Mutluluğun, hazzın ve ölümsüzlüğün peşinde koşan Sapiens, yani bizler, sürümümüzü yükselterek, tanrılar katına yükselmeye çalışıyoruz. Bu çaba, sadece ilahi olduğu için değil, yaşlılık ve yetersizliğin, ıstırabın üstesinden gelebilmek için, biyolojik temeller üzerinde tanrısal bir kontrol edinmek istiyoruz.

Yaşlanmaya ve ölüme karşı mücadelemiz, kıtlık ve hastalıklara karşı gelenekselleşmiş savaşımızın devamı niteliğinde sürerken, günümüzün üstün değerini, ‘’Yaşama Hakkı’’nın insanlığın en temel ve vazgeçilmez değer olduğunu ortaya koymaya çalışıyoruz. Tarih boyunca ve hatta günümüzde bile, ülkelerin büyük bir bölümünde, dinler ve ideolojiler dünyadaki insan hayatını değersiz kıldılar. Dünyadaki insan yaşamının geçici olduğunu, öldükten sonra konaklayacağımız ‘’Cennet ve Cehennem’’ kavramlarını koyarak, sonsuz ve mutlu hayatı dayattılar.

Hristiyanlık, İslamiyet ve Hinduizm, varoluşumuzun anlamının ahiret hayatındaki yazgımıza dayandığı görüşünde ısrar ederek, ölümü yaşamın olumlu bir parçası olarak görmemizi sağladılar. İnsanlar tanrı istediği için doğar ve ölürlerdi. Nasıl ki doğum bir mucize olarak kabul ediliyor, ölüm de anlamlarla dolu doğaüstü ve kutsal bir deneyim olarak görülmeliydi.

Modern bilim ve kültür ölümü bambaşka bir açıdan değerlendirmektedir. Ölümü daha ziyade çözülebilecek ve çözmemiz gereken bir sorun olarak görmektedir. Sıtmadan ölenlerin, tanrı istediği için değil, tedavi edilemedikleri için öldüklerine inanır. Ülkemizde sıtmadan ölenler kalmamıştır. Hristiyanlar, ölümün üstesinden gelebilmek için İsa’nın yeniden dirilmesini beklememektedirler.

Bilim adamlarının ve çağdaş doktorların, araştırmalarını bırakıp, ‘’Tamam, bu kadar yeterli, …’’ diyebileceği bir nokta olamaz, olmamaktadır da. Nitekim Google ‘’ölümü çözmeyi’’ amaçlayan Calico isimli küçük bir şirketle işe başlamış durumda.

Dünya, Saygın bilim dergisi Nature’da yayınlanan ve bilimde çığır açan gelişmeyi konuşuyor ve tartışıyor. Bilim insanları ilk kez insan embriyosunun genlerini değiştirerek bebeğin büyüdüğünde geçirmesi muhtemel olan ölümcül hastalıkları engellemiş durumda.

Saygın bilim dergisi Nature’da yayınlanan araştırma, ABD’deki Oregon Üniversitesi’nde Amerikalı, Çinli ve Güney Koreli doktorlar tarafından yapılmış.

Genetik mühendisliği, özellikle insana uygulandığında etik eleştiri ve korkuları da beraberinde getiriyor. Çünkü hastalıkların ortadan kaldırılmasının yanı sıra, örneğin daha zeki veya daha atletik bireyler olarak büyüyecek bebekler de “tasarlanabilecek.” Hatta önümüzdeki yıllarda bir gün “Sarışın mı esmer mi olsun” gibi konulara kadar varabilecek…

Bu yüzden son araştırmayı yapan bilim insanları, eleştirilerden kurtulmak için, bu tekniğin sadece ciddi sağlık sorunlarını ortadan kaldırmak için kullanılması yönünde bir yasal mevzuat hazırlanması önerisinde de bulunuyor.

Tasarlanabilecek bebekler projesi ölüme karşı ilk meydan okumalardan biri olarak görülüyor. Sapiens sürümünü yükselterek, tanrılaşmaya bir adım daha yaklaşmış oluyor.

167 total views, 1 views today

Share Button