19 Ocak 1958 Pazar, Misli (Konaklı)…

Dün karnelerimizi alarak yarıyıl tatiline girdik. Bor’dan Misli ‘ye geleli bir buçuk ay olmuş. Bu sürede okula hem uyum sağlamış hem de oldukça başarılı olmuştuk. Karnelerimizde bütün notlarımız ‘’Pekiyi’’ idi. Bayezid Tuna öğretmenimiz başarımızdan ötürü bizi kutladı, örnek öğrenci olarak gösterdi ve alınlarımızdan öptü. Bayrak merasiminden sonra da odasına çağırarak tatilde okumamız için birkaç kitap verdi. Teşekkür ettikten sonra ellerini öperek okuldan ayrıldık.

Eve geldiğimizde kapıda bizi karşılayan annem karnelerimizi sordu. Gülerek, neşe içinde ”bütün derslerimizden Pekiyi aldık anne” Dedik. Gözleri parladı, yüzünde mutlu bir gülümseme belirdi. Annemin okuma yazması yoktu, babam da çat pat askerde öğrenmişti.  Bizlerin okuması önemliydi. Bizlerin  başarısı her karneden sonra annemle babamı sevindirmiş ve gururlandırmıştı.  Annem bizleri öptükten sonra ”Babanızdan mektup var yine” Dedi. 15 gün önce de babamdan hem mektup hem de bir miktar para gelmişti ancak durumuyla ilgili ayrıntılı bilgi yoktu. Bu mektubunda sürekli bir işe girdiğini, önümüzdeki ay yine para göndereceğini yazıyordu. Eve girdik, hep birlikte neşe içinde yemeğimizi yedik. Yemekten sonra annem ”Mehmet, mağaradan biraz tezekle saman getir. Evimiz soğudu, biraz sobayı yakalım.” dedi.

Tezek ve saman için mağaraya indim. Oldukça soğuk ve karlı bir kış mevsimi geçiriyoruz.  Köyümüz yaklaşık 60 cm kalınlığında karla örtülü, her taraf bembeyaz. Kızakla kaymak, kartopu oynamak için ideal bir ortam ayazlar olmasa. Dağlarla çevrili Misli Ovası kara iklimi kuşağında bulunuyor. Atmosferde yeterli nem ya da su buharı yok. Bu nedenle şiddetli ayazlar oluyor. Şiddetli ayazların olduğu bu dönemde evlerimizde yakacak olarak evin altındaki mağarada sadece saman ve tezek var. Köyde odun ve kömür kullanılmıyor. Odun bulunsa da çok pahalı olmalı, bizim aileye göre değil. 

Yakıt olarak Saman ve Tezek…Saman alevi gibi deyimi tam da bizim evdeki kuzine sobası  kullandığımız saman ve tezek için geçerli. Tezek yakıldıktan sonra yarım saat içine biter, kül olur. Odun ve kömür gibi uzun süreli enerji vermez. Bu nedenle, saman ve tezekten elde edilen enerjiyi çok verimli kullanmak zorundayız. Öncelikle soba boruları odada çok dolanacak şekilde yapılandırılmalı ki enerji birden atmosfere gitmesin. Odada dolanan kızgın soba boruları kızılötesi ışıma yaparak odaya ısı enerjisi aktarır. Odadaki nem oranı da önemlidir. Oda çok nemli değilse ısıtmak, sıcaklığı 15 derecenin üzerine çıkarmak daha kolaydır. Öyledir çünkü sobanın verdiği enerji yalnız odadaki hava molekülleri için harcanır. Odadaki havanın sıcaklığını arttırmak kolay ve hızlı olur. Bu nedenle, evin içindeki nem oranını düşük tutmaya çalışıyoruz…

Bayezid öğretmenimiz derste anlatmıştı. Nemli ortamlarda kullanılan sobalardaki yakıtlardan elde edilen ısı enerjisi hava moleküllerinin yanı sıra nemi oluşturan su moleküllerinin sıcaklığını arttırmak için de harcanır. Nemli odalarda sıcaklığı arttırmak için daha çok yakıta ihtiyaç vardır. Odalarınızı sıkça havalandırın ki hem ısınması kolaylaşsın hem de temiz havaya kavuşun demişti.

Nefeslerimizle birlikte oda atmosferine verdiğimiz su buharı odadaki nem oranını arttırıyor. Nemi azaltmak için evi havalandırıyoruz. Sobadaki saman ve tezek yandıktan bir süre sonra evde ılıman iklim ortamı oluşuyor.  Matematik ve kompozisyon gibi derslerimizi bu sıcak ortamda yapıyoruz. Oda sıcaklığı oldukça düştüğünde ise yatağın içine girerek Tarih, Coğrafya ve Türkçe gibi okuma derslerini çalışıyoruz. Ödevlerimiz bittikten sonra hareketli kalmanın yollarını buluyoruz. Mustafa ”Haydi birader, kızak kaymaya gidelim.” Diyor. ”Olur, Mustafa.” Dedikten sonra kızaklarımızla dışarı çıkıyoruz…

Share Button