27 Eylül 1958 Cumartesi, İvriz…

Köy Enstitüleri ve ardılları olan İlköğretmen Okullarını salt bir okul ya da bir eğitim sistemi olarak algılamak yanılgıdır diye başlamıştı okul Müdürümüz Kamil Açan ilk bayrak merasiminde. ‘’Bunu ilk bir hafta içinde hissedeceksiniz. Hafta sonundaki törende bu konu üzerinde biraz daha ayrıntılı konuşacağım.’’ Demişti ilk hafta başında.  Bu gün saat 12,10 itibariyle bir haftalık eğitim ve öğretim son buldu. Sınıf başkanları, nöbetçi öğrenciler ve öğretmenler gözetiminde bayrak merasimi için toplandık.

Öğretmenler ve idareciler de yerini aldıktan sonra Okul Müdürümüz Kamil Açan tören alanını gözden geçirdi. İşaretiyle birlikte, Kemal Çuhalılar yönetiminde İstiklal Marşı okundu. Tekrar tören alanını gözden geçiren Kamil Açan gür sesiyle ‘’Eğitim ve Öğretim kavramları üzerinde biraz daha durmak istiyorum. Birbirinden farklı kavramlar olmasına rağmen, birbirini tamamlayan kavramlardır. Geçtiğimiz bir haftalık dönemde, ailemize yeni katılan öğrencilerimiz de bunu hissetmeye başladı sanıyorum. Eski öğrencilerimiz de iyice içselleştireceklerdir.

Üzerine basa basa ” Eğitim bir insanın hayatını devam ettirebilmek için öğrendiği her şeydir.Sizlere burada öncelikle hayatınızı devam ettirecek her şeyi öğreteceğiz.” Dedikten sonra kısa bir süre susup devam etti.  Öğretim ise Ülkenin Milli Eğitim bakanlığınca düzenlenmiş Müfredat programları çerçevesinde, bir amaca yönelik olarak yapılan sistemli bir bilgi edinme uygulamasıdır.” Daha yalın bir tanımla eğitim adam etmeyi,  bir başka deyişle insan olmayı, öğretim ise bilgi kazandırmayı amaçlayan süreçlerdi.

Köy Enstitülerinin başarılarından biri de ilkel tarımdan – modern tarıma, geleneksel toplumdan- çağdaş topluma ve çağdaş demokrasiye geçebilmek için verilen çabalar ve en önemlisi de Türk devrimini ve aydınlanmasını köylerde sürdüren kurumlar olmasıdır. Öğrencilerin yönetime katıldığı, üretimden gelen gücünün farkında olduğu, eleştirel bilince sahip, akıl ve bilime inanan gençlerin yetiştirildikleri demokratik, laik, çağdaş eğitim kurumlarıdır.

Bu eğitim kurumlarında İnsan hakları ve özgürlükler, demokrasinin odak noktasında yer almaktadır. İnsan hak ve özgürlüklerinden yoksun bir demokrasi; vatandaşın katılımcılıktan uzak, pasif bir obje haline getirildiği ve siyasi seçimlerle kamufle edilmiş bir yönetimdir. Hak ve özgürlüklerin tanınması, korunması ve kullanılması demokratik kültürün yaşaması açısından son derece önemlidir. Okullar hak, özgürlük ve sorumlulukların ezberlendiği yerler değil bizzat yaşandığı yerler olmalıdır. Bu nedenle okulumuzda yetki ve sorumluluklar öğrencilerle paylaşılmaktadır.

Öğrenciler, kendilerine verilen görev ve sorumlulukları sorgulamadan yerine getiren kişiler değildir, olmamalıdır. Hak ve özgürlüklerini bilen, bunları kullanan ve çevresindekileri de kullanmaları için teşvik eden bireyler olarak yetişmelidirler. Okul, bir bütün olarak fiziksel koşullarından üyeleri arasındaki iletişime, karar alma süreçlerinden öğretim etkinliklerine kadar hak ve özgürlüklerin yaşandığı bir alan olmalıdır.  Her alanda görev ve sorumluluk alan öğrencilerimiz bu anlayışla yetiştirilmektedir.

Müdür Bey’in konuşmasından sonra başgörevli nöbetçi öğretmen ve öğrenciler tarafından başta idarede olmak üzere yemekhane, fırın, ziraat, yatakhaneler, müzik odası ve diğerlerinde yaklaşık 60 öğrenci görevlendirildi. Yatakhanelerin baştan başa yıkanıp, köşe bucak temizlenmesi gerekiyordu. Yatakhanelerde görevli öğrenciler tarafından yapılacaktı. Temizlik sonrasında nöbetçi öğretmen tarafından görülüp, not verilecekti. Pazartesi günü de andımız ve İstiklal Marşı okunduktan sonra en iyi temizlik yapan nöbetçi öğrenciler ödüllendirilecekti.

Okullarımızı bitirip; ilk, orta ve lise dengi okullarda öğretmen ve idareci olarak göreve başladığımızda eğitim ve öğretimin ne denli önemli olduğunun farkına varmıştık.

Gerçekten de ”Eğitimin bir insanın hayatını devam ettirebilmek için öğrendiği her şey olduğunu, bir zamanı mekânın olmadığını, İnsanoğlu ölene kadar eğitimin sürdüğünü yaşayarak öğrenmiştik. Aileden başlayan Eğitim İnsanoğluna kişiliğini, insanı insan olarak sevmeyi, paylaşmayı, yardımlaşmayı, sergilediği davranışları, ahlakı kazandırıyordu. Öğretim ise okullarda gerçekleştiriliyordu. 

Nitekim ne zaman okul müdürü Kamil Açan’ın odasına gitsem koltuğundan kalkarak karşılardı. Neden kalktığını, bu davranışın beni utandırdığını söylediğimde ”Seni adam yerine koyduğumun göstergesidir.” Demiş ve eklemişti. İdareci ve öğretmen olarak görev aldığınız yerlerde odanıza gelen öğrenci velisi ya da bir başkasını kalkarak karşılarsanız adam yerine konulduğunu anlayacak ve size ona göre davranacaktır. Bu sözü hiç unutmadım. Gerek meslek hayatımda gerekse günlük yaşamda, yaşı ne olursa olsun, ayağa kalkarak karşıladım, karşılamaya devam ediyorum. Eğitimden amaç bu olmalıydı… Bu tür davranışları İstanbul Çapa İlköğretmen Okulu idareci ve öğretmenleriyle Ankara Yüksek Öğretmen Okulu idareci ve öğretmenlerinde de görmüştüm. Köy Enstitüleri eğitimleriyle öğrencilerine ”İnsan Olmayı” öğretiyorlardı.

Share Button