Göç ve İvriz İlköğretmen Okulu Anılarım 32

                                                                                                      9 Haziran 1961 Cuma, İvriz…

Okulumuzun 19 Mayıs Cumartesi günü öğleden sonra tatile girmesi ve Kurban Bayramı vesilesiyle Tarsus Turan Emeksiz Ağaçlama Sahasında görevli olan babamın, dolayısıyla ailemin, yanında 10 gün kalmıştım. Babam konaklama yerini bir cennete çevirmiş, süt ve süt ürünleri ihtiyaçlarını karşılamak için de bir inek almıştı. Ailem sanki yerleşik düzene geçmiş gibiydi. Konya Maarif Koleji’nde okumakta olan kardeşim Mustafa da bayram öncesi gelmiş, bayramdan sonra da ağaçlama sahasında işe başlamıştı. 4 Haziran 1961 Pazar günü hayır dualarını alarak Tarsus’tan ayrılmış, trenle İvriz’e dönmüştüm. Mutlu ayrılmıştım yanlarından.

İvriz’e döndüğümün ertesi günü, yani Pazartesi günü, bir sürprizle karşılaşmıştım. Müzik Öğretmenimiz Kemal Çuhalılar yoktu.  Kocaeli Hereke’ye Müzik Öğretmeni olarak tayini çıkmış ve gitmişti. Üzerimde çok emeği vardı, özleyecektim kendisini. Acaba kim gelmişti yerine? Sorusuyla Müzikhaneye, Müzik evine doğru yürümüştüm. Müzik evinde uzun boylu, güler yüzlü ve zıpkın gibi yeni mezun her tarafından enerji fışkıran bir müzik öğretmeniyle, İmdat Halvaşi ile karşılaşmıştım. Piyanonun başına oturmuş, sanki beni bekliyordu.

İmdat Halvaşi kısaca kendini tanıttıktan sonra piyanoya dönerek sağ elinin parmaklarıyla üç tuşa basmış, sora da bana  ‘’bastığım tuşlardaki notaları algılayabildin mi.’’ Demişti. Algılamıştım. Aslında oldukça kolay bir üçlü sormuştu. ‘’Evet öğretmenim. Do, Mi, Sol üçlüsünden oluşan Do majör akoru’’ Demiştim. ‘’Aferin sana kulağın fena değil.’’ Demiş ve Kemal Çuhalılar üzerine uzun bir sohbet yapmıştık. Müzikevi’nin anahtarlarını bana verdikten sonra ‘’Yarın önce kemanda çalışmakta olduğun parçaya ve bitirdiğin metotlara bakarız.’’ Deyip Müzikevi’nden ayrılmıştı.

Salı günü erkenden Müzikevine gitmiş, İmdat Bey gelmeden önce yarım saat keman çalışmıştım. Saat 10,00 civarında gelen yeni müzik öğretmenim keman tutuşum ve yay çekişimi gördükten sonra ‘’Yay çekme her bir teli akıcı bir şekilde çekme ile başlar. Sende biraz problem var gibi. Parmaklarını teller üzerine koymadan, bütün tellerde yay çekmeni tekrar görmek istiyorum.’’ Demişti. Dediğini yaptıktan sonra ‘’Parmaklarınızı tellerin üzerine koymak için acele etmeyin, öncelikle yayı gerçekten düzgün çektiğindne emin olmalısın. Çapa’daki sınavda yay çekişinize özel bir önem vereceklerdir. Akıcı bir şekilde gerçekleşen yay çekme ile çalacağınız parça güzellik kazanır, öne çıkar.’’ Demişti.

İmdat Bey klasik müzik ve keman üzerine bir süre konuştuktan sonra piyanonun başına geçerek, biraz da akorlar üzerinde çalışalım demişti. Ve eklemişti… Bir eseri icra ederken, kimi zaman gitar, akordeon, piyano gibi bazı enstrümanların aynı anda birden çok farklı sese bastığını görürüz. Üç ya da daha fazla farklı sesin aynı anda duyulmasıyla elde ettiğimiz seslere akor denir.

Orkestralarda ya da birden fazla enstrümanın bulunduğu müzik gruplarında melodinin arkasında çalınan akorları değiştirebiliriz. Bu da melodiyi farklı bir tınıda duymamızı sağlar ve müziğin havasını tamamen değiştirebilir. Neşeli bir melodi karamsar, sıradan bir melodi esrarengiz bir hal alabilir. Bu şekilde armoniyle dilediğiniz gibi oynayabilirsiniz. Her şey hayal gücünüze ve ne yapmak istediğinize bağlıdır.

İmdat Beyin keman ve piyano ile ilgili kuramsal bilgiler çok işime yaramıştı. Edindiğim bilgilerin rehberliğinde yaptığım çalışmalar daha verimli olmaya başlamıştı. Bir başka gün keman kavrama ve kemanı kavradığımız kolumuz, dirseğimiz, elimiz ve parmaklarımız üzerine uygulamalı bir sohbet yapmıştık.

‘’Özellikle keman çalışanlar için parmakların esnekliği, kol ve omuz arasındaki işbirliği çok önemlidir.’’ Demişti. ‘’ Keman çalmaya başlarken, kemanı kullanmada önce sadece aleti elinde tutma yöntemi bile sonrasında iyi sonuçlar sağlayabileceği gibi, kötü sonuçlar da sağlayabilir. Tüm diğer müzik aletlerinden farklı olarak, keman çalmayı tam benimsemek için eğitimin taaa başlangıcında daha çok özen gösterilmesi gerekir. Bir öğrencinin geliştirilmesi için aletin gerektiği şekilde elde tutulması birinci ve en önemli meseledir.’’ Demiş ve devam etmişti.

Kemanda, kemanı kavradığınız sol el tekniği, parmak hareketleri ile omuz, önkol ve elin hareketlerini içerir. Bu hareketler birbiriyle çok sıkı bir biçimde ilişkilidir. Elin bir pozisyondan diğer bir pozisyona hareket etmesi, parmakların keman üzerindeki basma alanı, değişik kısımlarında keman teli üzerine doğal bir şekilde inmesini sağlamayı amaçlar. Bu bağımlılığın akılda iyice tutulması ve elin parmaklarının rahat bir şekilde hareket etmesini sağlayacak bir durumda tutulmasına gayret edilmesi gerekmektedir.

İmdat Halvaşi ’nin uyarıları üzerine keman tutma ve sol el tekniği üzerinde çalışmamın yanı sıra piyano çalışmalarımı da sürdürmüştüm. Günler günleri kovalamış, İmdat Halvaşi ’nin rehberliğinde çalışmalarım olgunlaşmıştı. Sınavı kazanacağım konusundaki inancım iyice artmıştı. 

Nihayet günü geldi ve İstanbul yolculuğumuz başlamıştı. Üç imparatorluğa başkentlik yapmış bu tarihi ve  gizemli kentle karşılaşmayı heyecanla bekliyordum…

630 total views, 1 views today

Share Button