19 Eylül 1958 Cuma, İvriz…

Ulukışla üzerinden trenle ulaştığımız Konya Ereğli’sinde inmiştik trenden. Ereğli’den yaklaşık 12 km uzaklıktaki İvriz’e kadar yürümüştük babamla. Orta Torosların bitimindeki Bolkar Dağının kuzey eteklerinde yer alıyordu İvriz İlköğretmen Okulu. Dağların tam eteklerinden başlayan okulun arazisi İvriz Çayı’na dayanıyor ve geçiyordu. Arazilerinden bir bölümü bu Çay’dan ayrılan bir kanalın hemen aşağısında kalıyor ve arazi çaydan  sulanıyordu. 

‘’Ziraat’’ olarak adlandırılan yerden giriş yapmıştık okula. Yolun iki tarafında yer alan ağaçların arasından yürümüş, okulun eski öğrencilerinin yardımıyla idare binasını bulmuştuk. Okulun yerleşkesi çok genişti. Sanırım, değişik amaçlı olmak üzere,  50-60 bina barındırıyordu.

Öğleden sonra yapılan Sözlü Sınavı da kazanmıştım. Okula kaydımın yapılmasından sonra babam Misli ’ye geri dönmüş, sonra da annemle kardeşimi Misli ’de bırakarak, tekrar Mersin’e gitmişti ailenin nafakasını sağlamak için…

İvriz’de öncelikle yatacak yer sorunumuz çözülmüştü. 1958-59 Eğitim ve Öğretim yılına başlamadan önce, askeri koğuş tarzındaki yatakhanelere yerleştirilmiştik. Yatakhaneler 40-50 kişilik gruplar halinde, altlı üstlü ranzalarla düzenlenmişti. Koğuşlardan biri de tahta bavullarımız için ayrılmıştı. O yıllarda yatakhaneler ve diğer binalarda kalorifer sisteminden vazgeçtim, soba bile yoktu. Yangın çıkar düşüncesiyle yatakhaneler ve yemekhaneye sobalar kurulmamıştı.

Yatakhaneleri oluşturan binalar, küçük bir ana girişin olduğu,  iki taraflı kocaman koğuşlar halindeydi. İki koğuş arasında küçük bir ana girişin karşısında lavabolarla, girişin solunda tuvaletler vardı. Yatakhane olarak kullanılan koğuşların girişi ise, küçük ana girişlerin sağında ve solundaydı. Batı ve doğu yönlerinde olmak üzere… Yatakhane duvarlarına paralel ve karşılıklı olarak yerleştirilen çift katlı ranzalardaki çarşaf, battaniye ve nevresim gibi şeyler üzerimize zimmetlenmişti. Koğuşların giriş duvarlarına yapılan raflara tahta bavullarımızı yerleştirmiş, İvrizli olmuş ve öğretmenlik mesleğine ilk adımı atmıştım.

İlk gecemiz ve ilk günümüz biraz yalnızlık biraz da şaşkınlık duygusuyla geçmişti. Haftanın ilk günü okul yönetimi bütün öğrencileri tören alanında toplamıştı. Anımsadığım kadarıyla okul müdürümüz Kâmil Açan’dı. 60 yıl önceki sisler arasından beliriveren Mehmet Karaman, Kemal Çuhalılar, Ali Tutal ve Salih Ziya Büyükaksoy da aramızdaydı. Sonraları bu kadroya Nevin ve Ömer Canbazoğlu, Nevruze ve Hikmet Göksel, Hüseyin Seçmen ve Mehmet Baş da katılacaktı.

Share Button