1955 Temmuz, Ulu Camii ve sahil…

Biz Muhacirler, köylülükten modern bir kente dönüşmeye başladığı bir dönemde gelmiştik Mersin’e. 1800’lerin başında bir balıkçı köyü olan Mersin Tarsus’a, Tarsus da Adana’ya bağlı birer yerleşim birimiydiler.

1830’lardan sonra, Çukurova’da pamuk ekiminin başlamasının ardından ilk çırçır fabrikaları, ardından da tekstil fabrikaları Tarsus ve Mersin’de kurulmuştu. Böylelikle hem tarımdan sanayiye hem de tarımdaki ırgatlıktan sanayi işçiliğine geçişin ilk adımları ortaya çıkmıştı. Şadi Eliyeşil’in fabrikalarında yüzlerce sanayi işçisi çalışıyordu. Bunların bir bölümünü de Göçmen Barakalarında yaşayanlar oluşturuyordu.

Pamuk tarlalarından elde edilen sanayi ham maddesinin, işlenmesi için fabrikalara taşınması gerekiyordu. Üretilen tekstilin de dağıtımı, pazarlara çıkabilmesi için ulaşım ağının genişletilmesi zorunluluğu vardı. Arzu edilen ulaşım ağı Tarsus’tan sağlanamaz olmuştu. Başlangıçta bir liman kenti olan Tarsus bu özelliğini kaybetmişti. Bunun bir sonucu olarak 1886’da Bağdat Demiryolunun Adana-Tarsus-Mersin bağlantısının kurulmasını sağlandı. Sağlandı çünkü Antik Çağ’dan 17. yüzyıla kadar bir liman kenti olan Tarsus bu özelliğini kaybetmişti.  

M.S. 5 yüzyılda Roma İmparatoru Justinianus, özellikle kış aylarında kentte su baskınına neden olduğu için Berdan Nehri’nin yatağını değiştirmişti. Böylelikle bugünkü Tarsus şelalesi meydana gelmişti. Gelmişti gelmesine ama kentin içinden geçen nehir yatağı kurumuş, bu suyun ulaştığı Regma Gölü olarak bilinen lagün, yeterli suyu alamadığı için, zamanla Karabucak bataklıklarına dönüşerek, liman olarak önemini yitirmişti. Yeni bir limana ihtiyaç doğmuştu. En yakın liman da Mersin’de bulunuyordu.

Adana-Tarsus-Mersin Demiryolu ile Mersin limanının kurulması Mersin’e önem kazandırmıştı. 1864 yılında, idari birim olarak, kaza olmuş, 1869’da Belediye Meclisi kurulmuş, 1888 yılında da Sancak olmuştu. 1924 yılında il yapılan Mersin 1933 yılında Büyük Mersin İlini oluşturmak için İçel İline katılmış ve ilin merkezi Mersin olmuştu.

1930’lu yıllardan itibaren başta Ankara olmak üzere birçok kentin şehir planını yapan Hermann Jansen Mersin Şehir planını da yapmıştı. Böylelikle bir balıkçı köyü olan Mersin modern bir kent olma yolunda emin adımlarla ilerlemeye başlamış ve Mersin’de ticaret gelişmişti.

Günümüzdeki Atatürk Caddesinin devamı olan Uray Caddesi ticaretin merkezi olmuştu. Tüccarların konaklaması için Azak Han, Taş Han gibi hanlar yapılmış, Müslim ve Gayrimüslimlerin nüfus olarak artması üzerine de kiliseler, camiler, sinagoglar ve konaklar inşa edilmişti. 1950’den sonra da Mersin nüfusu içinde bizler de yerimizi almıştık. Nusratiye Mahallesinin çekirdeğini de Göçmen Barakaları oluşturmuştu.

Share Button