Göç ve İvriz İlköğretmen Okulu Anılarım 29

22 Mayıs 1961 Pazartesi, İvriz İlköğretmen Okulu…

Mayıs ayı bayramların ayıydı 1961 yılında. Öyleydi çünkü 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı (ki ülkemizde genellikle bahar bayramı olarak kutlanır), 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, 25 Mayıs Perşembe günü Kurban Bayramı ve 27 Mayıs Anayasa ve Hürriyet Bayramı olmak üzere 4 ayrı bayram kutlanmaktaydı.

İşçi ve emekçiler tarafından dünya çapında kutlanan, birlik, dayanışma ve haksızlıklarla mücadele günüydü 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı. Dünya üzerindeki pek çok ülkede, resmi tatil olarak kabul edilmekteydi. Ankara’da 1 Mayıs 1922’de işçi bayramı kutlanmıştı. Cumhuriyet tarihinde ilk kez 1 Mayıs 1923’te resmi olarak işçi bayramı kutlamaları yapıldı demişti Tarih Öğretmenimiz Hüseyin Seçmen.

Anımsadığım kadarıyla 1 Mayıs 1961 Pazartesi günüydü. Unutulmaz günlerimden biri olacaktı bu Pazartesi günü. Öyleydi çünkü ilk ve orta öğretim dönemlerinde ilk kez dersi asacaktım.  Sabah kahvaltısından sonra sınıftaki ilk iki saatimiz Coğrafya öğretmenine aitti. 3/A sınıfı olarak anlaşmış ve coğrafya dersini asarak koyun çayırına gitmiştik bahar bayramını kutlamak için. Öğretmen ve idareye, nereye gittiğimiz konusunda, haber verme gereğini bile duymamıştık.

Toros Dağları’nın kuzey eteklerinden çıkan Delimahmutlu ve İvriz çayları arasında yer alan Koyun Çayırı yeraltı sularının bolluğu ile bilinirdi. Bu nedenle Koyun çayırı bölgesinde söğüt, kavak, çeşitli doğal bitkilerle birlikte çevresinde meyve bahçeleri de bulunmaktaydı. Özellikle beyaz kirazı ile ün yapan bu bahçelerde Napolyon kirazı, vişne ve elma olmak üzere çeşitli meyve ağaçları bulunmaktaydı. Ortamda tam bir bahar havası vardı. Bu havayı solumak için dersleri asmıştık. Ne büyük hataydı, yıllar sonra farkına varmıştım.

Koyun çayırında öğleye kadar neşe içinde eğlenmiştik ama karnımızın acıkmasıyla birlikte okula dönmemiz gerektiğini hatırlamıştık. Hatırlamıştık da dönünce olabilecekler aklımıza gelmiş ve karınlarımıza ağrılar girmişti. Yatılı öğrencilerdik ve izinsiz olarak dersleri terk etmiştik. Okul Disiplin Kurulu toplanırsa, hepimizi olmasa da elebaşı olarak gördükleri bazı arkadaşlarımıza okuldan uzaklaştırma cezası verebilirlerdi.

Süklüm püklüm okula dönmüştük. Hepimiz süt dökmüş kediler gibiydik. Şimdilerde düşünüyorum da affedilir gibi değildi davranışımız. Bereket okul bizi adam etmeye ve kazanmaya çalışıyordu. Hepimiz esaslı birer zılgıt yedikten sonra, kaçırdığımız dersleri telafi etmek kaydıyla affedilmiştik.  Unutmadığım anılarımdan biriydi 1 Mayıs 1961 Pazartesi günü… Affedilmeseydik şimdiki pozisyonumuzda olabilir miydik acaba? Diye düşünmüşümdür hep.

1961 Mayıs Ayı Bayramlar ayı olmasının yanı sıra bizim için ayrı bir önemi vardı. İvriz İlköğretmen Okulu’nda üç yılımızı tamamlayacak ve Ortaokul diploması almaya hak kazanacaktık. Bütün yazılı ve sözlü sınavlar 19 Mayıs’tan önce bitmeliydi. Öyle de olmuştu. 18 Mayıs Perşembe günü karnelerimiz bile dağıtılmıştı. Bu dönemde de bütün derslerim 10 üzerinden 10 olarak karneme geçmiş, üstelik takdirname de almıştım.

Dersler, sınavlar bitmiş ve karneler de alınmış olduğundan yapılacak tek şey yaz tatilinde nerede ve neler yapılacağı konusunda muhabbet etmekti. İstanbul Çapa İlköğretmen Okulu müzik ve resim semineri sınavları için hazırlananlar dışındaki bütün arkadaşlar 19 Mayıs gösterilerinden sonra ailelerinin yanlarına gideceklerdi. Cumartesi günü okulla ilişik kesme ve izin belgelerini düzenleyebilenler hemen, bazılarımız da Pazartesi günü okuldan ayrılabilecektik. Ben Tarsus Turan Emeksiz Ağaçlama Sahasındaki ailemin yanında Kurban Bayramını geçirdikten sonra okula geri dönecektim.

İstanbul Çapa İlköğretmen Okulu Müzik Semineri sınavlarını kazandığım takdirde, önümüzdeki yıl İvriz’de olmayacaktım. Bu duruma hem üzülen hem de benim adıma sevinen can dostum Emin Özkan ve Hüseyin Kaya ile koyu bir sohbete dalmıştık. Sohbet sonrasında Emin duygularını tutmakta olduğum ‘’HATIRAT Defteri III’’ sayfalarına yazarak dile getirmişti. ‘’Canım Eeeaahh’’ Diye başlamasının nedenini, soyadım ‘’Akıncı’’ nın ‘’Akıncıııaaahh’’ biçiminde uzatmamdan kaynaklandığını söyler ve beni kızdırırdı. Sınıf arkadaşlarımdan Sabri Ekşi de duygularını yazanlardandı.

Her yıl olduğu gibi Ereğli Stadyumundaki 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı gösterileri Ereğli Lisesi’nin gösterilerini gölgede bırakmış ve büyük beğeni almıştı. Akşamki folklor gösterilerinden sonra okulumuza dönmüş, tatil programları yapmıştık.

1960 yılı İvriz olmalı

771 total views, 5 views today

Share Button