26 Kasım 1951 Pazartesi Osmaniye…

Yaklaşık bir haftadır Adana’nın kazası Osmaniye’deyiz…

Osmaniye’deyiz dediğime bakmayın. Şehrin dışında, Düziçi tarafında içi yerfıstığı dolu yüzlerce çuval bulunan bir hangarın yanına yerleştirildik Elçi tarafından.

Türkiye’de yerfıstığı üretiminin yaklaşık yüzde 80’i Osmaniye’de üretiliyor. Geri kalan % 20’si de Toprakkale, Kadirli ve Düziçi tarım alanlarında üretiliyor.

Eylül ayının ikinci haftasında topraktan hasadı başlatılan yerfıstığının kökleriyle birlikte çıkarılması, kazık köklü bu bitkinin meyveleri olan ham yerfıstığının dallarından alınması ve çuvallara doldurularak hangarlarda toplanması bir buçuk iki ay gibi bir zaman sürecinde gerçekleşmişti.

Bizler bu sürenin sonunda, temizlenmiş ve kurutulmuş yerfıstıklarını kabuklarından ayırmak için görevlendirilmiştik.

Kabuklarından ayrılan yerfıstıklarının ağırlıklarına göre ücret ödenirdi.

Kabuklu yerfıstıklarını ayırmak için sabahın erken saatlerinde işe başlardık.

Parmaklarımızla yerfıstığının kabukları kırılır ve çerezlik kısmı ayrılırdı.

Kasları yeterince gelişmiş olan büyükler açısından sorun yoktu. Ne var ki parmak kasları yeterince gelişmemiş olan çocuklar, parmakları yerine dişlerini kullanarak ayıklama işlemini gerçekleştiriyorlardı.

Yer fıstığının içerisinde A vitamini, E vitamini, C vitamini, B12 vitamini,Kalsiyum, magnezyum, Demir, bakır gibi birçok birleşen bulunmaktadır. Bu nedenle tüketilmesi halinde bedenimiz gerekli olan enerji ve vitaminleri kazanır. Demişti bir sohbet esnasında bizi denetleyen mal sahibinin temsilcisi.

Yerfıstığının bu özelliklerini öğrendikten sonra, aşırıya kaçmamak üzere, kabuklarından ayırdığımız üründen sebepleniyorduk.

Yerfıstığının içini kabuğundan ayırma yöntemimiz ne olursa olsun, durumumuzdan mutluyduk.

Hem para kazanıyor hem de sebepleniyorduk…

Share Button