2 Temmuz Pazar, Karabucak Tarsus…

Okaliptüs ağaçlarının meltem rüzgarıyla salınan yapraklarından yansıyıp, cibinlikten geçerek gözüme ulaşan güneş ışınlarının etkisiyle gerinerek uyandım.  Saat 06,30’du. İvriz Öğretmen Okulu’ndan kalma alışkanlıklarım devam ediyordu. Ranzalara vurulmadan kalkma alışkanlığı edinmiştim. İyi ki böyle bir alışkanlıklarım var dedim içimden. Bu sayede zorlanmadan kalkıyor ve tam zamanında dikim sahasında oluyordum.

Bugün ücret alma günüydü. 5 Haziran 1960 günü Tarsus Okaliptüs Ormanı Fidanlığında mevsimlik işçi döneminin birinci bölümü tamamlanmış, ücret alacak hale gelmiştik. Emek en yüce değer di. Karşılığını alacaktık. Bugün Çalışmayacak tık. Aldığımız ücretin bir bölümüyle zorunlu ihtiyaçlarımızı giderirken bir bölümü de biriktirilecekti işsiz kalacağımız, çalışamayacağımız günler için.

Yatmakta olduğum çardakta bir kez daha gerindim. Yatağıma uzanarak, Okaliptüs ağaçlarının yapraklarında dans eden güneş ışınlarını seyredip, kanalda akmakta olan suyun şırıltısını dinleyerek biraz daha yatak keyfi yaptım. Anamın ”Mehmeeet… Mehmet. Kalkın artık” ünlemesiyle kalktım.

Babam da çoktan kalkmış, anam kahvaltıyı hazırlamıştı bile. Kardeşimi de uyandırmalı, kahvaltımızı etmeli ve 27’şer günlük ücretlerimizi almak için İşletme Şefliği muhasebesine gitmeliydik. İşletme muhasebesinde çalışan Halil Amcanın kızı Zeynep, ‘’Muhasebe servisinin şefi İsmet Bey’in yanı sıra orman mühendisleri Yaşar Bey ve Muzaffer Beyle tanışırsanız rahat edersiniz.’’ Diye tembihlemişti dün. Ayrıca ulaşımda önemli bir yeri olan araç sürücülerinden, Adem Usta ile Mahmut Ustayı da tanımamızda büyük fayda olacağını söylemişti.

Kahvaltıdan sonra babam ve kardeşimle muhasebeye gittik. Daha işçilerden kimse gelmemişti. Zeynep bizi Muhasebe Şefi İsmet Beyle tanıştırdı. İsmet Bey hal ve hatırımızı sorduktan sonra, önündeki evraklara bakarak babama 135 Lira, kardeşim ve bana da 108’er Lira ödeme yaptı. Ailemizin bütçesine 351 Lira girmişti. O yıllarda oldukça iyi bir paraydı 351 Lira. Sonuç ailemizin yüzünü güldürmüştü…

Daha ne olsun du?  Emek en yüce değerdi.  karşılığını almıştık. Hayat güzeldi be kardeşim, yaşamaya ve yaşatmaya değerdi…

Share Button