Ölüdeniz Fethiye Muğla

11 Haziran 2019 Salı, öğleden sonra…

İki bölümden oluşan Dünyanın en ünlü ve en güzel plajlarından biri olan Ölüdeniz ile ilk tanışmamız 1993 yıllarına kadar gider. İkinci tanışmamız ise 1999 yılında bir arkadaşımızın Dalyan’a bağlı bir teknesiyle çıktığımız bir haftalık Mavi Yolculuk sırasında olmuştu.

Bu gün öğleden önce Kayaköy’ü gezerken iki yön levhası ‘’Likya Yolu’’ ve ‘’Ölüdeniz’’ dikkatimizi çekti. Likya yaya yolunu kullanarak yaklaşık 6 km  sonra Ölüdeniz’e ulaşabileceğimizi gösteriyordu yön levhası. Likya Yolu, Fethiye ile Antalya arasında tüm Teke Yarımadası’nı kapsayan, 509 km’lik, macera dolu bir yürüyüş yolu olarak adlandırılıyor gezginler tarafından. Her yıl birçok yerli ve yabancı turistin sırt çantalarını alıp yürümeye geldiği bu yol, İngiliz arkeolog Kate Clow tarafından, belli başlı kral yolları ve Likya şehirlerinin birleştirilmesiyle oluşmuş.  Biz araba ile yaklaşık 10 km’lik yolu tercih ettik. Belcekız ya da Belceğiz’de sahile yakın ilk otoparka arabamızı bıraktıktan sonra  yürüdük sahile. Belceğiz sahilindeydik.

 

Belcekız ve Ölüdeniz… Efsaneler bu iki ismin oluşmasını sağlamış. Efsanelere gelince… Tutuştukları deniz savaşında Lidya Kralı’na yenik düşen Likya Kralı, yaralılarını ve geriye kalan yaşlı, çocuk, kadın, erkek ve gençlerini yelkenli gemisine doldurur ve dost bir kıyı kentine giderken Belceğiz açıklarında şiddetli bir fırtınaya yakalanır. Sığınacak bir liman ararlarken kralın oğlu, geminin yönünü Belceğiz kıyılarına çevirtir. Çünkü hiç fırtına görmemiş doğal bir koy olan Ölüdeniz’ den haberdardır. Daha önceleri su almak için kıyıya çıktığında güzel mi güzel Belcekız’ı görmüş, görür görmez de âşık olmuştur. Belcekız da bu aşka karşılık vermiş, sıkça buluşmalarına vesile olmuştur.

Ne var ki güvenli bir sığınak olan oğulun bildiği  lagün denizi açık denizden görülmemektedir. Gemi kıyıya yaklaştıkça sığınacak bir liman göremeyen Kral, kavminin son kalanlarını da felakete götüren bu emri kim verdiyse kellesinin uçurulması emreder. Emir yerine getirilir. Bir süre sonra gemi kıyıya yaklaşmış ve lagün denizinin kanalına girilmiştir. Ölüdeniz bütün asudeliği ile onları beklemektedir. Kral ve kavminin son kalanları kurtulur ama kralın oğlu ölmüştür. Bu nedenle o günden bu güne bu lagün denizine ’’Ölüdeniz’’ denilmektedir. Şiddetli fırtınada kayaların üzerinde sevdiğini bekleyen Belcekız da sevgilisinin ölüm haberi üzerine kendini kayalardan atıp ölür.  Belcekız ve Ölüdeniz iki aşığın bu hüzünlü hikâyesini anlatır konuklarına.

Belcekız efsanesinin hüznünden kurtulup sahile göz gezdiriyorum.

Belcekız ya da Belceğiz Ölüdeniz’ in dalgalı bölümüdür. Yerli ve yabancı turistlerin ilk karşılaştıkları deniz sahilidir. Babadağ’dan yamaç paraşütü keyfini sürmek isteyenler, yarım saat kırk beş dakika uçtuktan sonra burada yere ayak basıyorlar. Video çekeyim derken iniş yerine girmişim. Beni sıyırarak indi paraşütlerden biri, az daha beni devirecekti. Alandan uzaklaşıp, fotoğraf çekmeye devam ettim. Benim gibi diğer konuklar da sürekli fotoğraf çekiyor ya da anı video ile ölümsüzleştirmek istiyorlardı. Bir süre sonra Çarşı Caddesine girerek yaklaşık 200 metre yürüyerek fotoğraf çekiyorum.  Oldukça kalabalık bir caddeydi, gezdikten sonra sahile dönüyorum.

Belcekız sahili açık denize bakıyor, dalgalı ve derin. Yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken asıl Ölüdeniz… Kum Burnu olarak bilinen milli parkın içinde olup, girişi ücretlidir. Kişi başına 7 TL ödeyerek girdik eşim ve arkadaşımız Hülya ile. Denizi bir lagün gölü olup, sakin ve sığdır. Dalgaların ve akıntıların taşıdığı kum ve çakıl gibi katı maddeler durgun alanlarda birikerek bir set oluştururlar. Lagün gölleri ortaya çıkar. En ünlülerinden biri Venedik’tir. Venedik bir lagün gölü üzerine kurulmuştur.

Turizm edebiyatında “Tanrı’nın dünyaya bahşettiği cennet” olarak adlandırılan  Ölüdeniz (Blue Lagoon), dünya çağında üne sahip bir turizm merkezi. Ölüdeniz, sahile kadar inen çam ormanları, ılık denizi, kilometrelerce devam eden müthiş kumsalı ile bir dünya harikasıdır. Fethiye’den 14 km. uzaklıkta olan bölge ’’Belcekız Koyu’’ olarak da adlandırılmaktadır.

Ölüdeniz Tabiat Parkı’nda bir süre dolaştıktan sonra sahildeki Ölüdeniz Cafe Beach Restaurant’ın bulunduğu yerdeki sahile gidiyoruz. Eşimle Hülya kıyıdaki şezlonglardan birine giderken ben de gelen konuklarına yardımcı olan iki görevli arkadaş, Önder Havvare ve Uğur Görür ile tanışıyorum. İkisi de üniversite mezunu, eğitim gördükleri dallarda iş bulamadıkları için burada görev almışlar. Kırmızı bir de papağanları var. Benim omuzlarıma da koyarak fotoğraflarımı çektiler.

Önder ve Uğur’un verdiği bilgilere göre  Ölüdeniz’ de kano, sörf, su kayağı, dalış, paraşüt gibi pek çok su sporlarının yanında plaj voleybolu da oynayabilirsiniz. Ölüdeniz, yamaç paraşütü yapmak için dünyadaki en ideal yerlerden biridir. Bu sporu yapmak için deneyimli olmanıza gerek yoktur. Bütün yapmanız gereken, acentelerin birinden size uçarken eşlik edecek bir pilot seçmektir. Eğer uçma lisansınız yoksa ilk uçuşunuzu lisanslı ve deneyimli bir pilotla gerçekleştireceksiniz. Sizin bütün yapmanız gereken yaklaşık 30 – 45 dakika süren uçuş boyunca Ölüdeniz’ in güzelliklerinin tadını çıkarmak ve 1400 – 1700 metre yükseklikten fotoğraflar çekmektir. 

Ölüdeniz Kumburnu’nda 950 hektarlık alan Kıdrak Tabiat Parkı ilan edilip, koruma altına alınmıştır. Ölüdeniz Lagünü ve Kıdrak Plajını kapsayan bu alan aynı zamanda SIT bölgesi ve özel çevre koruma alanı içinde kalmaktadır. Plajda su sporları işletmesi de var.

Share Button