Maraş, 1951 Mart ayı ortaları…

Birden acı bir çığlık kopmuştu. ‘’Annemi isteriiiim… Onsuz bir yere gitmeeem… Annemi isteriiiim.’’ Diye çığlık çığlığa ortalığı birbirine katan üç buçuk yaşındaki en küçük kardeşimiz Şaban’dı… Kardeşimizin tepkisi annesiz yollara çıkacak olmasınaydı…Anneme, o günün deyimiyle, ince hastalık teşhis konmuştu. İki ay süreyle Edirne’de tedavi görmesi gerekiyormuş. Doğal olarak Babam da annemle kalacaktı. Biz üç kardeş Halil dedemlerle  Maraş Elbistan köylerinden birine gidecektik.

Çığlık çığlığa tepinmekte ve ağlamakta olan en küçük kardeşimizi Cemile Teyzemle anneannem güçlükle yatıştırdılar. Çocuklarla arası çok iyi olan Kerim dayım da ilgisini dağıtmakta oldukça yardımcı oldu da bizi Haydarpaşa Garına götürecek olan kara tren vagonlarında yerimizi aldık. Anneannem, Halil dedem, dayılarım ve kardeşlerimle birlikte bazı köylülerimiz Maraş İli Elbistan kazası köylerinden birine yerleştirilmek üzere yola çıkarılmıştık. Amcamın Antalya taraflarında bir yere, halamın da Tokat taraflarında bir yere gönderildiğini öğreniyorum sonraki yıllarda

Sisler arasından hayal meyal anımsadığım kadarıyla önce Edirne Karaağaç Garından başlayan yolculuğumuz İstanbul Sirkeci Garına ulaşmamızı sağlamıştı. Sirkeci’den bindirildiğimiz bir gemiyle İstanbul Boğazını geçerek Haydarpaşa’ya geçmiştik. Hava oldukça soğuk olmasına rağmen, hayatımızda ilk kez deniz görmenin heyecanıyla, üşüdüğümüzün farkına bile varmamıştık. Haydarpaşa Garında tekrar bindirildiğimiz kara tren vagonlarıyla yaklaşık 1 300 km’lik bir yolculuk başlamıştı. Büyüklerimizin trendeki görevlilerden biriyle yaptıkları konuşmalarından anladığım kadarıyla önce 1948 yılında faaliyete geçen Maraş Tren Garına kadar gidilecek, sonra da Elbistan’a ulaştırılmış olacaktık.

Üç dört günlük zahmetli bir yolculuktan sonra ulaşmıştık Maraş iline.  Anımsadığım kadarıyla 10-12 aile birlikteydik. Maraş İlinin Muhacirlerin ihtiyaçlarını karşılama ve yerleştirme birimi yetkilileri tarafından karşılanmış, zorunlu bir takım ihtiyaçlarımız giderilmiş ve bir süre dinlenmemiz sağlanmıştı. Büyüklerimiz tarafından Elbistan köylerine iskân edileceğimiz söyleniyordu…Bakalım nelerle karşılaşacaktık?

Share Button