Louvre Müzesi Paris

 

                                                                       25.10.2014 Cumartesi, Paris…

Paris’te üçüncü günümüz. Eşimle ben ekstra gezilere katılmadık, Paris’i gezerek yaşamak istiyoruz. Şanzelize Bulvarı’ndan Conkord Meydanı’na sonrada Louvre Müzesi’ne ulaşmak istiyoruz.

Louvre Müzesi 800 yıllık bir yapı olup, aslında Fransız krallarının en önemli ve en büyük sarayıdır. 1793 yılında Avrupa’nın en eski müzelerinden biri olarak halka açılmış. Mısır, Yunan, Roma ve İslam sanatlarıyla antikaların ve tablolarının da aralarında bulunduğu yaklaşık 30 bin eseri barındırmakta. Müzedeki en ünlü eserler Venüs Heykeli, Sema direk’teki Kanatlı Zafer Anıtı, Leonardo’nın Mona Lisa’sı ve Michelangelo’nın Slaves’idir. Louvre’da Anadolu’dan getirilmiş, tarihi açıdan önemli birçok antik eseri de bulunmaktadır.

Paris Tuileries Parkı

Placa de la Concorde’den giriş yaptığımız Tuileries bahçeleri yürüyüş parkurunun en sonunda karşımıza bir başka zafer takı, ‘’Arc de Triomphe du Carrousel’’ çıkıyor. 1806 yılında Napolyon’un emri ile yapımına başlanmış. Bu zafer takının yapılış amacı Fransız İmparatoru olarak Napolyon’un zaferlerini taçlandırmaktır demişti rehberimiz. Ancak, Napolyon’un ölümünden sonra 1836 yılında tamamlanmıştır… Louvre’un Tuileries avlusuna girişteki bu anıtsal tak üzerinde İstanbul Hipodromu’ndan getirtildiği düşünülen, ”Mahşerin Dört Atlısı” olarak anılan bronz at heykellerin bronz kopyaları bulunmaktadır.

Paris

Bu anıtsal Zafer Takı’nın altından geçerek Louvre’un piramitli avlusuna giriyoruz eşimle. Louvre Müzesi kompleksi 1980’lerde toplam 1,2 milyar ABD doları harcanarak yenilendi ve müzeye 21 metre yüksekliği olan cam piramitli bir giriş yapıldı. Ne var ki Louvre Saray kompleksinin müze işlevinin önümüzdeki yıllarda sona ereceğini öğrendik bu arada. Müzenin Paris’in 200 kilometre kuzeyindeki küçük bir kasaba olan Lievin’de kurulan 23.500 metrekarelik yeni müzeye taşınması kararı alınmış.

Louvre Müzesi’nin dinde İslam Sanatı’na ait 10 bine yakın parça olduğu söyleniyor. Bunların arasında seramikler, metal, cam, fildişi, ahşap yontular, halılar, kumaşlar, minyatürler, el yazmaları bulunmaktadır. Ayrıca Memluklar döneminde, 13. yüzyılda Suriye ya da Mısır’da yapıldığı sanılan gümüş ve altın kakmalı bir vaftiz banyosu ve daha nice sanat objeleri bulunmaktadır. Louvre Müzesi, 13. Yüzyılda Paris’in savunması için inşa edilmiş bir kalenin zaman içerisinde geliştirilmesiyle oluşan karmaşık bir yapılar topluluğudur.

Fransa krallarının saltanatları süresince saray olarak kullandıkları Louvre Müzesi günümüzün en gözde sanat alanlarından biridir. Louvre Sarayı’nın ortaçağa dek uzanan görkemli bir tarihi bulunmaktadır. 1190’da Kral Philippe Auguste tarafından Paris kentini Viking akınlarına karşı korumak amacıyla Sen Nehri kenarında bir kale olarak yapılan bina daha sonra Kral I. François tarafından burç, kule ve zindanlar eklenerek Rönesans tarzı bir yapıya dönüştürülmüş. Kale 14. Yüzyılda genişletilerek kraliyet yerleşkesine dönüştürülmüştür. Ancak Yüzyıl Savaşlarının başlaması ve Loire Vadisinin cazibesi, kraliyetin 150 yıl kadar bir süre başkentten uzakta kalmasına neden olmuştur. Tekrar geriye döndüklerinde ise şato artık eskisi kadar korunaklı değildir.

Louvre avlusu

16. Yüzyılda Rönesans stilinde yapılan binalarla başlayan eklentiler, 17. Yüzyılda da devam etmiş ve son olarak 19. Yüzyılda bina bugünkü halini almış Louvre Saray kompleksi. Sarayın müzeye dönüştürülmesi, Fransız ihtilalının sonrasına rastlar. 1793 yılında merkezi sanat müzesinin burada kurulmasına karar verilir. Bugün tabloların yer aldığı Büyük Galeri ile antik eserlerin teşhir edildiği Küçük Galeri’nin zemin katı 1802 yılında Arkeolog, yazar, sanatçı ve diplomat olan Baron Denon’un genel müdürlüğü döneminde hizmete girer. 1803’te buraya Napolyon Müzesi adı verilir ve bütün zamanların en nadide koleksiyonları burada toplanır.

