1952 Ekim ayı sonları, Misli…

Misli Ovasında buğday ekimi için en uygun zaman Ekim ayı ortalarıdır. Demişlerdi köyün eski sakinleri. Köy sakinlerinin büyük bir bölümü ilkbaharda patates ekimi yaptıklarından, Ekim ayı içerisinde hasadını yapmaktaydılar. Misli Ovası patates ambarıdır demişlerdi.

Bulgaristan muhacirleri olan bizler 7000 yıllık bir geçmişi olan patates bitkisini bilmediğimiz gibi ekim zamanını da geçirmiştik. Anavatanı Güney Amerika olan patates yumrulu bitkilerdendi. Dünyada ilk patates üreticileri de İnka çiftçileriydi.  İlk kez And dağlarında yabani türler olarak ortaya çıkmış olan patatesin yumrularının kolay gelişebilmesi için gevşek, yani kumlu topraklara ihtiyacı olduğunu İvriz İlköğretmen Okulu Tarım derslerinde öğrenecektik yıllar sonra. Öğrenecektik ama Misli ’de çiftçiliğe soyunduğumuzda bilmiyorduk.

Bulgaristan’da asıl uğraşları çiftçilik olan babam ve babam gibiler buğday, arpa, yulaf, mısır ve şeker pancarı ekip hasat etmesini biliyorlardı. Babam mülkiyeti hazineye ait olan 100 dönümlük tarlamızdan, kendince buğday ekimine en uygun olan 50 dönümü seçtikten sonra 12 teneke, yaklaşık 500 kg tohumluk buğday almıştı. Annemle yaptıkları alçak sesli konuşmalarından, tohumluk buğdaya da yaptığı ödemeden sonra, geçimimizi sağlayacak paramızın bitmekte olduğunu öğrenmiştim.

Misli Ovası karasal iklimin hâkim olduğu kurak-yarı kurak Orta Anadolu Bölgesinde yer almaktaydı. Yağışların düşük, buharlaşma-terleme oranının yüksek olduğu bölgede etkin yağış ortalaması ise toplam yağışın %20’sini aşmamaktaydı. Üstelik kumlu toprakların geçirgenliği oldukça yüksek olduğundan, %20’lik yağış, buğday köklerinin gelişmesi ve buğday saplarının büyümesi, danelerin irileşmesi için yeterli olmayabilirdi.

Ekim ayının ortalarında Misli ovası buğday ekimi için uygundu. Ekimden yaklaşık bir buçuk iki ay sonra kar yağacak, toprak içinde kök salmaya başlayan buğday tanelerini dondan koruyacaktı. Nisan mayıs aylarında yeterli yağmur olursa, toprak yüzeyine çıkan saplar uygun boylara ulaşırken, başaklardaki daneler de irileşecekti. Beklentimiz böyleydi.

Karagözler köyündeki çiftçiler, giysilerinin bir kıvrımına koydukları tahıl tohumlarını elle saçarak ekerlerdi. Toprağın üzerine saçılan arpa taneleri öylece bırakılırdı. Ancak buğday tohumlarının toprakla örtülmesi gerekirdi. Buğday tohumlarının toprağa karışması için toprak, ya tekrar sürülürdü ya da çift süren hayvanlar tarafından çiğnenirdi. Babam ‘’Yaaa Allah, Yaaa Bismillah’’ diyerek girdiği tarlamızda tohumları serptikten sonra tekrar sürmüştü.

Babamın deyimiyle, bundan sonrası ‘’Allah’ın takdiri’’ ’ne kalmıştı. Bekleyip, görecektik…

Share Button