25 Haziran 1960 Cumartesi, Karabucak Tarsus…

Mersin’den 20 gün önce geldiğimiz Karabucak ’ta, kanal kıyısında konut olarak seçmek zorunda kaldığımız tavuk kümesini yaşanır hale getirmenin yanı sıra babamla birlikte bir çardak da yapmıştık. Yerden yaklaşık bir buçuk metre yüksekliğindeki çardağımız bizim köşkümüz olmuştu. İlk geldiğimiz gün ruhumuzu yakan karamsarlığımız bir ölçüde ortadan kalkmıştı.

Diğer taraftan dikim alanındaki amirimiz Tarsuslu Derviş çavuşla da yıldızımız barışmış, kardeşimle beni kanatları altına almıştı. İlkokul mezunu olmasına rağmen filozof gibi bir adamdı. Bizim gibi okuyanlara saygı duyuyor ve desteklenmemiz gerektiğine inanıyordu. Üstelik benim çalışma biçimim ve becerimi de çok beğenmişti.

Dikim sahasındaki ilk günlerimizden itibaren rahat bir çalışma ortamı bulmuştum. Fidanların dikilecekleri yerler önceden işaretlenmişti. Bir tarafına da arabalar dolusu hayvan gübresi yığılmıştı. İlk fidanımı dikmek için işaretlenen yere, okaliptüs ağacı fidanının içinde yer aldığı kesenin boyundan daha derin bir çukur kazmıştım. Çukuru kazarken üstten alınan toprakla dipten çıkarılan toprakları ayrı yerlerde biriktirmiştim. Toprağı bu şekilde ayırmak fidanın sağlıklı yetişmesi için oldukça önemliydi, Salih Ziya Büyükaksoy böyle söylemişti. Çukuru tamamladıktan sonra da içine bir kürek kadar hayvan gübresi koymuştum. Kardeşim de beni gözlemiş ve aynen uygulamıştı.

İşe başlamamızın ilk günü olması nedeniyle Derviş Çavuş dikkatle bizi izlemişti. Uygulama yöntemimizi beğenmiş olmalı ki ‘’Aferin çocuklar’’ Demişti. Ben de ona İvriz İlköğretmen Okulu tarım derslerinden ve Salih Ziya Büyükaksoy’dan söz etmiştim. Bu konuşmadan sonraki günler ve aylarda Derviş Çavuşla tatlı bir diyaloğumuz olmuştu.

Derviş Çavuş diğer işçilerin yanına gidince dikim işlemine devam etmiştim. Tüplü fidanı yan yatacak şekilde yere koymuş ve içinde yer aldığı plastik kesenin tabanını keskin bir bıçak yardımıyla kesip, fidanı çıkarmıştım. Fidanı hazırladığım çukura dik olarak koymuş, etrafına önce kürekle üst toprağı sonra da alt toprağı atmıştım. Toprakla fidanın dengesini sağladıktan sonra fidan etrafındaki toprak birikintisine fidanı ezmeden ayaklarımla bastırmıştım. Arkamızdan gelen bir başka mevsimlik işçi de dikilen fidanlara can suyu vermişti.

Başlangıç iyi olmuş, iyi olmaya da devam ediyordu.

Share Button