Balkanlardaki Köklerimiz 3
Dini bütün, kalbi tevekkülle çarpan bir adamdı babam. Çalışmayı yeryüzündeki en büyük ibadet sayar, kul hakkından ve haramdan bir zehirden kaçınır gibi korkardı. Hayatın her alanına yetişen, dur durak bilmeyen son derece becerikli bir yapıya sahipti; benim gözümde adeta toprağın bağrında iz bırakan bir “atom karıncaydı.” En karanlık, en çıkmaz durumlardan bile aklıyla süzüp en hayırlı sonuçları çıkarmasını bilirdi.

Balkanlardaki Köklerimiz 2
Dondurucu sabah karanlığında uyanıp ev ve hayvan bakımını bitiren Emine, tarlaya gitmek için hazırlık yapar. Kendi dokuduğu heybenin ön gözüne iki yaşındaki Mustafa’yı, arka gözüne üç yaşındaki Mehmet’i oturtarak sağ omzunda taşır.
Çocuklar, annelerinin dengeli adımları ve omzundaki sıcaklığı sayesinde düşme korkusu yaşamadan huzurla yolculuk ederler. Tarlada bir meşe ağacının gölgesine serilen yaygıda, annelerinin hazırladığı tülbent gölgelik altında emzirilip korunurlar.

Balkanlardaki Köklerimiz 1
BabaMIN askerlik/işçi taburunda olduğu dönemde Anam Emine, kavurucu bir Temmuz gününde Karagözler köyündeki mısır tarlasında çapa yaparken yalnız başına doğum sancısı çeker. Ulu Sakar Balkan’ın heybetinden güç alarak, mısır saplarına tutunup doğum yapar; kordonunu kesip bebeğini tülbente sararak eve taşır.

Anıları Yazmak Yeniden Doğmaktır
KÖKLERİN İZİNDE Anam Emine ve Babam Ahmet Akıncı’nın anısına saygıyla… Takvimler 1 Mart 1951’i gösterdiğinde, (daha&helliip;)

ANILARI YAZMAK YENİDEN DOĞMAKTIR
KÖKLERİN İZİNDE Anam Emine ve Babam Ahmet Akıncı’nın anısına saygıyla… Takvimler 1 Mart 1951’i gösterdiğinde, (daha&helliip;)

Çekya Başkenti PRAG
Bir gezgin olarak, resmi adı ”Çekya” olan Çek Cumhuriyeti başkenti Prag ziyareti olmazsa olmazlarımdan biriydi. (daha&helliip;)

Prof. Dr. PELİN KOÇYİĞİT
Üzerimizde iz bırakanları yazmanın bir vefa borcu olduğunu bilenlerden biriyim. İlkokul döneminden başlayarak günümüze kadar, (daha&helliip;)

Rodop eteklerindeki Drama
Rodop Dağları be Pakize’m çiçek döşeli
Pakize’min bahçeleri mor menevşeli
Aman Pakize’m nazlı da Pakize’m gel beri beri
Ben seni sevdim güzelim Pakize’m küçükten beri
Sözlerini tekrarlayan müzik sesiyle uyandım. 22 Aralık 2024 Pazar günü bir gece konakladığımız Selanik Perinthos Otel’den, parçalı bulutlu bir havada, saat 08:00’de Drama’ya gitmek üzere ayrılmıştık.
Tur otobüsümüz, Yunanistan silsilesindeki Rodop Dağlarının deniz seviyesinden yükselerek, biyolojik çeşitliliği ile ün yapmış ormanları aralarındaki derin vadilerin birinden diğerine geçiyorduk. Rodoplardaki muhteşem görüntülerin yanı sıra, verimli tarım arazileri ve çeşitli su kaynakları da göze çarpıyordu.
Doğal güzelliklerin içinde hayali gezintilerimize tur otobüsünün sarsıntıları da ninni gibi gelince içimiz geçmiş, tatlı bir uykuya dalmıştım.

Tarihi ve Kültürü ile Selanik
Yunanistan’ın kuzeyinde, Ege Denizi’nin kuzeybatı köşesinde, Termaikos Körfezi’nde yer almaktadır. Tarihi ve kültürel açıdan zengin bir şehir olan Selanik, Makedonya bölgesinin başkenti olup, Yunanistan’ın en büyük ikinci şehridir.
Osmanlı hakimiyetine 1430’da girip, 1912 Balkan Savaşları’na dek, yaklaşık beş yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu’nun önemli bir liman şehri olan Selanik; kültürel zenginliği, çeşitli festivalleri, etkinlikleri ve canlı kültürel yaşamıyla öne çıkan bir şehirdir.
Roma’yı Doğu Roma İmparatorluğu Başkenti Konstantinopolis’e bağlayan 1120 km uzunluğundaki Egnatia Yolu üzerinde bulunan Selanik, Avrupa ve Asya arası ticarette önemli bir merkezdi tarihi boyunca.
Selanik Körfezi’nin kuzey ucunda, korunaklı bir koyda kurulan şehri çevreleyen alanlar, arkadaki dağlara doğru yavaş yavaş yükselir, limanı korunaklı yapar. Selanik Limanının oldukça korunaklı olması, gemilerin kolaylıkla demirleme ve barınmasını sağlaması, Liman Şehri Selanik olmasını sağlamıştır.

Halikarnas Balıkçısı ve Bodrum
Bodrum’u Bodrum yapan Cevat Şakir, namı diğer adı Halikarnas Balıkçısı, 1926’dan sonra deniz hikayeleriyle tanındı.
Konularını Ege ve Akdeniz Bölgesi kıyı ve açıklarında gelişen, denize bağlı olaylardan seçti.
İçinde yaşadığı, en küçük ayrıntılarına kadar bildiği hür ve asi denizi, kaderleri denizin elinde olan balıkçıları, dalgıçları, sünger avcılarını ve gemilerini anlamaya çalıştı.
Zengin bir terim ve mitoloji hazinesinden esinlenerek, denize karşı sonsuz bir hayranlıktan gelen şiirli bir anlatımla hikaye ve romana geçirdi.












