26 Eylül öğleden sonra, İvriz…

Saat 13,30…Sınıfta Tarım Öğretmenimiz Salih Ziya Büyükaksoy’u bekliyoruz. Tam zamanında girdi sınıfa. Hep birlikte ayağa kalktık. Bir süre sınıfı süzdükten sonra ‘’Oturun lütfen… Sınıf başkanı kim?’’ der demez ayağa kalkıp ‘’Sınıf tamam öğretmenim.’’ Deyip, yerime oturdum. Sınıf defterini imzaladıktan sonra ‘’biraz tarım ve uygulamaları üzerine sohbet edelim.’’ Dedi Salih Bey. Bir süre düşündükten sonra anlatmaya başladı.

Bir ülkenin siyaseti ve yönetim biçimini üretim ilişkileri belirler. Tarih boyunca bu böyle olmuştur. Ülkemizin kurucusu Atatürk’ün ‘’Köylü milletin efendisidir.’’ Dediği yıllarda halkımızın neredeyse yüzde yetmişi köylerde yaşıyordu. Anadolu’da sanayi üretimi yok denecek kadar azdı. Tarımsal üretim vardı ama bilinçsiz tarım ülkeye yeterli olmuyordu. Kalkınmayı hızlandırmak için köyleri hem aydınlatacak hem de tarımsal üretimin artmasını sağlayacak politikalara ihtiyaç vardı. Köy Enstitüleri biraz da bu amaçla kurulmuştu. Bunu anımsatmak için Tarım Marşı bile düzenlenmişti. Bu marşı ezberleyip öğreneceksiniz ki birlikte söyleyerek ziraate gidelim. Tahtaya yazıyorum. Lütfen sizler de defterlerinize yazın ve ezberleyin.

Sürer eker biçeriz, güvenip ötesine

Milletin her kazancı milletin kesesine

Toplandık baş çiftçinin Atatürk’ün sesine

Toprakla savaş için ziraat cephesine

Biz ulusal varlığın temeliyiz köküyüz

Biz yurdun öz sahibi efendisi köylüyüz

Marşı defterlerimize yazıp, doğrulduğumuzda tekrar anlatmaya başladı Salih Ziya Büyükaksoy.

İvriz yerleşkesinde görüldüğü gibi, enstitüler coğrafi yapıları dikkate alınarak tarıma, bağcılığa, arıcılığa komşu arazisi olan köylerin yakınlarında kuruldu. Temel amaçlarından biri köylülerin alternatif tarım tekniklerini öğrenmesini sağlamaktı. Arıcılık bilinmeyen köylerde arıcılık, bağcılık bilinmeyen köyde bağcılık öğretiliyordu. Enstitüden mezun olup öğretmen olarak atandığınız köye gittiğinizde okul binasını köylülerin yardımıyla yapabilecek kadar inşaat bilgisi edinmiş olacaksınız. Köy enstitüsünü bitiren bir öğretmen sadece bir ilkokul öğretmeni olmayacak. Aynı zamanda ziraatçı, sağlıkçı, duvarcı, demirci, terzi, balıkçı, arıcı, bağcı ve marangoz da olacaktır.

Pür dikkat dinlediğimiz ve notlar aldığımız Salih Ziya Büyükaksoy İvriz Köy Enstitüsünde uzun süre tarım başı görevini yürüten, gerçek bir tarımcıydı. Öğrencilerini büyük bir aşkla sever ve onlara  ”Yavrularım toprak ananın öz evladı yabancı otlardır, kültür bitkileri toprak ananın üvey evladıdır. Öz evlat olan yabancı otları kökünden çıkararak yok edelim ki kültür bitkilerine sevgisi çoğalsın.” Diyerek, özellikle ayrık otlarının ortamdan uzaklaştırılmasını ister ve hazırlanacak seralar hakkında ilk bilgileri verirdi.

Saat 15;10, tarım alanı…

İki saatlik kuramsal derslerden sonra uygulamalı tarım için araziye çıktık. Okul arazisi tarıma elverişli olan ve olmayan olarak ikiye ayrılmıştı. Elverişli araziler üzüm bağı, meyve bahçeleri ve tahıl ekimi olarak değerlendiriliyordu. Geri kalan araziye kültür bitkileri içinde yer alan domates, biber, salatalık, kabak, ıspanak ekilmişti. Okulun çevresi de mümkün mertebe yeşillendirilmişti.

Arazideki kültür bitkilerin içinde çevresinde yer yer ayrık otları vardı. Etrafında bir çember oluşturmamızı isteyen Salih Bey ”Gördüğünüz gibi toprak ananın öz evlatları yabancı otlardır. Kültür bitkilerini boğmak üzereler. Özellikle ayrık otları her yeri istila etmek üzere programlanmıştır. Onların yok edilmesi gerekiyor.” Der demez ellerimizle otları yolmaya başladık. Otları yolarken bir taraftan da ilk iki saatte anlattıklarını düşünüp, özümsemeye çalıştım.

Büyükaksoy kuramsal derslerinde bahçe ve tarla tarımının öz ana bilgilerini veriyordu. Uygulama derslerinde de onları hayata geçiriyor, öğrencilerin tarımda yeni keşifler yapmasını sağlıyordu. Sulu toprakta bahçe tarımı yaptırır, meyvelerin ıslahı için aşıyı, özellikle göz aşısını her öğrenciye öğretiyordu. Göz aşısında kitapların yazdığı teknikleri geliştirirdi.

Feride ve Feridun Büyükaksoy’un babaları olan Salih Ziya Büyükaksoy fidan çukurlarının açılması konusunda da çok titizdi. Fidanlarının köklenebilmesi, geniş bir alana yayılarak hem toprağa sıkı sıkıya bağlanması hem de yeterli besin ve minerallerin alınması için bunun gerekli olduğunu özellikle vurguluyordu.

——————————————————————————————————-

Fotoğraflar İvriz-Der

Share Button