Budapeşte Panorama

Kıyılarında atalarımızın at koşturduğu, Türk zaferleri ve yenilgileriyle dolup taşan anılar nehri Tuna, Avrupa’nın en eski, en işlek suyolu ve Avrupa’nın can damarıdır. Almanya’nın güneyinde yer alan Kara Ormanlar bölgesinde doğar. İsmini Roma Nehir Tanrısı olan Danuibius ya da Danube’den alan nehir, doğduğu noktadan itibaren Karadeniz’e dökülünceye kadar yaklaşık 2 800 km yol alır. Bu yolculuk boyunca Almanya, Avusturya, Slovakya, Macaristan, Hırvatistan, Sırbistan, Bulgaristan, Romanya, Moldova ve Ukrayna olmak üzere tam 10 ülkeden geçer.

Gelbert Tepesinden Budapeşte

Doğu ve batı olarak Avrupa’yı ikiye ayıran Tuna Nehri, Budapeşte’yi de ikiye ayırmış. Doğu kıyısında Peşte, batı kıyısında ise Budin Kalesi’nin de bulunduğu Buda yer almakta. Tuna’nın doğu kıyısındaki Peşte düz bir alana kurulmuş olup, şehrin ticari merkezidir. Batı kıyısındaki Buda ise tepelik ve yeşil bir alanda tarihi ve turistik merkezdir. Bir bakıma Macaristan tarihi Buda bölgesindedir.

Tuna’nın incisi Budapeşte’de Buda ve Peşte’yi birbirine bağlayan yaklaşık 10 köprü içerisinde görülmesi ve üzerinde geçilmesi gereken 5 köprü vardır. Kuzeyde Margaret Adasını iki yakaya birleştiren köprüden güneye doğru inersek Aslanlı Zincir Köprü, Elizabeth Köprüsü, Özgürlük Köprüsü ve Petofi Köprüsü’dür.

Aslanlı Zincir Köprüsü

Bir gezgin olarak Budapeşte’yi panoramik olarak görmek için Özgürlük Köprüsü üzerinden, hayali olarak, yükselmeye başlayalım. Gellert Tepesi’ni de tepeden görecek şekilde yükseldikten sonra kuzeye bakalım. Bir yılan gibi kıvrılan Tuna’nın sol tarafında Buda, sağ tarafında Peşte bulunuyor. Tuna üzerinde kuzeye doğru baktığımızda önce Elizabeth Köprüsü, arkasında Aslanlı Zincir Köprüsü ve nihayetinde Margaret Adası ve köprüleri görülecektir.

Elizabeth Bridge-Beyaz Köprü

Şimdi Tuna’nın tarih kokan batı bölgesine,  Buda’ya bakalım. Hemen solumuzda, biraz geride Buda’nın en yüksek tepesi Gelbert bulunmaktadır. Budapeşte’de en iyi panoramik fotoğrafların çekileceği terasların bulunduğu yerdir Gelbert Tepesi. Dürbünümüzü ileriye, Elizabeth Köprüsü’nü geçtikten sonra mimari bir şaheser olarak da tanımlanabilecek Aslanlı Zincir Köprüsü’nün batısına çevirelim. Belki de Buda’nın bütün tarihi geçmişini ortaya koyan Buda ya da Budin Kalesi kendini gösterecektir.

Gelbert Tepesinden Budapeşte

Budin Kalesi yerleşkesinde Macar Krallarının saraylarının yanı sıra sanat, tarih, etnografya, arkeoloji müzeleri yer alır. Ayrıca Matthias Kilisesi, Balıkçı Tabyası olarak bilinen ve panoramik manzaralar sunan 7 korunaklı gözlem kulesi ve teras kafesiyle 19. yüzyıl kalesi de bulunmaktadır. Orta Çağlardan kalma olan bir kale duvarının olduğu yere Balıkçılar Loncası için 1895 yılında inşa edilmiştir. Çok güzel bir manzarası ve akşam etkileyici bir ışıklandırması vardır.

Castle Hill Balıkçı Tabyası

Castle Hill Balıkçı Tabyası

Buda Sanat Müzesi

Castle Hill Matthias Kilisesi

Buda bölümünü panoramik olarak gördükten sonra dürbünümüzü Tuna’nın doğusuna, Peşte bölgesine çevirelim. İlk gözümüze çarpan Aslanlı Zincir Köprüyü geçtikten sonra, kıyıdaki Görülmesi gereken yerlerden biri olan Parlamento Binasıdır.

Geriye dönerek üzerinde yükseldiğimiz Özgürlük Köprüsü’nün sağ tarafına bakalım. 3 katlı Büyük Market, mimarisi ve kendine has ortamıyla kentte görülmesi gereken yerlerin başında geliyormuş. 15 Şubat 1897’de kentte açılan 5 pazar alanının en büyüğü konumundaki tesisin giriş katı, şarküteri ve çiftlik ürünlerinin satışının yapıldığı tezgâhlara ayrılmış. Üst katta ise yeme içme ve hediyelik eşya dükkânları bulunmakta. Hediyelik eşya almak için en doğru adres burasıymış. 

Budapeşte Merkez Hali

Marketi bırakarak Peşte bölgesinde ilerleyelim. Elizabeth Köprüsü’nün doğusunda, kuzeye yönelen, Araç trafiğine kapalı olan Vaci Utca Caddesi bulunuyor. Cadde üzerinde alışveriş mekânlarının yanı sıra çok sayıda kafe ve restoran yer aldığı görülecektir.

Parlemento Binası

Budapeşte kahramanlar Meydanı

Yerel dilde adı Hösök Tere olan Kahramanlar Meydanı, Macarların Avrupa’ya gelişinin 1000. yıl dönümü anısına 1895’te inşa edilmiş. Şu anki adını ortasında bulunan Milenyum Anıtı’nın 1932 yılında tamamlanmasıyla alan meydan, açılışının yapıldığı 1896 yılından itibaren tüm resmi kutlamaların yapıldığı, kent yaşamı için önemli bir nokta haline gelmiş.

Her iki yanını Macar krallarını temsil eden heykellerin süslediği meydanın gündüzü ayrı gecesi ayrı bir güzellik taşıyor. Bu nedenle konuklarına kent yaşamına dair çok değerli ipuçları veren tarihi alanı fotoğraf makinenizi yanınıza alıp, iki farklı zaman diliminde ziyaret etmenizi tavsiye ederim.

Tıpkı Kahramanlar Meydanı gibi 1000 yıl kutlamaları çerçevesinde mukavva ve ahşap malzeme kullanılarak inşa edilen Vajdahunyad Kalesi, başlarda geçici bir esermiş. Ancak Romanya’daki aynı adlı kalenin bire bir kopyası olan dev boyutlu maket çok fazla ilgi görünce 1904-1908 yılları arasında şimdiki görünümünü kazandığı inşa sürecine alınmış.

Share Button