11 Haziran 1954 Cuma, Misli (Konaklı)…

Bir tarafımdan diğer tarafıma döndükten sonra  yorganı biraz daha üzerime çekmiştim. Karne heyecanıyla gece uyuyamamıştım. Biraz daha uyumak istiyordum. Ancak, ‘’Mehmeeet… Mustafaaa… Haydi, kalkın artık, okula geç kalacaksınız.’’ Diyen annemin sesiyle kalktık. Bu gün karnelerimizi alacaktık. İlkokul birinci sınıfı bitirmiştik.

Kardeşimle birbirimize ibrikten döktüğümüz sular ile elimizi yüzümüzü yıkayıp, kurulandıktan sonra, yer bezinin üzerine konulmuş sininin çevresinde yerlerimizi almıştık. Annem tarhana çorbası yapmış, yanına da karabuğday ekmekleri koymuştu. Ekmekten büyükçe bir parça kopardıktan sonra tarhana çorbasını kaşıklamaya başlamıştım. Yan gözle baktığım Mustafa da hızla kahvaltısını bitirmeye çalışıyordu.

Kahvaltıdan sonra büyük bir sevinç ve heyecanla okulun yolunu tutmuştuk kardeşimle. Birinci, ikinci ve üçüncü sınıfları aynı derslikte yetiştiren öğretmenimizin olağanüstü çabaları ve sevecen baba tavrı bizler için itici güç olmuştu. Gerçekten çok çalışmış, okuma ve yazmayı zamanından önce başarmış, öğretmenimizden tam not almıştık.

Okulun önünde, bayrak direğinin dibinde, öğretmenimiz bizleri bekliyordu. Her zamanki gibi kravatlı takım elbiseliydi. Bütün öğrencileri gelip, sıraya dizildikten sonra ‘’Günaydın çocuklarım.’’ Dedikten sonra ‘’ Önce istiklal Marşı sonra da andımız okunarak bayrak merasimini tamamlanacak.’’ Demiş ve töreni başlatmıştı. Andımız her sabah okunmasına karşın Bayrak Merasimleri Cumartesi son dersten sonra, Pazartesi günleri de ilk dersten önce yapılan uygulamalardı.

Bayrak merasiminden sonra, birinci sınıflardan başlayarak,  karnelerin dağıtımı yapılmıştı. Hem kardeşim Mustafa’nın hem de benim bütün notlarımız 0n üzerinden on idi. Köydeki diğer öğrenci arkadaşlarımızın da büyük bir bölümü bizim gibi sonuç almışlardı. Bir süre karne sevincimizi izleyen öğretmenimiz ‘’Çocuklarım’’ diye başlayarak yaz tatili önerilerine geçmişti.

Öğretmenimizin yaz tatili önerilerinde öncelikli olarak okul kütüphanesine kazandırdığı kitapları okumamız vardı. 1954-55 Eğitim ve Öğretim Yılının başlayacağı Eylül ayına kadar her öğrenci tarafından en az 5 kitap okunmasını ve özetlenmesini istemişti. Arkasından da ailelerinizin işlerinde yardımcı olun. Demişti. Hayvanlarınız varsa bakımlarını öğrenin uyarısında bulunmuştu. Bütün bu uyarılarından sonra bir kez daha ülkemizin gözbebeği dediği eğitim ve öğretim kurumları olan Köy Enstitüleri’ni uzun uzun anlatmıştı. Hedefimizin Köy Enstitülerinin ardılları olan İlköğretmen Okulları olmasını sağlamak istiyordu adeta. Öyle de olmuştu…

Share Button