Antalya Üçağız (Kekova) izlenimleri

 

                                                                                                                Üçağız (Kekova), 18 Ekim 2017 Çarşamba…

Kalkan’da beşinci günümüz. Kalkan ve Kaş çevresindeki antik kentleri, anıtsal yapıları ve plajları görmeye devam ediyoruz. Geldiğimiz günden bu yana Kekova Adası Batık şehre yapılacak günübirlik bir tur bulmak istiyorum. 1987 yılında böyle bir tura katılmış fakat fotoğraflama olanağı bulamamıştım. Bu kez yeterince fotoğraf çekebileceğim bir tura katılma şansımı arıyordum. Kalkan yat limanındaki tur operatörlerinden olumlu yanıt alamayınca iki gün önce Kaş’a giderek Kekova turu aradık. Mevsimi geçmiş olmalı ki isteğimiz gerçekleşmedi.

Her şeyin bir çözümü vardır. Diyerek Kekova Adasının karşısında bulunan Üçağız’a arabamızla gitmeye karar verdik. Üçağız’da ada çevresini ve batık şehri görme olanağı yakalayabilirdik belki…

Üçağız ve Kale Köylerinin karşısında uzanan Kekova Adası 74 metre uzunluk ve 500 metre genişliğe sahipmiş. Akdeniz’de Türkiye’nin en büyük adası konumunda olan Kekova adası, Anadolu yakasına yapışık bir boğaz oluşturarak uzanır.Batık Kent” olarak adlandırılan adanın kuzeybatı kıyılarındaki kalıntılar en az M.Ö. 5. yüzyıldan beri ticari ve askeri üs olarak kullanılmış olan Kekova’nın en renkli köşesini oluşturuyor. Adanın Tersane koyu ise hem yüzülebilecek bir yer, hem de Bizans Dönemine ait bazilika apsisi ile arkeolojik kalıntıların en yoğun olduğu alan olarak biliniyor. Yakınındaki batık kent olarak anılan köşede genellikle ana karaya oyulmuş yerleşim kalıntıları ve su içindeki ev temelleri yer alıyor. Sadece bu köşedeki yapıların su altında kalmış olması, büyük bir ihtimalle deprem sonucunda adanın bu köşesinden anakaraya doğru yatmasıyla açıklanabilir.

Kalkan Club Patara Evlerinde güzel bir kahvaltıdan sonra eşim ve bize tüm gezi boyunca eşlik eden aile dostumuz Hülya ile birlikte Fethiye-Antalya karayoluna girerek Kaş’a doğru harekete geçiyoruz. Yaklaşık 56 km yolculuk yapacağımız karayolunda Kaş’a uğramadan 40 km gittikten sonra Üçağız yoluna giriyoruz. Yaklaşık 26 km daha yolumuz var Üçağız’a ulaşmak için.

Batı Akdeniz kıyılarında yer alan bölge genellikle yüksek kıyı özelliği gösterir. Dalaman çayı, Eşen çayı, Demre Çayı, Alakır Çayının denize döküldüğü delta ovaları bu yüksek kıyıların uzanımını kesintiye uğratır. Bu delta alanlarında antik dönemlerde bazı yerleşim birimleri ve onların limanları kurulmuş. Körfezler içine yerleşmiş olan liman şehirleri bu özellikleriyle Ege Denizi kıyılarındaki tarihi limanlara benzerler fakat bu limanlar arkasındaki dağlık alan nedeniyle, ülke içine kolay bağlayacak yollar olmadığından, ülke boyutunda ticari ve ekonomik etkinlikleri olmamış, yerel kalmışlar. Üçağız ve Kekova Adası da yerel kalmış olanlardan olup, ulaşım daha çok deniz yoluyla gerçekleşir. Kara ulaşımı çok virajlı ve eğimi oldukça büyük ve tehlikelidir. Bu nedenle çok dikkatli olmamız gerekiyordu. Bu da hızımızı kesiyordu.

Üçağız Köyüne yaklaşık 5 km kala mola veriyoruz. Veriyoruz çünkü panoramik fotoğraf çekimi için en uygun yer burası. Saklı kalmış ve bozulmamış bir doğa harikası duruyordu karşımızda. Özel yatların konaklama yaptığı ve harika koyların birleştiği yerde bulunan bu köy, günübirlik gezi teknelerinin de hareket ettiği bir limana sahip. Köye ulaştığımızda arabamızı meydana park ediyoruz. İskeleye gidiyoruz. Upuzun iskelesi ve çevresi görmeye değer… Denize sıfır kelimesi buradaki yapılar için söylenmiş olsa gerek.  İskele boyunca doğuya yöneliyoruz ve en uç noktaya kadar gidiyoruz.

Yaklaşık 2 metre genişliğinde uzun bir iskeleye bağlı bir cafe ve pansiyon vardı en doğusunda. Begonvillerin süslediği oturma yerleri yapılmış çay ve diğer yiyecek içecek servisleri için. Oturup çay kahve içtik. Ben bir ara pansiyonun arkasındaki kayalık tepeye tırmandım. Kaya mezarları vardı, fotoğraflarını çektim.

Konumu gereği bir balıkçı köyü olan Üçağız son yıllarda yerli ve yabancı turistlerin günübirlik uğrak yerlerinden biri olmuş. Bu nedenle köyde fazla pansiyon olmadığını öğreniyoruz. Limanından denize bakılınca adaların arasındaki 3 boğazdan açık denize çıkıldığı için Üçağız adını almış.

Saklı kalmış bu doğa cenneti Üçağız’da da Kekova Adası turu yoktu. Oldukça pahalı özel tekne turunu da biz istemedik. Yeterince dinlendikten sonra Demre’ye doğru harekete geçtik.

653 total views, 1 views today

Share Button