Hayaller Kenti Venedik 2

italya-venedik-021

Rüyalar ve aşıklar kenti Venedik

İtalya’nın Kuzey doğusunda, Adriyatik kıyısında, yarım ay şeklindeki bir ”Lagün” üzerine kurulmuş olan Venedik; 118 adacık, 180 kanal ve adacıkları birbirine bağlayan 400 köprüden oluşuyor. Yarım ay şeklindeki lagün yapısından ötürü dünyada bir eşi daha bulunmayan bir coğrafyası var. Tümüyle antik yapılardan oluşan ve 1000 yıldır değişmeyen mimarisiyle gizemli bir kent Venedik…  Yaşarken görülmesi gereken yerlerden biri. Venedik’e, ana karadan 4 kilometre uzunluğundaki bir köprüden geçen tren ve otomobille ulaşılabiliyor. Lido di Jesolo’da konaklayanlar için ise vaporettolar ile güneyden San Marco Meydanına en yakın iskeleye ulaşmak da mümkün.italya-venedik-004

 

 

Lido di Jesolo ile Venedik arasında küçük, turistik vapurlar ulaşımı sağlıyor. Biz de Lido di Jesolo’dan kalkan küçük bir vapur, ki vaperotto olarak adlandırılıyor,  ile San Marco Meydanı’na en yakın iskeleye ulaştık. Bu bölgeyi oldukça kalabalık, telaşlı ve hareketli gruplar doldurmuştu. Sıralanmış vaporetto duraklarından inen yüzlerce turist aynı anda  San Marco’ya yöneldi. Seyyar satıcılar, sokak ressamları, sokak  karikatüristleri,  sokak çalgıcıları ve akla gelebilen her şeyi pazarlayanlar yolun iki tarafına sıralanmıştı. Mahşeri kalabalığın yürüdüğü yolun iki tarafında küçük alış veriş dükkanları sıralanmış. Bu dükkanlarda aradığınız her şeyi bulabilirsiniz. Oldukça pahalı olan el işi takıların  yanı sıra, Venedik’i anımsatacak hatıra eşyaları, magnetler ve hepsinden önemlisi de maskeler satılıyor. Rehberimizin verdiği bilgiye göre,  maskeleriyle ünlü Venedik Karnavalı, 26 Şubat-8 Mart tarihleri arasında gerçekleşiyor. Özellikle Venedik Karnavalı sırasında Venedik ve ana karada konaklanacak yer bulmak mümkün görülmüyor. Venedik’in dünyaca ünlü ve en popüler etkinliği olan karnaval, ilk kez 1268 yılında kutlanmaya başlamış.

italya-venedik-014

 

Dükkanlarda bol miktarda maske satılmasının nedeni, dünyaca ünlü Venedik Karnavalıymış. Karnaval geleneğinin temelinde, geçmişte, sosyal sınıflar arasında düzenlenen kuralların karnaval süresince ortadan kalkması. Maskeler arkasında olan insanların hangi sınıf ve hangi statüde olduğunu anlama olanağı olmadığı için kişiler, kimliklerini gizleyerek, gündelik yaşamın boğucu etkisinden kurtulmanın yolunu bulmuşlar.Karnavala gösterilen ilgi ve Venedik’e çektiği ziyaretçi sayısı nedeniyle, 18. yy.dan sonra resmiyet kazandırılmış  ve   yerel yöneticilerce, belirli bir proğram çerçevesinde, festivalin gerçekleşmesi sağlanmış.

 

italya-venedik-041Karnavalı, geçmişte Meleğin Uçuşu olarak adlandırılan bir seromoni ile başlarmış.Günümüzde, Güvercin Uçuşu olarak bilinen seronomi,belinden kalın bir iple bağlanmış bir kişinin, San Marco Kilisesi ile Dükler Sarayı arasında gerilen bir ipten geçmesi olarak tanımlanıyor. Başka bir deyişle, ip cambazı gösterisi Güvercin Uçuşu serenomisi olarak tanımlanmış. Söylenceye göre, 1500 lü yılların ortalarında, Osmanlı İmparatorluğundan bir akrobat Venedik’e gelir. Marifetlerini göstermek için de bir yelkenlinin direğine bağladığı halatı San Marco Kilisesinin çan kulesine bağlar. Halat üzerinde yürüyerek, yelkenliden kiliseye geçer.Çok yukarıda olan halat,izleyiciler tarafından  görülemez. Kutsal olan kiliseye havadan geçen akrobatın bu yürüyüşü ”Melek Uçuşu” olarak adlandırılır. Venedik dükü, akrobatı altınla ödüllendirir. Başlangıçta Türk uçuşu olarak adlandırılan bu gösteri, karnavalın vazgeçilmez etkinliklerinden biri haline gelir ve Güvercin Uçuşuna dönüşür.