1789’dan sonra Devrim Hükümeti, 1793’te büyük galeride düzenlenen Merkez Sanat Müzesi’ni halka açar. Ressam Jacques-Louis David Louvre’da sanat etkinliklerini ve merkez galeriyi yönetmek için başa getirilir. David burada belli aralıklarla sergiler düzenlemeye başlar. Krallık resim koleksiyonu sergilerine kilise ve manastırlarda bulunan resimler de özel olarak getirtilip koyulur. Louvre Müzesi’ne 1797’de Vatikan’dan gelen Raphael’in tabloları ve ünlü İtalyan antikaları girer. Bu dönemde genç bir general olan Napolyon Bonaparte sanata tutkun bir kişiliktir.

Louvre Müzesi Paris

1799’da Louvre Sarayı’ndaki Austria Bölümü müze antikalarının sergilendiği bir salona dönüştürülür. İmparator Napolyon Louvre Müzesi ile çok yakından ilgilenir. Kare Avlu ve Kolonad ile Rivoli Caddesi üzerindeki kuzey kanadını tamamlattırır. Napolyon’un mimarları Pierre Fontaine ve Charles Percier Tuileries’deki sarayı müzeye dönüştürerek ana binaya ilave ederler ve iç dekorasyonunu kusursuz biçimde tamamlarlar. İmparator Napolyon 1806’da Louvre Kompleksi içindeki dış avluya, Tuileries Bahçeleri tarafına Carrousel Zafer Takını yaptırır.

Tuileries Avlusu’nun giriş kısmına yerleştirilen bu tak büyük mermer heykellerle süslenip desteklenerek Napolyon tarzında yapılır. 1667-1674’te Mimar Claude Perrault ve François d’Orbay sütunlu alan olarak düzenlediği Kolonad’ın merkezinde olan kare avluyu heykelli rölyeflerle zarif bir tarzda döşer. Napolyon’un mimarları Kolonad’ın bir köşesinden müzeye çıkan büyük bir merdiven inşa ederler ve Napolyon’u simgeleyen “N” işaretini takarlar.

Louvre Müzesi

1815’te Napolyon hâkimiyetinin sona ermesi üzerine müttefikler, bütün eserleri eski yerlerine gönderine kararı alırlar ve koleksiyonlar dağıtılır. Ancak 1817’de Fransız Anıtlar Müzesi’nin kapatılarak oradaki heykellerin Louvre Müzesi’ne taşınması; Yunan, Roma, Mısır ve Doğu antik eserlerini içeren bölümlerin zamanla zenginleştirilmesi Müze’nin tekrar değerlenmesini sağlar. 1981’de Maliye Bakanlığının da buradan taşınmasıyla, binanın tamamının teşhir için kullanılması olanağı doğar. 1989’da giriş için kullanılan cam piramit yapılır.

1993’te Müze’nin iki yüzüncü kuruluş yıldönümü kutlanır. 1997’de Eski Mısır eserlerinin teşhir edildiği bölüm tamamen yenilenir. İç katta 20 bin metrekare alan kaplayan 178 oda halkın ziyaretine açılır. Yılda yaklaşık 5 milyon kişi tanırından ziyaret edilen Louvre Müzesi’nin 7 bölümü bulunmaktadır. Bunlar;

Louvre Müzesi

1)Mezopotamya, Eski İran, Eski Arap, Doğu Akdeniz ve Eski İslam eserlerinin teşhir edildiği Eski Yakın Doğu Sanat Eserleri bölümü,

2)Firavunlar, Kıptiler ve Roma devirlerine ait eserlerin teşhir edildiği Mısır Medeniyeti bölümü,

3) Antik eserler, bronzlar, kıymetli ve nadir eşyalar, seramik ve çömleklerin teşhir edildiği Kadim Yunan, Etrüsk ve Roma bölümü,

4) Orta Çağ, Rönesans, 17., 18. ve l9. Yüzyıllar, l. İmparatorluk, Restorasyon, july Monarşisi dönemlerine ait eserlerle, III. Napolyon apartmanı, Dokümantasyon odaları ve Hükümdarlık mücevheratının bulunduğu Apollo Galerisini içeren Dekoratif Sanatçılar bölümü,

5) Fransız Okulu, İtalyan Okulu, Kuzey Okulu, Dökümantasyon Odası, Konsültasyon Odası ve geçici sergileri içeren Grafik Sanatlar bölümü,

6) Orta Çağ, Rönesans ve 17. ve 19. Yüzyıllara ait Fransız heykelleri, 11.-19. Yüzyıllar arası İtalyan ve İspanyol heykelleri ve 12.-19 Yüzyıllar arası Kuzey Avrupa heykellerini içeren Heykeller bölümü,

7) 14. ve 19. Yüzyıllar arası Fransız ressamları, İtalyan, İspanyol, Hollandalı ve Alman ressamlarının eserlerinin teşhir edildiği Tablolar bölümüdür.

Louvre Müzesi

Share Button