
8 Aralık 1963 Pazar, Ankara...
Ankara Yüksek Öğretmen Okulu (AYÖO) Hazırlık Lisesi sınıfları, yaklaşık iki hafta önce eğitim, öğretim ve etütler için Gazi Mustafa Kemal Bulvarı’ndaki bu dört katlı binaya taşındı. Yemekhane ve yatakhanelerimiz ise yine Atatürk Lisesi yerleşkesinde bulunuyor.
Kızılay’dan Tandoğan Meydanı’na uzanan Gazi Mustafa Kemal Bulvarı üzerinde; Köşk Gazinosu’nun karşısında, Demirtepe’deki havagazı fabrikasına komşu olan bu dört katlı yapı Polis Bakım ve Yardım Sandığı’ndan kiralanmış. Şimdi bu binanın ikinci katındaki sınıfımızda, ikinci akşam etüdündeyiz.
Pencereden dışarı bakıyorum; Gazi Mustafa Kemal Bulvarı ışıl ışıl… Bulvardaki bu ışıltının ana nedeni, karşı tarafta ve biraz sağda bulunan ünlü Köşk Gazinosu’nun ışıklarıyla, bulvar kaldırımlarında rüzgarın etkisiyle oynaşan kar taneleri. Ankara’nın gece alemi denilince ilk akla gelen yer Köşk Gazinosuydu. Dönemin ünlü sanatçılarını dinleyebilmek için bazı akşamlar kapısında uzun kuyruklar oluşuyor. Reklam broşürlerinden, 1960 yılından bu yana ülkenin en ünlü isimlerini bünyesinde barındırdığını öğrenmiştim.
Gözlerimi pencereden ayırıp sınıfa çeviriyorum. Bazı arkadaşlar alçak sesle matematik problemlerini tartışırken, bazıları da sessizce kitap okuyor. İlk etüdde ödevlerimi bitirmiş olmanın rahatlığıyla anı defterimi açıyor; zamanda geriye, 14 Eylül Cumartesi gününe giderek yazmaya başlıyorum:
Elimde tahta bavulumla, 14 Eylül Cumartesi günü Sezenler Sokağı’ndan girmiştim Atatürk Lisesi’nin bahçesine. Ardından geçen bir saatlik sürede, Ankara Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesi Fen B sınıfı öğrencisi olmuştum. Zaman nasıl da hızlı akıyor… Hazırlık Lisesi öğrencisi olalı yaklaşık dört ay geçmiş bile. Oldukça zorlandığım Lise Fen programında zamanın nasıl geçtiğinin farkına varamamıştım.
Hafta sonlarında, eğer banyo sorunumuz yoksa, bütün zamanımız okulda ders çalışmakla geçiyor. İçimizde en çok çalışan —bazı arkadaşların deyimiyle en çok “inekleyen”— Mazlum Sevinç arkadaşımızdı. Cebir ve Geometri kitaplarındaki soruları çözerken, içimizden biri sorulardan birini mırıldanacak olsa hemen söze girer; “Falan sayfada, falan numaralı soru, cevabı da şöyle…” diye konuşmaya başlardı.
Birinci dönemin bitmesine yaklaşık bir ay kaldı. Cebir ve Geometri derslerini bir türlü toparlayamadım. Diğer derslerde not ortalamam 10 üzerinden 8 civarında ama bu Cebir-Geometri meselesi oldukça canımı sıkıyor. Hazırlık Lisesine gelinceye kadar geçen yılların hemen hepsinde not ortalaması 10 olan ve hep sınıf birincisi olan Mehmet Akıncı, burada aynı başarıyı yakalayamadı. Kendime fazla güvenmiş olmalıydım, hata yaptım. Kendimi toparlamam gerekiyor.
Anı defterime içimi dökmüş ve biraz olsun rahatlamış olarak defteri kapattım. Zaten etüt bitiş zili de çalmak üzereydi. Birazdan toparlanıp, Atatürk Lisesi yerleşkesinde bulunan yatakhanelerimize doğru, Ankara’nın o soğuk ama güzel gecesine adım atacaktık.