italya-venedik-025Kentin hayat damarları su kanalları olup; adacıklar ve Venedik’teki bölgeler, köprüler ve gondollarla birleşir. Vaporettodan indikten sonra,San Marco’ya ulaşabilmek için, bu kanalları birleştiren iki köprüden geçmek zorunda kaldık.Son köprüden geçerken, oldukça dar olan kanala  baktığımızda,  binaları birleştiren kapalı bir köprü ilgimizi çekti. Rehberimizden edindiğimiz bilgiye göre; San Marco Meydanındaki Dükler Sarayını, o dönemdeki hapishaneye bağlayan köprü olup, Ponte dei Sostri olarak tanınıyormuş. Mahkumların hapishaneye geçerken kullandıkları bu köprüden son kez Venedik ve güzelliklerini görebildikleri için; ‘’ah vah’’ edip, ‘’İç çektikleri’’ için, halk arasında ‘’Ahlar Vahlar Köprüsü’’, ‘’Hasret Köprüsü’’ adlandırılmaları yapılmış.

italya-venedik-050

 

San Marco Meydanı

 

italya-venedik-018Venedik’in tüm gizemini içinde barındıran mucizeler meydanı San Marco’ya giriyoruz. Sanki gerçek üstü bir meydandayız, masalımsı bir havası var. Birden bire, 1000 yıl öncesinden çıkıp, gelmiş gibi karşımızda duruyor. 1000 yıldır  değişmeden günümüze ulaşan San Marco meydanı, Venedik’in en güzel anıt binalarından biri olan Dükler Sarayı  ve Sansovino kütüphanesiyle çevrilidir. Bu geniş alan,süslemeleriyle, meydana ve Venedik’e masalımsı havayı katan San Marco Kilisesiyle son bulur.Kilisenin tam karşısında, 99 metre yüksekliğindeki Çan Kulesiyle meydan tamamlanır.

italya-venedik-038Meydandaki masalımsı ve gizemli havaya, güvercinler ve turist ordusu eşlik eder. Özellikle güvercinler ordusu ön plana çıkar.Elinizde yiyecek bir şeyler gördükleri anda; kollarınızda,tepenizde,   omuzlarınızda, ellerinizde, velhasıl her yerinizde yerlerini alır ve gagalamaya başlarlar. Bir söylenceye göre, Venedik’e ilk güvercinler, Kıbrıs’lı tüccarlar tarafından getirilmiş.Venedik Dükünün karısına hediye olarak getirilen güvercinler zamanla, güvercinler ordusuna dönüşmüş.

 

italya-venedik-021Günümüzde, turistler tarafından ilginç bulunup, güvercinlerle fotoğraflar da çekildiğinden, yerel yöneticiler tarafından da ayrıcalıklı bir duruma gelmişler..Binalarla birlikte, güvercinler de korumaya alınmış sanki. Aynı durum, İstanbul’da, Eminönü’nde, Valide Sultan Camii önündeki güvercinler için de geçerlidir. Başlangıçta pazar yeri olarak tasarlanıp kullanılan bu alan, 1536 yılından sonra  özel bir statüye kavuşturulmuş. Venedik Cumhuriyetinin yönetim yeri haline gelmiş ve pazar kurulması yasaklanmış. Alanın deniz tarafındaki girişinin her iki tarafında birer tane sütün yer alır.Birinin üzerinde, Venediğin ilk koruyucusu seçilen Bizans Kraliçesi Teodora’nın heykeli bulunur. Diğerinde ise,sonradan, kentin yeni koruyucusu olarakseçilen San Marco’yu sembolik olarak temsil eden ve Venedik’in de sembolü olan bronz bir aslan heykeli yer alır.

 

Dükler Sarayı

 

   italya-venedik-015                                                                                                                                              Venedik’in en güzel anıt binalarından biri olan Dükler sarayı, 1309-1324 tarihleri arasında Filippo Calendario tarafından tasarlanmış,  Rönasans döneminde tamamlanmıştır. Gotik mimarinin en güzel örneklerinden biri olarak bilinmektedir.Eski Venedik Cumhuriyetinin seçimle işbaşına gelen yöneticilerinin, resmi konutları ve yönetim yeri olarak kullanılmış. Yapının bir bölümü hapishane olarak ayrılmış.Önemli tutsaklar bu hapishanede konuk edilmişler. Hemen arkasındaki hapishane ile bağlantısı ”Hasret Köprüsü” ile sağlanmış. Yanları ve üstü kapalı olan bu köprü,beyaz kireç taşından yapılmış.

 

Sansavino Kütüphanesi

italya-venedik-062San Marco Meydanında, Dükler Sarayı karşısında  gösterişli bir binadır.Mimar Palladio’nun esri olduğu söylenmektedir. Kardinal Besserione tarafından oluşturulan bir kütüphane olup, oldukça zengin ve nadide eserleri   barındırdığı söylenmektedir. Hazreti İsa’nın 12 havarisinden biri olan ve dört İncil’den birini yazdığı söylenen San Marco ile ilgili oldukça fazla kitabın yanı sıra, Haçlı Seferleri, bu seferlere verilen destek ve ipek yolu ile ilgili olan çok sayıda kitap bulunduğu bilinmektedir.

