2 Ekim 1961 Pazartesi, Çapa…

Bu sabahki ders programında Fizik ve Kimya dersleri var. Öğretmenlerinin her ikisi de devlet kitapları yazarlarından olup,  konularında uzman öğretmenlerdi. Geçtiğimiz iki hafta içinde karşılıklı olarak birbirimizi tanıma ve derslerde hangi konuları nasıl işleyeceğimiz konuları üzerinde durmuştuk.

İlk iki saatimiz Fizik dersiydi. Gittikçe daha çok sever olmuştuk Meziyet Çağlayan’ın fizik derslerini. Köy Enstitülerinin yaşayarak ve yaşatarak öğrenme, öğretme yöntemleri burada da uygulanıyordu. İki saatin nasıl geçtiğini anlamamıştık.

Sınıf kapısı biraz şiddetli çalınınca, hep birlikte baktık. Kimya Öğretmenimiz Münevver Baç kapıyı açıp başını uzattıktan sonra, Meziyet öğretmenim izniniz olursa çocuklarla biraz da ben ders yapayım. Deyince Meziyet Hanım özür dileyerek sınıftan ayrılmıştı.

Rulo yapılmış büyükçe bir periyodik cetvel levhasıyla sınıfa giren Münevver Baç ‘’Günaydın Çocuklar, bu gün sizlerle evreni oluşturan maddenin, galaksilerin, yıldızların, gezegenlerin ve doğal olarak yaşamın oluşumunun şifreleri üzerinde konuşmak istiyorum. Bu şifrelerin farkına varabilir ve öğrenebilirsek insanlığın ihtiyacı olan her türlü maddeyi üretebilecek hale gelebiliriz. Dedikten sonra periyodik cetvel tablosunu tahtaya asmıştı.

Sözünü ettiğim şifrelerin anahtarı tahtaya astığım periyodik cetveldeki sembollerdir. Farkına varacağınız sırlar ve şifreler kimya derslerine olan ilginizi arttıracaktır. Dedikten sonra elindeki değnekle tablonun sol üst köşesini göstererek, periyodik cetveldeki en basit element Hidrojendir. Demişti. Evrenin başlangıç yıllarında sadece Hidrojen atomları vardı. H sembolüyle gösterilen Hidrojen evrenin temel taşıdır. Bu nedenle atom numarası ‘’1’’ dir. Normal basınç ve sıcaklıkta renksiz, kokusuz ve yanıcı bir gaz olan Hidrojen evrendeki bütün maddeleri oluşturan bir elementtir.

Bir bakıma evrende aklımızın havsalamızın alamayacağı boyutlarda bir Hidrojen imparatorluğu vardır. Yerçekimi olarak bildiğimiz kütle çekimi nedeniyle milyarlarca Hidrojen atomu bir araya geldikçe, kütle çekimi de büyüdü. Atomlar sıkıştıkça olağanüstü basınç ve sıcaklıklar ortaya çıktı. Hidrojen kolonilerinin merkezindeki olağanüstü basınç ve sıcaklıkta, önce iki hidrojen atomu kaynaşarak tablonun sağ üst köşesindeki Helyum atomunu oluşturdular. Giderek, çekirdek kaynaşması ile Helyumun yanı sıra, Karbon, Oksijen, Nitrojen ve periyodik tablodaki Demir’e kadar olan diğer tüm elementleri de üretildi.

Evrenin ve yaşamın temel taşı olan Hidrojen elementinin çekirdek kaynaşması olarak bilinen sıcak füzyon yoluyla oluşan 16 atom numaralı Oksijen elementi tablonun ikinci sırasının sağ tarafında, Azotla Flor arasında yer almaktadır. Doğal koşullarda yakıcı bir gazdır. Atom numarası 1 olan Hidrojen yanıcı, atom numarası 8 olan Oksijen yakıcı bir gazdır. Her ikisi de biyolojik yapılar için zararlıdır. Oysa gezegenimizdeki yaşamın kaynağı ‘’SU’’ dur. Tam da bu noktada periyodik cetveldeki sırlar ve şifreler devreye girer. Hidrojen ve Oksijeni belirli oranlarda birleştirebilmek…

Su, canımızın canlılığın hayati özüdür. Basit yapılı bir molekül olmasına rağmen, bilim adamları, suyun gizemini, hala tam olarak çözebilmiş değiller. Diyen Kimya Öğretmenimiz Münevver Bac’ın dersleri de oldukça ilginç olmaya başlamıştı. Kimya derslerini de sevmiştik.

Share Button