaz, üzülme Mustafa.” Dedikten sonra bizi otobüs garajına kadar yolcu etti.

Akşamüzeri köye dönmek üzere bindiğimiz Misli sakinleri ”Geçmiş olsun çocuklar. Nasıl geçti sınavlarınız?” Dediler. Oldukça iyi geçtiğini söyleyince de ”Allah başarılarınızın devamını getirsin.” Dediler. Yolculuğun nasıl geçtiğini anlamadan köye gelmiştik. Annem heyecanla kapılarda bizi bekliyordu. Bizi görünce yüzü aydınlandı. ”Bitti mi sınavlarınız?” Dedi. ”Bitti anne.” Dedikten sonra ellerini öptük, sonra da ”sınavlar başarılı geçti, kazanacağız inşallah anne.” Dedik. Yüzüne yayılan gülümsemeden çok mutlu olduğu görülüyordu. Biz de mutlu olmuştuk. Sonuçları bekleyip görecektik…

Share Button