III. Alexandre Köprüsü-Paris

Dünyada en çok ziyaret edilen ve bir marka olan Paris, düz bir ovanın ortasından kıvrılarak geçen bir akarsuyun, Seine Nehri’nin içine ve çevresine kurulmuş bir kenttir. Notre Dame Katedrali’nin üzerinde bulunduğu ada ‘’İle de la Cite’’ ya da Şehir Adası Paris’in atası olarak biliniyor.

III. Alexandre Köprüsü

Paris’in en önemli keyif bulvarı olan Champs-Elysees  ya da Şanzelize Bulvarı’ndan Placa de la Concord yönünde eşimle giderken Grand Palais ve Petit Palais yönüne saparak Pont Alexandre III olarak bilinen Alexandra III Köprüsü’ne ulaştık. Köprüden baktığımız Seine Nehri Paris’i boydan boya kıvrılarak geçerken üç adet adacık oluşturmaktadır. Bunlardan ikisi Paris’in tam merkezinde ve yerleşime açık adacıklardır.

Paris’in tam ortasındaki bu adacıklardan batıya bakanı üzerinde Notre-Dame Katedrali gibi birçok tarihi yapıyı barındırır. Paris’in tarihi merkezi de diyebileceğimiz ve dilimize ancak Şehir Adası diye çevirebileceğimiz “ile de la Cite” ile doğusunda kalan  “Saint-Louis” Adasıdır. Ben, bu yazı dizisinde, nehrin Paris içindeki kısmından ve üzerindeki muhteşem köprülerinden söz etmek istiyorum. Nehrin ortasında kalan Şehir adası düşmanlara karşı korunması kolay bir ada olduğundan, Paris’in doğum yeri olmuş.

Paris Anıları-III. Alexandre Köprüsü

Keltler’in nehir üzerindeki bu küçük adaya kurduğu kale zamanla dünyanın kültür ve sanat merkezine dönüşmüş. Paris panoramik turunda rehberimizin verdiği bilgiye göre, Paris’in resmi armasında Latince “Fluctuat nec mergitur” yazar. Sallanır ama batmaz anlamına geliyormuş. Belki de bu yüzden Paris’i daha iyi anlamak için Seine Nehri ile üzerindeki köprüleri tanımamız gerekir. Seine Nehri Fransa’nın batısında 446 metre gibi çok yüksek sayılmayacak bir yerden doğup 777 km kıvrılarak ilerledikten sonra Manş Denizine kavuşur.

Kolları ile beraber, yaklaşık 80 000 km2 lik bir bölgeyi sulamaktadır. Sulanan bu bölge de Fransa nüfusunun yüzde otuzu yaşamaktadır. Fransız ekonomisinin yüzde ellisinden fazlasını bu bölge tek başına üretir. Bu nedenle Fransa biraz da Seine Nehri’dir. Paris’in doğusundan batısındaki Manş Denizi’ne doğru akan nehir Paris’i iki yakaya ayırır. Nehrin akış yönünde baktığınızda; sağ tarafınızda kentin kuzeyi, sol tarafınızda ise güneyi yer alır. Bu nedenle nehrin kuzeyine Sağ Yaka, güneyine ise Sol Yaka denir.

Paris Anıları-III. Alexandre Köprüsü

Sağ Yaka daha canlı ve ticari, Sol Yaka ise içerisinde daha nezih muhitleri barındırır. Sakindir ve entelektüel hayatı daha yoğundur. Seine Nehri üzerindeki irili ufaklı 37 köprüden en görkemlisi ve en güzeli olan Pont Alexandre III ya da III. Alexandre Köprüsü 1900 yılında inşa edilmiş eşsiz bir sanat eseri…Champs-Elysees ve Les Invalides bölgelerini birbirine bağlayan III. Alexandre köprüsü üzerinde ilk dikkati çeken ve hayranlık uyandıran şey peyzajı ve altın sarısı heykelleridir.

Paris Anıları-III. Alexandre Köprüsü

Köprünün her iki girişinde, sağlı sollu bulunan, 17 metrelik dört kaide üzerindeki altın sarısı heykelleri ile harika bir görüntü oluşturur. Art Nouveau tarzında yapılmış lambaları, melekleri, kanatlı atlarlardan oluşan süsleriyle Paris‘in en güzel köprüsü… 1896 ile 1900 yılları arasında Paris Evrensel sergi için açılmış. 1892 yılında oluşturulan Fransa-Rusya birliğinin ardından 1896’da inşaatına başlanan köprü, dönemin Rus Çarı II. Nicholas’nın babası Çar III. Alexandre’ın adını taşıyor.

Paris Anıları

Tek kemerli köprünün yol kenarında sıralanan süslemeleri köprünün estetiğine ayrı bir hava katmaktadır. Köprünün tam ortasında, her iki tarafta bulunan heykellerden biri Seine Nehri’ndeki, diğeri de St. Petersburg’taki Neva Nehri’ndeki sirenleri temsil ediyormuş… 107 metrelik uzunluğu, 40 metrelik genişliği ile Seine Nehri’nin en güzel anıtsal yapısı olan bu köprüye baktıkça insan “Neden İstanbul’da, özellikle Haliç’te, bu tarz ya da yerel zevki yansıtan estetik bir köprü geçişi düşünülmemiş, vaktiyle yapılanlarsa neden korunmamış” diye iç geçiriyor haliyle…

Seine Nehri üzerinde 6 metre yüksekliğinde tek aralıklı çelik bir kemerden oluşun bu köprü yapılırken Şanzelize‘nin manzarasını kapatmaması için büyük titizlik gösterilmiş. Bu titizlik sayesinde köprü üzerinden muhteşem manzaralar izlenebiliyor. Köprü üzerinden muhteşem bir görüntüsü olan Eyfel Kulesi’ni izleyip, fotoğraflarını da çektikten sonra Les İnvalides bölgesini keşfetmek üzere harekete geçiyoruz.  Paris’e yolunuz düşerse, III. Alexandre Köprüsü ile iki tarafında yer alan bölgeleri görmenizi öneririm…

 

Share Button