18 Temmuz 1958 Cuma, Misli akşamüzeri…

1958 yılı Temmuz ayının üçüncü haftasındayız Hava sıcak mı sıcak, çevremiz kum ve kum, evlerimizin altı ise ucu bucağı olmayan mağaralar. Sıcaklardan çok bunaldığımızda evin altındaki mağaraya giriyorduk bazen. Mağaralarda ortalama sıcaklık 18-22 derce arasında olurdu.

Yaklaşık iki ay önce ilkokul diplomalarımızı almıştık. Kardeşim Mustafa ile İvriz İlköğretmen Okulu sınavları için hazırlık yapıyorduk. Tarih çalışırken gözlerim kapanmış ve uyuyakalmıştım.  Anamın ‘’Mehmeeet…Evde su kalmamış, kalk da kuyudan bir su getir. Osman’ın anası geldi.’’ Sesiyle kendime geldim.

Bu sıcak, bunaltıcı ve can sıkıcı günde tek değişiklik okul arkadaşım Osman’ın anası Hatice teyzenin bize uğraması olmuştu. Kuyudan çektiğim suyu getirdikten sonra Hatice teyzenin elini öpüp Osman’ı sordum. Ben gelirken uyuyordu. Dedi. İzin isteyip yan odada kitap okumaya başladım.

Hatice teyze bir taraftan koyunlarından kırktığı yapağıyı eğirirken, diğer taraftan da yaklaşan akrabalarından birinin düğünü üzerine annemle sohbet ediyordu. 10 lirasının olduğunu, köye uğramasını beklediği seyyar satıcıdan pantolonluk kumaş alarak Osman’a, yaklaşan bir akraba düğününde giysin diye, bir pantolon dikeceğini söylüyordu. Hatice teyzenin annemle yaptığı bu sohbet her nasılsa aklımda kalmıştı. İyi ki kalmıştı…

Hatice teyze bizden ayrıldıktan birkaç saat sonra, köy bekçisi sarı bir zarfla bize uğradı. Niğde Milli Eğitim Müdürlüğü’nden geliyordu sarı zarf. Zarfı açtığımızda, Pazartesi günü Niğde’de yapılacak olan İvriz İlköğretmen Okulu Leyli Meccani sınavlarına davet ediliyorduk. Adeta havalara uçmuştum. Yaşamım boyunca minnet ve rahmetle andığım ilkokul öğretmenimiz Bayezid Tuna, kardeşim ve benim adıma İvriz İlköğretmen Okulu parasız yatılı sınavı için başvuruda bulunmuştu.

Ne var ki sevincim kısa sürdü. Kısa sürdü çünkü Niğde’de iki gün sürecek olan sınavlar için, Niğde’ye gidecek otobüs paramız olmadığı gibi konaklayacak yerimiz de yoktu. Haberleşme olanaklarının neredeyse yok denecek kadar az olduğu köyümüzde Mersin’de çalışmakta olan babama ulaşamazdık. Ulaşsak bile göndereceği para bir hafta on günden önce gelmezdi. Köydeki tanıdıklardan yardım alabileceğimiz kimse de yoktu. Bayezid öğretmen Niğde’deydi, ekonomik yönden bu kadar güç durumda olduğumuzu bilmiyordu.

Anamla saatlerce düşündük ama bir çözüm üretemedik. Tam sınavlara katılmaktan vazgeçmiştik ki gündüz bizi ziyaret eden Hatice Teyze ile anam arasındaki sohbeti anımsadım. Hatice teyzede ‘’Osman’ımın pantolon parası’’ 10 lira vardı. Gidip istesek mi? Dedim anama. Olur dedi anam. Önümüzde cumartesi ve Pazar günleri olmasına rağmen, ne olur ne olmaz diye, gecenin bir yarısında Hatice Teyzeye ‘’Osman’ımın pantolon parası’’nı istemeye gittik.

Bizi dinledikten sonra, hiç ikiletmeden verdi 10 lirayı Hatice teyze… Osman’ımın 10 liralık pantolon parası bütün geleceğimi belirlemişti. Vazgeçmemek gerekiyordu başarılı olmak için. Hiçbir zaman vazgeçmedim ve kazandım.

Share Button