Göç ve İvriz İlköğretmen Okulu Anılarım 25

19 Eylül 1960 Pazartesi, İvriz İlköğretmen Okulu

Madeni anahtar sesleriyle uyanmıştım. Neler oluyor diye gözlerimi açıp, kafamı kaldırdığımda cibinlik ve okaliptüs ağaçlarını görememiştim. Bir an için bulunduğum yeri kestirememiştim, nerede bulunmaktaydım acaba? Bulgaristan’dan göçtüğümüz andan itibaren sürekli yer değiştiriyorduk, göçebe hayatımız vardı adeta. Bazı sabahlar uyandığımda nerede bulunduğum konusunda tereddütlerim olmaya başlamıştı.

Bir ranzanın üst katındaydım. Çevreme baktığımda okul arkadaşlarımın yataklarından inip, hızla giyinmeye başladıklarını görmüştüm. İvriz İlköğretmen Okulu yatakhanesindeydim demek ki. Dün gece Tarsus’tan bindiğimiz trende gecelemiştim. Pazar günü öğleden sonra İvriz’e gelmiştim. Oysa bir önceki gün Karabucak Okaliptüs Ormanındaydım. Yaklaşık üç ay cibinliklerle çevrelenmiş bir çardaktaki yatakta gecelemiştik kardeşimle. Ranzanın üst katındaki yatağımı çardaktaki olarak algılamış, okaliptüs ağaçlarını ve yaprakları arasından dans ederek geçen güneş ışınlarını aramıştım. İvriz’de arkadaşlarımla birlikte olmama sevinmiştim.

Elindeki anahtarlarla ranzalara vurarak girip çıkan nöbetçi öğretmendi. Zil ve anahtar sesleri denetimi ele almışlardı yine. ‘’Geri döndüğümde kimseyi yataklarında görmeyeceğim.’’ Deyip çıkmıştı yatakhaneden. Kalkmış, elimi yüzümü yıkamış ve hızla giyinmiştim. Yatağımı düzelttikten sonra etüte yetişmek üzere 3/A sınıfının yolunu tutmuştum. Henüz dersler başlamadığı için, dün göremediğimiz arkadaşlarımızla sarmaş dolaş olmuş ve yaz anılarımızı anlatmıştık.

Sabah kahvaltısından sonra tören alanında toplanmış, Okul Müdürü Kamil Açan, yardımcıları ve öğretmenler yerini aldıktan sonra okul bandosu eşliğinde İstiklal Marşı söylenmişti. Andımız da okunduktan sonra Müdürümüz Kamil Açan ‘’Günaydın Arkadaşlar, 1960-61 Eğitim ve Öğretim Yılı hepimize hayırlı olsun.’’ Dedikten sonra ‘’  ”Aramıza yeni katılan kardeşleriniz var. Öyle sanıyorum ki çok büyük bir bölümü ailelerinden ilk kez ayrılmıştır. Tanımadığı, tanımaya çalıştığı yepyeni bir çevredir okulumuz yeni gelen kardeşleriniz için. Kendilerini biraz garip, biraz yalnız ve biraz da üzgün hissediyor olabilirler. Onlara sahip çıkalım ve burasını sevdirelim.” Demiş ve okulun oldukça sıkı ve katı kurallarından uzunca bir süre söz etmişti. 

Okul Müdürümüzün konuşmasından sonra Müzik Öğretmenimiz Kemal Çuhalılar yönetimindeki bandonun eşliğinde, efsane öğretmenimiz Mehmet Karaman’ın başını çektiği zeybek oyunlarıyla ortamı bir şölen havasına dönüştürmüştük. Yarım saat süren oyunlardan sonra sınıflarımıza gitmiş ve ilk dersimize başlamıştık.

Okul Müdürümüz Kamil Açan’ın iki yıl önceki bayrak töreninde söylediği gibi ‘’Eğitimin bir insanın hayatını devam ettirebilmek için öğrendiği her şey olduğunu, bir zamanı mekânın olmadığını, İnsanoğlu ölene kadar eğitimin sürdüğünü…’’ yaşayarak öğrenmiştik. Aileden başlayan Eğitim İnsanoğluna kişiliğini, insanı insan olarak sevmeyi, paylaşmayı, yardımlaşmayı, sergilediği davranışları, ahlakı kazandırıyordu. Öğretim ise okullarda gerçekleştiriliyordu. Müfredat programları çerçevesinde, bir amaca yönelik olarak yapılan sistemli bir uygulamaydı. Daha yalın bir tanımla eğitim adam etmeyi,  bir başka deyişle insan olmayı, öğretim ise bilgi kazandırmayı amaçlayan süreçlerdi.

Bulgaristan’dan Türkiye sınırlarına girdiğimiz andan itibaren hayatımızı devam ettirmek için çok şey öğrenmiştim. İvriz bunu birkaç adım daha ileriye taşımıştı. İyi ki İvriz İlköğretmen Okulu öğrencisi olmuştum. Kazandırdığı beceriler ve öğretim yöntemleriyle hayata hazırlamış, önce kendimizi sonra da çevremizi sevecek şekilde donatmıştı bizleri…

1960-1961 Eğitim ve Öğretim Yılı bizlere neler kazandıracak ve hangi sürprizleri önümüze çıkaracaktı. Bekleyip, görecektik…

660 total views, 1 views today

Share Button