18 Eylül 1961 Pazartesi, Çapa…

Her geçen gün hayranlığımızın biraz daha arttığı anıtsal mavi çinili İstanbul Öğretmen Okulunda ilk akşam etüdü başladı. Anıtsal kapının girişinden sonra sağda kalan uzun koridorun ilk oda birinci sınıf dersliği olarak düzenlenmişti. Sınıf başkanı olarak düzeni sağladıktan sonra Anı defterimi çıkardım. Günün özetini yapmak istiyorum.

İlk sabah etüdü ve sabah kahvaltısından sonra okulun ön bahçesinde, mermer merdivenlerin önünde, 1961-1962 Eğitim ve Öğretim yılının açılış merasimi için toplandık. Bayrak merasimine  üç sınıf katılmıştı. Birinci sınıfı oluşturan bizler yetenek sınavları nedeniyle geçen hafta gelmiştik. İkinci ve üçüncü sınıflar Pazar günü gelmişlerdi. İkinci ve üçüncü sınıf öğrencilerinden oluşan okul bandosu da yerini almıştı. Büyük bir heyecan ve coşku içindeydik.

Başta okul müdürü ve yöneticilerle derse girecek öğretmenlerimizi beklerken bir hafta öncesini anımsadım. Geçtiğimiz Pazartesi günü okula gelmiş, Perşembe günü yetenek sınavları sonlanmış, kazananlar üç yıl süreyle bu çatı altında eğitim görme hakkını kazanmışlardı. İvriz’den benimle birlikte Resim Semineri için gelen Halit Armutlu da kazananlar içindeydi. 

Değişik öğretmen okullarından gelmiştik. Adana Osmaniye Düziçi Öğretmen Okulu’ndan Kadir Karkın, Isparta Gönen’den Şekip Oğuz, Malatya Akçadağ’dan İbrahim Demirel gibi arkadaşlarla tam bir mozaik oluşturmuştu sınıfımız. Büyük bölümü parasız yatılı olan sınıf arkadaşlarımızın dışında, yanılmıyorsam üç ya da dört kız arkadaşımız gündüzlü öğrencilerdi. Adlarını anımsadıklarımdan Gülay Medetgil ile Betül Öztop Resim Semineri öğrencileri olup, İstanbulluydular. 21 kişilik sınıfımızdaki kızların sayısı erkeklerden bir fazlasıyla 11 kişilerdi.

İvriz’deki Tarım Öğretmenimiz Salih Ziya Büyükaksoy’un oğlu Feridun Büyükaksoy ikinci sınıftaydı. Pazar günü yatakhaneye yerleştikten sonra Halit Armutlu ve benimle ilgilenmiş, okulu daha çok sevmemizi sağlamıştı. Kendimizi yalnız hissetmemiş ve çok çabuk uyum sağlamıştık Çapa Öğretmen Okulu’na…

Değişik öğretmen okullarından gelen arkadaşlarla tanışma amaçlı sohbet ederken okul müdürümüz Niyazi Akşit, yardımcıları ve gün boyunca dersi olan öğretmenleriyle mavi çinili anıtsal kapıdan görünmüşlerdi. ‘’Günaydın arkadaşlar, yeni eğitim ve öğretim yılı hepimize hayırlı olsun.’’ Dedikten sonra bir işaretiyle okul bandosunun eşliğinde İstiklal Marşı’nı söylemiştik. Sonra da eski öğrencilerden birinin yönetiminde andımız söylenmişti.

Okul Müdürümüz Niyazi Akşit kısa ve öz olan konuşmasında eğitim ve öğretimin temel amaçları konusunda bilgi vermiş, müzik ve resim seminerlerinde kazanacağımız bilgi ve becerilerle ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal’in bir özdeyişini vurgulamıştı.  ”Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” Özdeyişini hatırlattıktan sonra ‘’ Sanat en genel anlamıyla, yaratıcılığın ve hayal gücünün ifadesi olduğuna göre…’’ hayal gücünüzü okulumuzun Resim ve Müzik Seminerlerini yöneten yetkin öğretmenlerimizle geliştireceğiz demişti.

Bayrak merasiminden sonra sınıflarımıza gitmiştik. İlk dersimize Türkçe Öğretmeni Enver Naci Gökşen gelmişti. Kendini tanıttıktan sonra ‘’ İdare ile sınıfınız arasındaki ilişkileri sürdürecek bir sınıf başkanı seçmelisiniz, aday var mı?’’ Demişti. Bir süre kimseden ses çıkmayınca parmak kaldırarak ‘’Ben adayım öğretmenim.’’ Dedim. Başkaca aday çıkmadığından oy birliği ile sınıf başkanı seçilmiş, Çapa’da kaldığım iki yıl süresince de bu görevimi sürdürmüştüm.

Genelde sınıf başkanlıkları angarya olarak görünse de benim için öyle olmamıştı. Olumlu sonuçlarını görmüştüm. Her şeyden önce okul idaresinde, başta okul müdürü olmak üzere, müdür yardımcılarını ve çalışanlarını tanıma fırsatı bulmuştum. Bu kazanımların dışında hem İlköğretmen Okulu hem de eğitim enstitüsü öğretmenlerini yakından tanımıştım. Bu kazanımlarım Ankara Yüksek Öğretmen Okulu’na seçilmemde bana yardımcı olacaktı.

1961-62 Eğitim ve Öğretim yılına başlangıcımız mükemmeldi. hayallerimden biri daha gerçekleşmişti. Burada bulunmaktan çok mutluyum…

Share Button