Anıtsal Bir Yapı Paris Operası

Paris

ParisParis’teki üçüncü günümüzde Şanzelize Bulvarı, Concorde Meydanı ve Tuilleries Gardens olarak adlandırılan Kiremitçi Bahçelerini gezdik ve üçüncü kez Louvre Müzesi Piramit girişine ulaştık. Daha önce müzeyi gezmiştik. Gezdikçe, Paris ile ilgili gördüğümüz filmler, müzikaller ve romanlar aklımıza geliyor. Bunlardan biri de ‘’Operadaki Hayalet’’ romanından uyarlanan müzikal olup, üniversite öğrenciliği döneminde izlemiştim.

ParisEşim Operadaki Hayalet müzikali görmediğini söylüyor. Ben de anımsayabildiğim kadarıyla anlatmaya başlıyorum. Operadaki orkestra kemancılarından Erique Claudin, operanın sopranolarından Christine Dubois’ya gizliden gizliye büyük bir ilgi ve hayranlık duymaktadır. Dedikten sonra anılarımızın canlanmasını istiyoruz. Olayın geçtiği opera binasını görmeliyiz. Rivoli Caddesi’ne çıkarak, biraz yürüdükten sonra Opera Caddesi’ne geçiyoruz. Bizi Paris Opera binası Palais Garnier’ e götürecektir.

ParisKuzey-batı eksenli caddenin uzunluğu 800 metre ve genişliği 30 metre olup, diğer ucunda opera binası bulunuyor. Cadde boyunca, hiçbir ayrıntıyı atlamadan, Operaya doğru yürüyoruz. Bir taraftan da Operadaki Hayalet Müzikalini anlatmayı sürdürüyorum. Kemancı, operada önemli yan rollerden birine çıkan ilgi duyduğu Dubois’nın aldığı şan derslerinin masrafını da kendi maaşından karşılar. Ancak ona sağladığı bu destekten kızın hiç haberi yoktur. Bu arada kemancının  parmaklarında ortaya çıkan bir rahatsızlık nedeniyle orkestraya uyum sağlayamaz ve işine son verilir.

Paris

50 yaşını geçmiş durumda olan operadaki kemancı, güzel sopranoya yaptığı gizli koruyuculuk nedeniyle, bütün maddi birikimlerini tüketmiştir. Para bulabilmek için, ömrü boyunca üzerinde çalıştığı bir konçertoyu satmak üzere nota basımevine gider ve incelenmesi için bırakır. Bilinmeyen bir besteci olduğu için eserine pek önem verilmez.

Paris

Notalarını geri almak üzere gittiği basımevinde, bir yanlış anlaşma sonucunda, yayımcı ile tartışır ve onu öldürür. Olayın tanığı olan ve paniğe kapılan yayımcının metresi, klişehanede kullanılan asit tepsisini Claudin’in yüzüne fırlatır. Asitten yüzü yanan kemancı acı içinde kıvranarak oradan kaçar. Peşindeki polisleri atlatmak için de Paris kanalizasyon sistemine girer ve orada yaşamaya başlar. Kanalizasyon sisteminin opera binası ile de bağlantısı vardır.

Paris

Binanın altındaki geniş mahzenlere yerleşen operadaki kemancı operanın gardırobundan çaldığı maske ile yüzündeki yarayı gizler. İşinden ve yüzünden olan kemancı, ilgi duyduğu güzel soprano ile ilgili hayallerinin de yok olmasıyla, intikam almak ister. Artık operada garip olaylar baş göstermeye başlamıştır. İstediği zaman binanın istediği bölümüne girebilen kemancıya;  görülüp, bilinemediği için “Operanın hayaleti” adını takmışlardır.

Paris

Her şeye rağmen “Hayalet”, genç sopranonun mesleğinde yükselmesine yardımcı olmayı sürdürür. Ancak bu kez daha sert yöntemlere başvurur ve operanın divası birinci sopranoyu zehirleyerek, ilgi duyduğu genç sopranonun divanın yerine sahneye çıkmasını sağlar. Genç sopranonun iki hayranı daha vardır. Operadaki rol arkadaşı tenor Anatole Garron ve polis müfettişi Raoul D’Aubert … Her ikisi de güzel sopranonun kalbini çalmak için bir yarış içindedirler. Bu arada operanın hayaletini yakalamak için de çalışmalar devam etmektedir.

