Ankara Atatürk Bulvarı

 
 

KUĞULU KAVŞAĞI

Türkiye  Cumhuriyetinin kuruluşunun  ilk  yıllarındaki toplumsal ve mekansal yapıdaki dönüşüm noktalarından ilki ve en önemlisi, Ankara’nın Başkent  olması kararıdır. Cumhuriyet ile birlikte yaratılacak yeni kültürün bütün ülkeye yaygınlaştırılacağı ve örnek alınacağı yer  Ankara ‘dır.Yeniyi, çağdaşı ve geleceği,  Ankara’daki toplumsal ve mekansal dönüşümler belirleyecektir. Bunun için, Ankara’nın yeniden yapılanması ve modern bir kente dönüşmesi gerekiyordu.Bu nedenle, kentin ivedilikle yapılanması için yeni imar yasaları çıkarıldı.

 Tarih sonrası yıpranmış, nüfusu azalmış, fakirleşmiş Ankara, yepyeni bir kimliğe bürünmeliydi.Öncelikle konut ve ulaşım sorunları çözülmeliydi. İstasyondan Ankara Kalesine giden ana yol genişletilmiş ve çevresinde  bir dizi kamu binaları yapılmıştır. Dönemin ünlü mimarlarından Vedat Tek, İstanbul’dan Ankara’ya getirilmiştir.Mimar Vedat Tek, Ulus’taki Eski Meclis binası ile, karşısındaki Ankara Palas Otelinin tasarımlarını yapmıştır.Vedat Beyin İstanbul’a dönmesi üzerine, yerini Mimar Kemallettin Bey almış ve projelerin yürütülmesini sağlamıştır.Daha ilk yıllardan itibaren, Ankara’nın genişlemesinin, güneyde Yenişehir ve Çankaya Köşküne doğru; doğuda ise Cebeci ve Dikimevi tarafına doğru olması düşünülmüştür.

 1920 li yıllarda, Ankara’nın yeniden yapılanması  çabalarına katkıda bulunan başka mimarlar da olmuştur.İstanbul Güzel Sanatlar Akademisinde öğretim görevlisi olan İtalyan Mimar Giulio Mongeri ve Mimar Kemal’in öğrencilerinden  biri olan Arif Hikmet Koyunoğlu da Ankara’ya gelip, yeni oluşuma katkıda bulunanlardır.Ulus Meydanı ile Yenişehir arasındaki ana yol çevresinde; birçok bakanlık binasının yanı sıra banka binaları da yapılmıştır.

 

 İtalyan Mimar Mongeri’nin tasarımı olan binalardan; Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü, Osmanlı Bankası,Tekel Başmüdürlük ve Ulus’taki İş Bankası binaları yapılmıştır.Ayrıca; Arif Hikmet Koyunluoğlu’nun tasarımı olan binalar; Türk Ocağı, Etnoğrafya Müzesi ve eski Dışişleri Bakanlığı binaları da Çankaya’ya uzanan ana yol üzerinde, bu günkü Atatürk Bulvarı çevresinde yerini almıştır. Bina tasarımları; 20. yy. başlarında İstanbul’da gelişen Mimari üslup ya da yapım biçimidir. Bunlar; geniş saçaklı çatıları, kuleleri ve çıkmalarıyla, geleneksel Osmanlı Mimari tarzını taşırlar.Cephelerinde; Çini ve taş kabartma motiflerini kullanan birbirine benzer yapılardır.Bütün bu yapılar, Birinci Ulusal Mimarlık Üslubu olarak tanımlanmış.

1920-25 yıları arasında; Türkiye BüyükMillet Meclisi ve milletvekilleri, hükümet yetkilileri, bakanlar, askerler, devlet memurları nedeniyle Ankara, plansız ve programsız olarak büyümüştür. Ankara ‘daki imar denetimini sağlamak amacıyla yapılan bir çok plan denemesinden sonra; geniş ve kapsamlı bir Ankara planı için, 1927 de, Uluslararası bir yarışma düzenlenir. Uluslararası yarışmayı kazanan ünlü Alman Şehir Mimarı Hermann Jansen, 1928-32 yıları arasında, kendi adıyla anılan planı hazırlar.

