DSC00002

Konya Ereğli’sinden Mersin’e gitmek üzere bindiğim kara trenden, aktarma olmak üzere Yenice istasyonunda inmiş ve Adana’dan gelip Mersin’e giden trene binmiştim…Bindiğimi sanmıştım. Aceleci davranmam nedeniyle Niğde ekspresine bindiğimi, neden sonra, yanımdaki konuşmalardan anlamış ve adını sanını bilmediğim Toros Dağları eteklerindeki bir kasabaya inmiştim.

 

Çekinerek girdiğim ve kimsenin dikkatini çekmediğim kahvehane kapanmak üzere iken, Musa emmi dediğim yaşlıca bir bay beni, ”Tanrı Misafiri” olarak konuk etmiş, karnımı doyurmuş ve yatak sermişti. Sabah kahvaltısından sonra, elini öperek ayrılıp, istasyondaki emanet bürosuna tahta bavulumu bıraktıktan sonra, ansızın ve beklenmeyen olağanüstü bir trenden inen Bay Tompkins ile karşılaşmıştım. Orta yaşlı Bay Tompkins, kendisini karşılamaya gelen oldukça yaşlı torunu ile uzaklaşırken, şaşkınlıktan donakalan ben, kendime geldiğimde ”Rölativitistik hızlar ve genç kalma” üzerine anlattıklarını kavramaya çalışıyordum.

 

Bilim Kurgu romanlarına meraklı olan ben; okuldaki kütüphanemizde bulunan kitaplardan, başta Jules Verne’ninkiler olmak üzere, okuduğum gibi derslerimde çok iyiydi. Üstelik meraklı ve çalışkan bir öğrenciydim. Bay Tompkins’in anlattıklarını bilgilerimin süzgecinden geçirdiğimde, ”Rölativistik Hız Değişmeleri”nde; canlı ya da cansız bütün maddelerin rölativistik kuvvetlerin etkisinde kalacağı sonucuna ulaştım.

 

Rölativistik kuvvetlerin etkisinde kalan her maddenin ve maddeyi oluşturan parçacıkların salınım hareketleri yavaşlayacaktır. Saatimizin tik taklarının yavaşlamasının yanı sıra, tüm biyolojik fonksiyonlarımız ve kalbimizde ağır çalışacağından, yaşlanma yavaşlayacaktır. Bu sonuçlara ulaştıktan sonra, ilk fırsatta rölativistik trende yolculuk yapmanın yollarını aramaya karar verdim.

 

Benim trenimin gelmesine daha çok vardı. Üstelik; eğilip, bükülmekte olan ve ışık hızının 15 km/saat olan bu rölativite kenti oldukça ilgimi çekmişti. Dünkü trenden indiğim kasaba ile bu gün ortaya çıkan rölativite kenti birbirinden çok farklıydı. Şaşkınlık içinde olanları kavramaya çalışıyordum. Bu arada, olur ya, kente gelen rölativistik bir trenle karşılaşabilir ve yolculuk yapabilirdim hayallerini de kuruyordum.Birden, yaşlanmak istemediğimin farkına varmıştım.

 

Oldukça değişen kentin içine doğru yürüdüm. Akşamın alaca karanlığından olacak diye düşündüm, dün farkına varmadığım bazı ayrıntılar dikkatimi çekti. Kentin iki ucunda, her yerden görülebilen, iki saat kulesi vardı. Bana yakın olan saat kulesinin dibinde, gösterişli bir bisikleti olan, oldukça şişman ya da beli oldukça kalın bir polis duruyordu. Diğer uçtaki saat kulesinin yanındaki yardımcısının işareti üzerine, adli bir olay var düşüncesiyle, bisikletine atlayarak, pedal çevirmeye başladı.

 

O da ne?…Yine gözlerime inanamıyordum. Yine olağanüstü bir olayla karşı karşıya kalmıştım.Kule dibindeki o şişman polis gitmiş, pedal çeviren incecik, filinta gibi bir polis gelmişti adeta.Yine çok meraklanmış ve olayı aydınlatabilmek amacıyla, saat kulesi dibinde bulunan boştaki diğer bir bisiklete binerek, pedal çevirmeye başlamıştım. Bu arada, kendimin de iyice incelebileceğimden ve pedal çevirmekte zorlanacağımdan korkmuştum. Ancak, hayret bir şey, bende hiçbir değişiklik olmamıştı. Bu durum, şaşkınlığımın iyice artmasına neden oldu.