Paris

İsteklerinden biri yerine getirilmeyen “Hayalet”, bir gösteri sırasında operanın devasa avizesini seyircilerin üzerine düşürür. Çıkan kargaşada Genç Sopranoyu binanın altındaki labirentlere kaçırır. Yaşadığı yer olan bu loş mekânda ona piyanosuyla eserini icra ederken soprano aniden onun maskesini çıkarır. Gördüğü manzara karşısında çığlıklar atarken rol arkadaşı soprano ve Polis Müfettişi onu kurtarmak üzere yetişirler. Müfettişin silahından çıkan ses tüm yeraltı mahzeninin yıkılmasına yol açar. “Hayalet” yıkıntılar altında kalırken diğerleri kurtulur.

Paris

Operanın Hayaleti filminin bu sonucunu oldukça acıklı bulan eşim, Palais Garnier olarak bilinen opera binasını muhteşem olarak bulmuştu. Opera Meydanı’na gelmiş ve anıtsal yapı bütün görkemiyle önümüzde duruyordu. Paris Devlet Operası ya da Palais Garnier, Eklektik Mimarlığı temsil eden bir anıtsal yapıdır dedi eşim. Bilindiği gibi Eklektik, sanattaki farklı çağ ve üsluplardan seçilip devşirilen öğelerin yeni bir tasarım ya da ürün oluşturmak için ele alınması olgusunu ifade eder.

Paris

Sanata ve sanat eserlerine özel bir ilgi duyan III. Napolyon, eski operanın bulunduğu yere, yeni ve anıtsal bir opera binasının yapımı için 1860 yılında bir yarışma açar. 171 mimarın katıldığı yarışmaya, 30 Mayıs 1861  tarihinde 36 yaşındaki Charle Garnier  ismindeki genç mimar yarışmayı kazanır. Adını yapının mimarı Charles Garnier’den alan bu müthiş opera binasının ön cephesi, çatıdan ışıldayarak parlayan altın sarısı heykelleri, tüm süslemeleri, diğer heykel ve büstleri; özetle her şeyiyle başlı başına bir sanat eseri… Dolmabahçe Sarayı Muayede Salonu kıvamında bir yer. Dışı ayrı güzel, içi ayrı güzel ve güzel kelimesi bu eseri tarif etmeye asla yetmiyor.

Opera Meydanı (1)

Opera binasının içi turistik gezilere açık… Ancak, zaman yetersizliği nedeniyle gezemedik. Üzüntümü gidermenin yolu olarak da Google Haritalar Sokak görüntüleri oldu. Opera Meydanı’nda gezinirken birden kendimi, sanal olarak operanın içinde buldum. Ana holdeki merdivenler, muazzam sütunlar, süsleme ve ince işçilik aklımı başımdan aldı. Biran için kendimi Dolmabahçe Sarayı Tören Salonunda buldum! Sanal gezintimde üst katlara çıkıp temsil salonu için bir locanın kapısını araladığımda muhteşem bir görüntüyle karşı karşıya kaldım. 1900 kişilik bu salon aslında opera binasının çok küçük bir kısmını oluşturuyor. Girişte gördüğünüz ana merdivenler ve üst kattaki fuayeden/dinlenmelikten sonra temsil salonuna girdiğinizde karşınızdaki sahnenin arkasında derinlemesine giden bir “sahne arkası” bulunuyor. Bu bölüm hareketli dekorların değiştirilebilmesi için çok büyük ve çok yüksek bir bölüm olarak inşa edilmiş.

Opera Meydanı (4)

1875’te açılışı yapılan bina yıllarca Paris Operası olarak anılmış ama 1989’da Opera Bastille’deki yeni operanın açılması ile birlikte buraya “Opera Garnier” ya da “Palais Garnier” denmeye başlanmış. Günümüzde ise meydandaki istasyon nedeniyle kısaca “Opera” olarak anılıyor. Son dönemde operalar daha çok Bastille’de sergilenirken Garnier’de bale gösterileri ağırlıklı olarak sergileniyor. Anıtsal Opera binasını beyinlerimize yerleştirdikten sonra, özellikle eşimin ilgi duyduğu ünlü mağaza Lafayette’ye doğru yürümeye başlıyoruz.

Share Button