Şanzelize’den Anıtsal Operaya

Şanzelize Paris

25.10.2014 Cumartesi, Paris…

Place Charles de Gaulle

Paris’teki üçüncü günümüzde 12 caddenin birleşim meydanı olan Place Charles de Gaulle’ü başlangıç noktası olarak seçtik. Asıl amacımız Ulusal Opera binasını görmek. Ancak, Paris’i en ünlü iki meydanının yanı sıra Louvre Müzesi’ni de bir kez daha görmek istiyoruz. Şanzelize Bulvarı’nda keyifli bir yürüyüşten sonra Concorde Meydanı’na ulaştık.

Concorde Meydanı

Paris Tuileries Parkı

Dün panoramik olarak gördüğümüz Meydanı bir kez daha dolaştıktan sonra Tuilleries Gardens olarak adlandırılan Kiremitçi Bahçelerini geziyor ve yapay göletlerin çevresinde oturarak soluklanıyoruz. Ardından Louvre Müzesi girişindeki Zafer Takı’nın altından geçerek muhteşem cam Piramit bölgesine ulaştık.

Louvre Müzesi Paris

Daha önce müzeyi gezmiştik. Gezdikçe, Paris ile ilgili gördüğümüz filmler, müzikaller ve romanlar aklımıza geldi. Bunlardan biri de ‘’Operadaki Hayalet’’ romanından uyarlanan müzikal olup, üniversite öğrenciliği döneminde izlemiştim. Eşim Operadaki Hayalet müzikalini görmediğini söyledikten sonra ”biraz anlatır mısın?” diyor. 

Paris

Operadaki orkestra kemancılarından Erique Claudin, operanın sopranolarından Christine Dubois’ya gizliden gizliye büyük bir ilgi ve hayranlık duymaktadır. Diye başlıyorum Operadaki Hayalet Müzikalini anlatmaya. Anılarımızın  canlanması için olayın geçtiği opera binasını görmeliyiz. Haydi gidelim. Diyorum. Rivoli Caddesi’ne çıkarak, biraz yürüdükten sonra Opera Caddesi’ne geçiyoruz. Bizi Paris Ulusal Opera binası Palais Garnier’ e götürecektir bu cadde.

 

Paris

Caddenin yaklaşık uzunluğu 800 metre, genişliği 30 metre olup, diğer ucunda opera binası bulunuyor. Cadde boyunca, hiçbir ayrıntıyı atlamadan, Operaya doğru yürüyoruz. Bir taraftan da Operadaki Hayalet Müzikalini anlatmayı sürdürüyorum. Kemancı, operada önemli yan rollerden birine çıkan ilgi duyduğu Dubois’nın aldığı şan derslerinin masrafını da kendi maaşından karşılar. Ancak ona sağladığı bu destekten kızın hiç haberi yoktur.

Bu arada kemancının  parmaklarında ortaya çıkan bir rahatsızlık nedeniyle orkestraya uyum sağlayamaz ve işine son verilir.

50 yaşını geçmiş durumda olan operadaki kemancı, güzel sopranoya yaptığı gizli koruyuculuk nedeniyle, bütün maddi birikimlerini tüketmiştir. Para bulabilmek için, ömrü boyunca üzerinde çalıştığı bir konçertoyu satmak üzere nota basımevine gider ve incelenmesi için bırakır. Bilinmeyen bir besteci olduğu için nota basımevince eserine pek önem verilmez.

Paris

Konçerto Notalarını geri almak üzere gittiği basımevinde, bir yanlış anlaşma sonucunda, yayımcı ile tartışır ve onu öldürür. Olayın tanığı olan ve paniğe kapılan yayımcının yardımcısı, klişehanede kullanılan asit tepsisini Claudin’in yüzüne fırlatır. Asitten yüzü yanan kemancı acı içinde kıvranarak oradan kaçar. Peşindeki polisleri atlatmak için de Paris kanalizasyon sistemine girer ve orada yaşamaya başlar. Kanalizasyon sisteminin opera binası ile de bağlantısı vardır.

Paris

Binanın altındaki geniş mahzenlere yerleşen operadaki kemancı operanın gardırobundan çaldığı maske ile yüzündeki yarayı gizler. İşinden ve yüzünden olan kemancı, ilgi duyduğu güzel soprano ile ilgili hayallerinin de yok olmasıyla, intikam almak ister. Artık operada garip olaylar baş göstermeye başlamıştır. İstediği zaman binanın istediği bölümüne girebilen kemancıya; görülüp, bilinemediği için “Operanın hayaleti” adını takmışlardır.