 

Diğer saat kulesine ulaştığımda, Bay Tompkins’in de orada olduğunu görerek rahatladım ve sevindim. Bisikletten inerek Bay Tompkins’e yaklaştım. Yaşlı torunu ile hararetli hararetli bir konuyu tartışıyorlardı.Tartışmadan anladığım kadarıyla, torununun da kendisiyle birlikte seyahat etmesini istiyordu. Bir sonraki gelişinde kendisini sağ olarak bulamama endişesini dile getiriyordu.

 

Hararetli tartışmanın bir evresinde benim orada olduğumun farkına varan Bay Tompkins; ”Sen hala buralarda mısın?” dedi. Şişman polisin pedal çevirerek nasıl inceldiğini anlattım.”Ama, ben de pedal çevirdim ama, ben de bir incelme olmadı, neden acaba?” diyerek meraklı ve öğrenme isteği gözlerle kendisine baktım. Sevecen bir gözle bana bakarak, ”Burada ışığın hızının 15 km/saat olduğunu söylemiştim.Bindiğiniz bisikletler özel yapılmış.Kısa sürede hızları ışığın hızına yaklaşıyor ve hareket doğrultusunda boy kısalmasına uğruyor.”dedi.

 

”Ama neden bende olmadı?” deyince de, ”biraz sabırlı ol ve dikkatli dinle”dedikten sonra; ”Bir gözlemciye göre hareketli olanlarda, hareket doğrultusunda boy kısalması görülür. Oto yollardaki kesikli çizgileri düşün.Bir kaplumbağa sırtında üzerinden geçersen uzun bir çizgi karşına çıkar. Ancak, az önce indiğin bisikletle üzerinden geçersen oldukça kısa bir çizgi ile karşılaşırsın. Sözü ettiğim çizgiler, sana göre hareketli olduklarından, hızlarına bağlı olarak boylarında değişikliğe uğramışlardır.”

 

Bay Tompkins; anlattıklarını anlayıp, anlamadığımı kontrol ettikten sonra konuşmasını sürdürdü.”Sana göre hareketli olan şişman polisin hareket doğrultusundaki boyunda, yani belinde ve bağlantılı olan biyolojik yapısında incelme oldu. Oysa sen, bisiklete göre hareket edemediğinden, bisiklete ve kendine göre durgun idin. Kendine göre hareketin olmadığı için, bir değişiklik de olmadı.Buraya doğru gelirken, seni gözlemiştim. Seni, şu andaki durumuna göre oldukça ince ve zayıf görmüştüm. Rölativiteyi ve sonuçlarını bilmesem, seni hastalıklı sanırdım.” dedi.

 

Dikkatlice dinlediğim Bay Tompkins’den öğrendiklerime göre; rölativistik hızlar kentlerinde, ki elektronlar böyle bir kentte yaşıyorlar, ”Bir gözlemciye göre hareketli olan cisimlerin, hareket doğrultusundaki boylarında kısalma oluyor.” Bir gözlemciye göre hareket eden ve hızı, ışığın hızına yaklaşan metre çubuklarının da boyları sıfıra yaklaşıyor. Bu demektir ki, ışığın hızının 15 km/saat olduğu bu rölativite kentinde bile ışığın hızı ölçülemez. Başka bir deyişle; ışığın hızının, fiziksel hızların üst sınırı olduğunu, erişilemeyeceğini öğrendim Bay Tompkins’ten.

 

Tam başka bir şeyler sormaya niyetleniyordum ki, yaşlı torunuyla uzaklaşırken el salladığını gördüm. Ben de bir hayli esrarengiz hale gelen bu kenti, biraz daha meraklı gözlerle inceleyerek, dolaşmaya devam ettim.

 

Yeni bir durumla karşılaşırsam, sonuçları sizlerle paylaşmaya söz veriyorum…

http://www.youtube.com/watch?v=Xa14nk3woww

5,853 total views, 1 views today

Share Button