 

Çağdaşı ve geleceği simgeleyecek Ankara’da, bu dönüşümün en iyi algılanabileceği yer ise Atatürk Bulvarıdır.Ankara Kalesi ve civarındaki dokuyu koruyarak, ancak bu doku ile bağlantılı olan ve çok daha geniş alanlara yayılan yeni yerleşim ve yaplaşma planını uygulamaya sokar. Jansen, bu adı var kendi yok Anadolu Kasabasından, çağdaş bir Başkent yaratmak için kolları sıvar.

 

Hiç durmadan tekrarladığı  ”Biliyorsunuz, Avrupa Kentlerinin hemen hepsi, motor ve motorlu taşıtlardan önce yapılmıştır .”sözünün  arkasından, düşüncelerini anlatmayı sürdürür.”Motorlu taşıtlar, eski anlayış ve kuraları alt üst etmiştir.Kentlerin, insanlarla birlikte taşıtların da hareket edebilecekleri ve konaklayabilecekleri kent yapılaşmaları gerekmektedir. ”Ben, Ankara’ya, şehircilik sanatının son uygulamalarını getiriyorum.” dedikten sonra; otomobiller için ayrılmış çok geniş bir bulvar, bu bulvara açılacak caddeler, her caddeyi de bir bloğa bağlayacak yan yolların yapılması gereğinden söz eder.

Kapıları caddelere değil de yan yollara açılacak bahçeli evler, apartmanlar yapılmalıdır. Ankara’nın tamamında; dokuyu bozmayacak şekilde düzenlenecek alt ve üst geçitler yardımıyla, trafik memurlarının bulunmayacağı ve trafiğin düzen içinde akacağı işlek yollar oluşturulacaktır.Yollar boyunca ağaçlar dikilecek, modern kentleşmenin gereği, dört katlı evler yapılacak ve çok katlı yapılara izin verilmeyecektir.

 

 

 Belkemiğini Yenişehir Semtinin oluşturduğu Atatürk Bulvarı, Ulus’tan Çankaya’ya doğru, 6 kilometre boyunca, ağaçlarla veçevresinde, en çok dört katlı binalarla uzar gider.Jansen Planında; Ulus semtinin ticaret merkezi olarak kalması, ancak, yönetim merkezinin Yenişehir semtine kayması düşünülmüştür. Bakanlıklar bu plana göre düzenlenmiştir. Bentderesi yöresinin plandaki yeri, sanayi kuruluşları ve işçi mahalleleridir.

 

Memurların ve üst düzey yöneticilerin Bakanlıklar yöresinde yapılanması düşünülmüştür. Genelkurmay Başkanlığı ile Kumrular caddesi arasındaki Devlet Mahallesi bu düşüncenin ürünüdür.1932 yıllarında, Jansen Planında öngörülen bütün yapılaşmalar gerçekleştirilmiştir.1963 yılında öğrenci olarak geldiğim  Ankara’da, Jansen Planında belirtilen özelliklerden bazılarını bulabilmiştim.

 

 

 Atatürk Bulvarı ile Gazi Mustafa Kemal Bulvarının kesiştiği noktada, Maltepe yönüne dönerken, planda sözü geçen koşullara uygun, şirin bir Kızılay Binası vardı. Şimdi onun yerinde, bir türlü bitmeyen ve hizmete sokulamayan devasa bir bina yapılmış.Zafer Meydanında, herkesin nefes alabileceği şirin parkımız da artık yok.Şimdilerde Yenişehir, Ankara’da Kızılay’ın içinde kaybolmuş bir semt haline geldi.Kızılay’daki Menekşe, Nergis ve Büyük sinema da sessiz sedasız tarihe karıştı.

Bu yazımda, Atatürk Bulvarına dik olan Meşrutiyet Caddesine kadar gelebildim. Bir sonraki yazımda, Atatürk Bulvarı üzerindeki en önemli meydanlardan biri olan Kızılay Meydanı ile daha ilerilerde bulunan Sıhhiye Meydanını da yazmaya çalışacağım.

Kaynaklar: Ankara Enstitüsü Vakfı, Özgür Ansiklepodi ve internet.

Share Button
3345 cevaplar

Yorumlar kapalı.