14 Mayıs 1951 Pazartesi, Elbistan… 

Elbistan’ın Alevi Kürt köylerinden biri olan Karahasanuşağı köyündeyiz…

Dün öğleden sonra Toprak İskan Müdürlüğü yetkilileri tarafından yerleştirileceğimiz köyler açıklandı.

Her köye birer aile olarak dağıtılmıştık. 

Dedem Halil Kurtuldu, 7 kişilik ailesi ve 3 torunuyla Elbistan’ın yaklaşık 50 km doğusundaki Karahasanuşağı köyüne gönderiliyordu.

Edirne Muhacirhanesi hastanesine ince hastalık teşhisiyle yatırılan anamın, refakatçi olarak kalan babamla birlikte, tedavi sonrası bize ulaşıncaya kadar iki kardeşimle birlikte ben de Halil dedemlerle birlikte bu köyde kalacaktık.

Bu dağıtım hiç iyi olmamıştı. Diğer bütün Karagözler Muhacirleri gibi bizi de  derinden yaralamıştı.

Bulgaristan’dan koparıldığımız gibi burada da birbirimizden koparılmıştık…

*****

Sabah kahvaltısından sonra, saat 08:30 civarında, Elbistan Kaymakamlığı tarafından sağlanan bir araçla yolcu edildik. Elbistan’dan yaklaşık 50 km doğudaki Karahasanuşağı Köyü’ne ulaşmak, doğa koşulları ve ulaşım araçlarının yetersizliği nedeniyle, 6 saatten fazla zaman almıştı.

İki tarafında yükselen yüksek bozkır tepeler arasında dağınık bir yapılanma oluşturan Karahasanuşağı Köyü’ne, öğleden sonra 14:30 civarında girdik.

Geçmiş yüzyıllarda Alevilerin Saklı Payitahtı olduğunu öğrendiğimiz Elbistan’ın Alevi-Kürt köylerinden biriydi Karahasanuşağı.

Köy sakinlerinden bazıları biraz hayret biraz da tedirginlikle karşılamışlardı bizleri.

Bizi getiren yetkililerce Köy muhtarı arandı ve bulundu. Maraş Toprak ve İskân Müdürlüğü evrakları gösterilerek, gelenlere gerekli yardımın yapılması istendi.

Yetkililer gerekli açıklama ve bildirimleri yapmış olmalılar ki köy muhtarı bize konaklayacak yer gösterdi. Ağıldan bozma bir evdi, ev denilebilirse.

Kış koşullarında, hele Maraş bölgesinde, yaşama uygun bir yer değildi.

Yine de Dedemle ve Cemile teyzemle birlikte dayılarım hayvan ağılını kısa sürede yaşanacak hale getirdiler…

Share Button