Paris

Her şeye rağmen “Hayalet”, genç sopranonun mesleğinde yükselmesine yardımcı olmayı sürdürür. Ancak bu kez daha sert yöntemlere başvurur ve operanın divası birinci sopranoyu zehirleyerek, ilgi duyduğu genç sopranonun divanın yerine sahneye çıkmasını sağlar. Genç sopranonun iki hayranı daha vardır. Operadaki rol arkadaşı tenor Anatole Garron ve polis müfettişi Raoul D’Aubert … Her ikisi de güzel sopranonun kalbini çalmak için bir yarış içindedirler. Bu arada operanın hayaletini yakalamak için de çalışmalar devam etmektedir.

Paris

İsteklerinden biri yerine getirilmeyen “Hayalet”, bir gösteri sırasında operanın devasa avizesini seyircilerin üzerine düşürür. Çıkan kargaşada Genç Sopranoyu binanın altındaki labirentlere kaçırır. Yaşadığı yer olan bu loş mekânda ona piyanosuyla eserini icra ederken soprano aniden onun maskesini çıkarır. Gördüğü manzara karşısında çığlıklar atarken rol arkadaşı soprano ve Polis Müfettişi onu kurtarmak üzere yetişirler. Müfettişin silahından çıkan ses tüm yeraltı mahzeninin yıkılmasına yol açar. “Hayalet” yıkıntılar altında kalırken diğerleri kurtulur.

Paris

Operanın Hayaleti Müzikalinin bu sonucunu oldukça acıklı bulan eşim, Palais Garnier olarak bilinen opera binasını muhteşem olarak buldu. Opera Meydanı’na gelmiş ve anıtsal yapı bütün görkemiyle önümüzde duruyordu. Paris Ulusal Devlet Operası ya da Palais Garnier, Eklektik Mimarlığı temsil eden bir anıtsal yapıdır dedi eşim. Bilindiği gibi Eklektik, sanattaki farklı çağ ve üsluplardan seçilip devşirilen ögelerin yeni bir tasarım ya da ürün oluşturmak için ele alınması olgusunu ifade eder.

Paris

Sanata ve sanat eserlerine özel bir ilgi duyan III. Napolyon, eski operanın bulunduğu yere, yeni ve anıtsal bir opera binasının yapımı için 1860 yılında bir yarışma açar. 171 mimarın katıldığı yarışmaya, 30 Mayıs 1861  tarihinde 36 yaşındaki Charle Garnier  ismindeki genç mimar yarışmayı kazanır.

Adını yapının mimarı Charles Garnier’den alan bu müthiş opera binasının ön cephesi, çatıdan ışıldayarak parlayan altın sarısı heykelleri, tüm süslemeleri, diğer heykel ve büstleri; özetle her şeyiyle başlı başına bir sanat eseri… Dışı ayrı güzel, içi ayrı güzel ve güzel kelimesi bu eseri tarif etmeye asla yetmiyor.

Opera Meydanı (1)

Opera binasının içi turistik gezilere açık… Ancak, zaman yetersizliği nedeniyle gezemedik. Üzüntümü gidermenin yolu olarak da Google Haritalar Sokak görüntüleri oldu. Opera Meydanı’nda gezinirken birden kendimi, sanal olarak operanın içinde buldum.

Ana holdeki merdivenler, muazzam sütunlar, süsleme ve ince işçilik aklımı başımdan aldı. Sanal gezintimde üst katlara çıkıp temsil salonu için bir locanın kapısını araladığımda muhteşem bir görüntüyle karşı karşıya kaldım. 1900 kişilik bu salon aslında opera binasının çok küçük bir kısmını oluşturuyor. Girişte gördüğünüz ana merdivenler ve üst kattaki fuayeden/dinlenmelikten sonra temsil salonuna girdiğinizde karşınızdaki sahnenin arkasında derinlemesine giden bir “sahne arkası” bulunuyor. Bu bölüm hareketli dekorların değiştirilebilmesi için çok büyük ve çok yüksek bir bölüm olarak inşa edilmiş.

Opera Meydanı (4)

1875’te açılışı yapılan bina yıllarca Paris Operası olarak anılmış ama 1989’da Opera Bastille’deki yeni operanın açılması ile birlikte buraya “Opera Garnier” ya da “Palais Garnier” denmeye başlanmış. Günümüzde ise meydandaki istasyon nedeniyle kısaca “Opera” olarak anılıyor. Son dönemde operalar daha çok Bastille’de sergilenirken Garnier’de bale gösterileri ağırlıklı olarak sergileniyor. Anıtsal Opera binasını beyinlerimize yerleştirdikten sonra, özellikle eşimin ilgi duyduğu bitişikteki ünlü mağaza Lafayette’ye doğru yürümeye başlıyoruz.

Share Button