14 Eylül 1961 Perşembe, Çapa…

Salı ve Çarşamba günleri okulun bize verdiği kemana uyum sağlamaya çalıştım. Ne de olsa farklı bir kemandı. Daha önce birlikte olduğu kişnin ruhundan bir şeyler almış olabilirdi.  Ben kemanımı keman da beni tanımalıydı. Uyum böyle sağlanabilirdi. Öncelikli olarak teller üzerinde yay çekme çalışması yaptım. Pürüzsüz ve akıcı bir ses böyle sağlanabilirdi.

İvriz’deki Müzik Öğretmenim İmdat Halvaşi’nin uyarıları kulaklarımda çınlıyordu. Hazırladığım Vivaldi’nin Dört Mevsim Konçertosu giriş bölümü İlkbahar parçasını pürüzsüz bir biçimde seslendirinceye kadar  çalışmaya devam ettim. İvriz’de iyi hazırlanmıştım. Daha doğrusu Kemal Çuhalılar ve İmdat Halvaşi beni iyi hazırlamışlardı. Yine de heyecanlı iki gün geçirmiştim.

Nihayet sınav tarihi olan Perşembe günü gelip, çattı. Sınava ilk alınan öğrenci oldum, heyecanlanmama gerek kalmamıştı. Müzik odasındaki bir masanın ortasında Ekrem Zeki Ün olmak üzere yanlarında Halil Bedi Yönetken ile Tahir Sevenay yer almışlardı. Güler yüzle karşılandım. Hangi okuldan geldiğimi, kimlerle ne kadar süre çalıştığım konusunda sorular sordular. İvriz ve çalışmalarım hakkında konuşmamı sağlayarak benim rahatlamamı sağladılar, sonra da hazırladığım parçayı dinlediler.

Parçayı bitirip, kemanı indirdiğimde Ekrem Zeki Ün’e baktım. Halinden başarılı olduğum izlenimini edindim. Diğerleri de gülümsüyorlardı. Piyanonun başına geçen Halil Bedi Yönetken akorlarla ilgili sorularından sonra solfej tekniğimi ölçtü. Tahir Sevenay Vivaldi ile ilgili sorular sordu. Vivaldi’yi sosyal yönüyle tanımış olmamdan mutlu olduğu görülüyordu.

Sınavdan çıktığımda kesin kazandım dedim kendi kendime. Öyle de olmuştu. Bu anıtsal ve muhteşem okulda üç yıl okuma şansımı yaratmıştım. Çok mutluydum…

Share Button