17 Eylül 1958 Çarşamba, Misli (Konaklı)…

Leyli meccani olarak adlandırılan parasız yatılı okullar fukara çocuklarının kurtuluş reçetesiydi. Köy Enstitüleri ve ardılları olan İlköğretmen okullarıyla askeri okullar leyli meccani olarak öğrenci almaktaydılar. İvriz İlköğretmen Okulu da bunlardan biriydi. 19 Ağustos’ta iki gün süren parasız yatılı sınavlarına katılmış, kendimce oldukça başarılı da olmuştum. 25 gündür sonuçlarını bekliyordum.

15 Eylül Pazartesi günü, akşamüzeri, Niğde’den gelen köy otobüsüyle birlikte benim için müjdeli haber geldi. İvriz İlköğretmen Okulu Müdürlüğü gönderdiği, yazıda yazılı sınavı kazandığımı ve 19 Eylül Cuma günü yapılacak sözlü sınavda hazır bulunmam gerektiğini yazmıştı. Kardeşim kazanamamıştı. Buruk bir sevinç yaşandı evimizde. Bayezid öğretmenimizin de devreye girmesiyle, kardeşimin önümüzdeki yıl ilkokul beşinci sınıfı tekrar ederek bilgilerini taze tutması kararlaştırıldı.

Bir yolunu bulup Mersin’de çalışmakta olan babama durumu bildirdik. Beni sözlü sınav için Konya Ereğlisi’ne yaklaşık 10 km uzaklıktaki okula götürmesi gerekecekti. Dün öğleye doğru babam da geldi. İki oğlundan birinin parasız yatılı olarak okuma hakkını kazanma aşamasında oluşuna çok sevinmişti. Gözlerinin içi gülüyordu.

Bu sabah erkenden otobüsle Niğde’deki bitpazarına gittik. Bana takım elbise, gömlek ve ayakkabı alındı. Evin bazı ihtiyaçları da tamamlandıktan sonra eve döndük. İçim içime sığmıyordu. Alınanları giymek ve üzerimde nasıl durduğunu görmek istiyordum. Gerçi almadan önce denemiştik ama yine de evde görmek istiyordum. Giydim…Alınanların hepsi üstüme tam oturdu. Bendeki çalımı görecektiniz. Hem yazılı sınavı kazanmış hem de takım elbise sahibi olmuştum. Çocuklar gibi şendik deyimi tam da bana uymuştu…

Ben alınanları prova mahiyetinde giyip, kendimce çalım atarken kardeşim arkadaşlarıyla çelik çomak oynamaya gitmişti üzüntüsünü belli etmemek için. Yaklaşık yarım saat sonra ben de çıktım çelik çomak oynanmakta olan alana. Başta Osman olmak üzere diğer arkadaşlarım kutlayıp, başarı dileklerini ilettiler. Osman’a annesinin evde olup, olmadığını sordum. Olumlu yanıt alınca da Hatice Teyzeyi ziyarete gittim.

Ellerini öptüğüm Hatice Teyze’ye ödünç aldığımız ‘’Osman’ımın Pantolon Parası’’ 10 Lirayı verip, binlerce teşekkür ettim. İvrizli olmaya bir adım kaldığını, bunun gerçekleşmesinde bize verilen 10 Liranın önemini anlattım. ‘’Hakkını helal et Hatice Teyze.’’ Dedim. Gözleri yaşarmış ve duygulanmıştı. ‘’Helal olsun evladım. Sen de benim çocuklarımdan biri sayılırsın.’’ Dedi.

Hatice Teyze’den sonra okula gittim. Bayezid öğretmenim 1958-59 Eğitim ve Öğretim Yılı için hazırlık yapıyordu. Ellerini öptükten sonra teşekkür ettim. Beni yetiştirmenin ve sınav kazandırmanın gururunu yaşıyordu. ‘’Önemli olan yazılı sınavları kazanmaktı. Sözlü sınavı nasılsa kazanırsın. Buradaki başarılarını orada da sürdür.’’ Dedi. Yaklaşık yarım saat İvriz Köy Enstitüsü’nü bir kez daha anlattı. ‘’Başarılarını sürdür.’’ Dedi. Tekrar teşekkür ederek eve döndüm.

Bana önce İvriz’in sonra da tüm öğrenim hayatımın kapılarının açılmasını sağlayan başta Bayezid Tuna Öğretmenimiz olmak üzere Hatice Teyze ile Yakup Amcayı hiç unutmadım, şükranla andım. Mekânları Cennet olsun dedim…

Share Button