11 Eylül 1961 Pazartesi, Çapa…

Gözlerimi açtığımda tek kişilik karyolada bembeyaz çarşafların içindeydim. Üstelik başucumda bir de elbise dolabı vardı. Bir an için nerede olduğumu anımsayamadım. Acaba hastanede miydim? Oysa oldukça sağlıklı hissediyordum kendimi. Sessizce kalktım, çevreme bakındım. Hastanede değildim. Pencerelere yürüdüm ve dışarı baktım. Güneş doğmak üzereydi ve ben oldukça yüksekten caddeye bakmaktaydım. Birden anımsadım. İstanbul’da, İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu’nun en üst katındaki yatakhanesindeydim. İvriz’deki alışkanlıklarım devam etmiş ve sabah güneş doğmadan uyanmıştım.

Tuvalette ihtiyaçlarımı giderip, tıraş olduktan sonra sessizce giyinip, tahta bavulumda bulunan sınavla ilgili bir iki kitap alarak sınıfların bulunduğu giriş katına indim. Sınavlarda keman için hazırladığım parçanın yanı sıra kuramsal bazı sorular da sorabilirler demişti İmdat Halvaşi öğretmenim.  Hazırladığım parçanın bestecisi Vivaldi ile ilgili sorular sorulabilirdi. Neden müzik bölümünü seçtiğimin yanı sıra toplumu yönlendirmede müziğin önemi üzerine sorular da sorabilirlerdi.

Sonraki günlerde birinci sınıf dersliğim olacak odada bir süre çalıştıktan sonra yemekhaneye, sabah kahvaltısına indim. Zeytin, peynir ve yumurta vardı kahvaltıda. Üstelik çaylarımız karavana ile dağıtılmıyordu. Her masada altı kişiye yetecek kadar çayın bulunduğu termoslar vardı. Kahvaltım yaparken bir taraftan da benim gibi sınava gelmiş arkadaşlarla tanıştım. Yetiştirme yurdundan gelen İbrahim Kazan, Isparta Gönen Öğretmen Okulu’ndan gelen Şekip Oğuz, Malatya Akçadağ Öğretmen Okulu’ndan gelen İbrahim Demirel tanıştıklarım arasındaydı.

Okul Müdürlüğü tarafından yapılan bir duyuru ile, kahvaltıdan sonra notlarımı gözden geçirdiğim sınıfta toplanmamız istendi. Saat 10,00 civarında toplandığımız sınıfa gelen müdür yardımcılarından biri  sınavların 14 Eylül 1961 Perşembe günü saat 10,30’da yapılacağını bildirdi. Müzik seminerine gelen öğrencilerin sınav jürisinde Ekrem Zeki Ün, Halil Bedi Yönetken ve Tahir Sevenay bulunacaktı. Duyurudan sonra son hazırlıklarımız için yer gösterilip keman verildi.

14 Eylül 1961 Perşembe, Çapa…

Salı ve Çarşamba günleri okulun bize verdiği kemanlara uyum sağlamaya çalıştım. Öncelikli olarak yay çekme üzerinde durmuş, hazırladığımız parçaları pürüzsüz bir biçimde seslendirmeye çalışmıştım. İvriz’de iyi hazırlanmıştım. Daha doğrusu Kemal Çuhalılar ve İmdat Halvaşi beni iyi hazırlamışlardı. Yine de heyecanlı iki gün geçirmiştim.

Nihayet sınav günü olan Perşembe günü gelip, çattı. Sınava ilk alınan öğrenci oldum, heyecanlanmama gerek kalmamıştı. Müzik odasındaki bir masanın ortasında Ekrem Zeki Ün olmak üzere yanlarında Halil Bedi Yönetken ile Tahir Sevenay yer almışlardı. Güleryüzle karşılanmıştım. İvriz ve çalışmalarım hakkında konuşmamı sağlayarak benim rahatlamamı sağladılar, sonra da kemanda hazırladığım parçayı dinlediler.

Parçayı bitirip, kemanı indirdiğimde Ekrem Zeki Ün’e baktım. Halinden başarılı olduğum izlenimini edindim. Piyanonun başına geçen Halil Bedi Yönetken akorlarla ilgili sorularından sonra solfej tekniğimi ölçtü. Tahir Sevenay da Vivaldi ile ilgili sorular sordu. Sınavdan çıktığımda kesin kazandım dedim kendi kendime. Öyle de olmuştu. Bu anıtsal ve muhteşem okulda üç yıl okuma şansımı yaratmıştım. Çok mutluydum…

Share Button