17 Temmuz 1957 Çarşamba, Bor Niğde…

 ‘’Geçti Bor’un Pazarı, Sür eşeğini Niğde’ye’’  

 Dizeleriyle tanıdığımız bu şirin Anadolu kasabasını sevmiştik.  

Babamın işi vardı, anamın sağlık sorunları bir ölçüde giderilmişti, kardeşimle birlikte simit satarak ailemizin bütçesine katkı sağlamaya başlamıştık.

Mutluydum, karabasanlar halindeki rüyalar görmez olmuştum. Dün gece rahat bir uyku çekmiş, sabahın erken saatlerinde de Mustafa ile simit fırınından simitlerimizi almıştık.

Simitlerimizi satıp, babama da yardım ettikten sonra Halil Nuri Bey İl Halk Kütüphanesine gittim…

İlk aradığım kitaplar kütüphanenin kuruluş tarihçesiyle ilgiliydi. Kütüphanede görevli bir abi oldukça yardımcı oldu.

Kütüphanenin kurucusu Halil Nuri Yurdakul öğretmendi…

Kütüphanenin tarihçesinden anladığım kadarıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucularının askeri kimliklerinin yanı sıra derin bir kültür kimlikleri de vardı.

Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, ‘’ekonomide, sağlıkta, sanatta, sporda nerede bir problem varsa onun temelinde eğitim eksikliği yatmaktadır.’’

Eğitim eksikliğini giderecek olanlarsa öğretmenlerdir.

Halil Nuri Yurdakul onlardan biriydi…

1898 yılında Niğde İli Bor ilçesinde doğan Halil Nuri Yurdakul, İlköğrenimini Bor’da tamamlamıştı. Mesleki eğitimini Bursa Askeri Orta Okulu, Kuleli Askerî Lisesi ve Pendik İhtiyat Zabit Namzetleri Okulunda gerçekleştirmişti.

Pendik İhtiyat Namzetleri Okulunu bitirdikten sonra aynı okulda öğretmen olarak kalmıştı…

Kurtuluş Savaşında büyük kahramanlıklar gösteren Yurdakul; Pazarcık, Bozüyük ve İnegöl bölgelerinde oluşturduğu gönüllü askerlerle emperyalist güçlere karşı koymuştu.

Bursa cephesinin kurulmasında da büyük yararlar sağlamıştı.

Atatürk ve Ali Fuat Cebesoy’dan emir alarak topladığı milli kuvvetlerle düşman seli karşısına çıkmıştı…

Kurtuluş Savaşında üç kez yaralanan Yurdakul, I. Ve II. İnönü, Sakarya ve Büyük Taarruz Savaşlarına da katılmıştı.

1940 yılında dönemin Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak tarafından para ödülü ile Maarif Vekili Hasan Ali Yücel tarafından teşekkür belgesi ile ödüllendirilmişti.

Yurdakul’un askeri kimliğinin yanında, asıl kültür adamı kimliği de öne çıkmaktaydı okuduklarımda…

Kütüphaneler kurmuş, birçok müzeye kıymetli eserler kazandırmış, Cami ve mescit yapımlarının yanında, yol yapımı gibi birçok işlerin yapımına öncülük etmişti.

Yurdakul başarılı çalışmalarından dolayı Atatürk’ ün övgüsünü de kazanmış biriydi. Eğitime katkısı büyüktü ve kurduğu kütüphaneyle devam ediyordu.

1932 yılında Halil Nuri Yurdakul’un topladığı kitaplarla faaliyete geçen İl Halk Kütüphanesi daha sonra Millî Eğitim Bakanlığı’na bağışlanmış ve kütüphaneye onun adı verilmişti.

Kütüphanede yazma eserlerin yanı sıra macera romanları, bilimkurgu ve fantastik, polisiye romanlar bulunmaktaydı.

Benim ilgimi çekenler, başta bilimkurgu olmak üzere macera ve fantastik romanlardı.

Kütüphanenin tarihçesinden anladığım kadarıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucularının askeri kimliklerinin yanı sıra derin bir kültür kimlikleri de vardı.

Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, ‘’ekonomide, sağlıkta, sanatta, sporda nerede bir problem varsa onun temelinde eğitim eksikliği yatmaktadır.’’ Eğitim eksikliğini giderecek olanlarsa öğretmenlerdir.

‘’Öğretmenler; yeni nesli Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, sizler yetiştireceksiniz, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin beceriniz ve fedakârlığınızın derecesiyle orantılı olacaktır. Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir… Sizin başarınız, Cumhuriyetin başarısı olacaktır.’’ Demişti Başöğretmen Atatürk…

Başta Başöğretmen Atatürk olmak üzere, Yurdakul ve Yurdakul gibilerini saygı ve minnetle anmamız gerekiyordu.

Bu gerekçeyle kütüphanesini ve kendisini yazma gereğini duydum.

Share Button