19. ve 20. Yüzyıllarda, Hümanizm hızla toplumsal destek ve siyasi güç kazandıkça, birbirinden tamamen farklı iki yan ürün verdi. Sosyalist ve komünist hareketleri kanatları altına alan ‘’Sosyalist Hümanizm’’ ve en ünlü destekçisi Naziler olan ‘’Evrimsel Hümanizm’’… Bu yan ürünlerle beraber Hümanizm üç kola ayrıldı.

     1)‘’Liberal Hümanizm’’ ya da sadece ‘’Liberalizm’’ olarak adlandırılan Hümanizmin Ortodoks Kolu,

     2)  En büyük destekçisi Naziler olan Hümanizmin Evrimsel Kolu ya da ‘’Evrimsel Hümanizm.

     3) Sosyalist ve Komünist hareketleri kanatları altına alan Hümanizmin Sosyalist kolu,

Hitler gibi Evrimsel Hümanistler, Darwin’in Doğal Seçilim yasasını kendilerine dayanak almışlardı. Güçlü olan yaşar ve daha da güçlenir. Evrimsel hümanistlere göre, tüm insan deneyimlerinin eşit olduğunu iddia edenler ya korkak ya da aptaldırlar.

Nazizm, evrimsel hümanizmin ırkçı teorilerle evliliğinden doğmuş bir din ’dir. Nazilerin temel hedefi insanlığın bozulmasını önlemek ve üstün insana doğru evrimleşmesini desteklemekti. Bu yüzden, insanlığın en ileri biçimi Aryan ırkının korunması ve bozulmuş Homosapiens’ler olan Yahudi, Çingene, eşcinsel ve zihinsel engellilerin yok edilmeleri gerekmekteydi.

1914-1989 yılları arasında üç hümanist mezhep kanlı bir Hümanist Din savaşına tutuştu. Başlangıçta Sosyalist Hümanizm ile Komünist Hümanizm liberalizme yenilgi üzerine yenilgi tattırdılar. 20. Yüzyılın ilk on yılında liberaller için her şey yolundaydı. Bireyler özgürlüklerini diledikleri gibi yaşayarak kendilerini ifade ettikleri müddetçe, dünyanın eşi benzeri görülmemiş bir barış ve refah döneminin keyfinin sürüleceğini düşünüyorlardı. Ne var ki 1914 yılının Noel’ine gelindiğinde liberaller bombaların gürültüsüyle dona kaldılar. Sonraki yıllarda da liberalizm hem sağ hem de sol kanadın çapraz ateşi altında kalacaktı. Sağ kanatta Evrimsel Hümanizmi savunan Naziler, sol kanatta ise Sosyalist Hümanizmi savunan Sovyetler Birliği vardı.

20 Nisan 1889 yılında Avusturya’da doğan Adolf Hitler bilinenin aksine kendisi Alman olmayıp, bir Avurtuyalı’dır. Gönüllü olarak katıldığı Birinci Dünya savaşında, rütbesiz bir asker olarak, dört yıl savaştı. Hitler, başta büyük bir heves içinde olan askerlerin cepheye vardıktan hemen sonra nasıl korktuklarını gözlemişti. Savaşmak zorunda olan her askerin amansız bir içsel çatışma yaşadığını, yenik düşmemek adına nasıl bütün sinirlerinin gerildiğini anlamıştı. Kendi savaşını 1916-1916 kışında kazandığını söyler. ‘’Sonunda’’ diye yazmıştı ‘’Kavgam’’ adlı kitabında, ‘’iradem karşı konulmaz bir efendiydi, sakin ve kararlıydım. Artık kader bana hangi oyunu oynarsa oynasın, sinirlenmeden, aklım yerinde ayakta kalabilirdim.’’

Savaş deneyimi Hitler’e dünyanın başka bir yüzünü, Doğal seçilimin acımasız kanunlarla yönetilen vahşi orman tarafını göstermişti. Bu gerçeği göremeyenler hayatta kalamıyordu. Başarılı olmak için acımasız orman kanunlarını kabul etmek ve uygulamak gerekiyordu.

Almanların aldığı büyük yenilginin ardından arkadaşlarıyla bir araya gelerek Alman İşçi Partisi’ni kurdu ve başına geçti. Bir süre sonra partinin ismini değiştirerek Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi adını verdi. Üyelerine ise kısaca Nazi denildi. Lider olarak kendisine Führer lakabını verdi.

1930 Eylül ayında yapılan seçimlerde Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi seçimleri kazanarak iş başına geldi. 1932 yılında Şansölye seçildi. Daha sonra siyasi rakiplerini hızla ortadan kaldırarak ülkenin tek adamı oldu.

1 Eylül 1945’te Almanya’nın Polonya topraklarına girmesiyle Evrimsel Hümanizmin en büyük destekçisi Hitler, kendince dünyayı yeniden tasarımlamak istedi. Neredeyse Avrupa’nın tamamını işgal etmişken,1941 yılının ikinci yarısında Rusya ve ABD savaşa dâhil oldular. Nisan 1945’te Alman kuvvetleri ile Müttefikler arasındaki Berlin Sokak muharebelerinin nihayete ulaşmak üzere olduğu sırada, 30 Nisan 1945 günü Hitler intihar etmesiyle, evrimsel hümanizm de tarih oldu.

135 total views, 1 views today

Share Button