 

San Marco Kilisesi (Bazilikası)

 

italya-venedik-032Katedrali olarak da tanımlanan San Marco Kilisesi, Venedik’in Koruyucusu seçilen San Marco’ya adanmış olmasının yanı sıra, Venedik Cumhuriyetinin gücünü ve görkemini de temsil edecek biçimde tasarlanmıştır. Söylenceye göre, Dört İncil’den birini yazan San Marco, gördüğü bir rüyada, ”Venedik’te  Huzur Bulacaksın” söylemiyle karşılaşır. Ölümünden sonra Venedik’e gömülmesini vasiyet eder. Ancak, Mısır’da ölür ve İskenderiye’de gömülür. San  Marco’nun Venedik’e ait olduğunu düşünen iki Venedikli tüccar, San Marco’nun rüyasını ve vasiyetini gerçekleştirmeye karar verirler.San Marco’ya ait olduğu sanılan bazı eşyalarla, kemiklerini İskenderi’yeden kaçırarak Venedik’e getirirler.


 

italya-venedik-065Aziz mertebesindeki San Marco Venedik’in koruyucusu seçilir ve kilisenin yapımına başlanır. 832 yılında başlayan yapımın dekorasyonu 883 yılında biter.  Kilisenin dekorasyonu dillere destandır.İç dekorasyonda  kullanılan mozaiklerin kapladığı alan insanları hayrete düşürüyor.Tavandaki mozaiklerin alanının 4 000 m2 den fazla olduğu söyleniyor.

 

 

italya-venedik-022Altın sarısı rengindeki bu mozaiklerden ötürü, San Marco Kilisesi ”Altın Kilise” olarak biliniyor.976 yılındaki bir ayaklanmada, Dükler Sarayı yanar ve alevler, bitişikteki San Marco Kilisesine de oldukça  zarar verir. Kilisenin yenilenmesi, 1 000 yılına doğru, Pitro Orseole tarafından gerçekleştirilir. Ancak, daha sonraki yıllarda, Dük Dominico Contarini kiliseyi beğenmez ve yıktırır. 1063 yılında, o   dönemin ünlü mimarlarıın yetenekli öğrencilerine yaptırılan proje uygulanır.110 yıl sonra, 1073 yılında kilise tamamlanır. Bir dönem, Bizans Mimarisinde uygulanan Yunan Haçı biçimindeki tasarım burada da kendini göstermiştir. (+) biçimindeki Yunan Haçı tasarımı, birbirine dik koridorlardan oluşan dört eşit kol, orta açıklıkta birleşir. Her kol ve orta açıklık birer kubbe ile örtülmüştür.

italya-venedik-048Kubbeler, pandandifler yardımıyla, ayaklara ve sütunlara otururlar. Kilisenin içindeki kubbelerin içleri, pandandifler, kemerler ve tonozlar, dışta ise, ön cephede yer alan kemer alınlıkları, altın sarısındaki mozaik tekniği ile resimlenmiştir. Bu uygulama, kiliseye masalımsı bir hava kazandırmıştır.San Marco Meydanının gizemi de kilisenin altın sarısı renginden kaynaklanmaktadır.

 

italya-venedik-026Bizans mimarisinden esinlenerek tasarlanmış olan San Marco kilisesi, her dönemde, değişik ülkelerden getirilen parçalarla; Gotik, İslam ve Rönesans uygulamalarının özelliklerini de taşır.Beş büyük kapıya sahip ki katlı kilisenin terasında ”Mahşerin Dört Atlısı” olarak anılan bronz at heykelleri bulunmaktadır.

 

 

italya-venedik-041Müslümanlara karşı düzenlenen Haçlı seferlerinin maddi ve  manevi yönden en büyük .destekçisi olan Venedik Cumhuriyeti şövalyeleri girdiği bir çok ülkede değerli olan ne varsa yağmalamışlardır. Bu tür yağmalardan Bizansın başkenti olan İstanbul da nasibini almıştır. 1204 yılında yağmalanan İstanbul’da, ele geçirilen bronz at heykelleri  San Marco Kilisesinin terasında karşımıza çıkmaktadır. M.Ö 4.yüzyılda, Yunanistan’da yapıldığı sanılan bu atlar, antik çağdan günümüze sağlam olarak ulaşan ender heykellerdir.

 

italya-venedik-039Çok büyük boyutlardaki, tek yaldızlı bronz grubu olarak kabul edilen atlar, kilisenin içinde, San Marco Müzesinde korunmaktadır.İncil’de sözü geçen Mahşerin Dört Atlısından beyaz olan birincisi ”Kral olan İsa’yı temsil eder.Taç takar, yay taşır. savaşır ve yener.” İkinci at kırmızı olup, ”savaşları temsil eder.” Savaşların habercisidir. Üçüncü at siyah olup, ”kıtlık, açlık, yoksulluk”ile ölüme yakınlığı simgeler. Yeşil olan dördüncü at ”Ölümün soğuk yüzü ve çürümeyi” temsil eder.Ölüm, öldürülme ve vakitsiz ölümlerin olacağını anlatır İncil’deki Vahiy 6. bölümde.

 

17,805 total views, 1 views today

Share Button
4836 cevaplar

Yorumlar kapalı.