İstanbul Altın Boynuz Haliç 1

‘’Pera tepelerinin gerisinden birdenbire beliren güneş, şehrin minareleriyle Altın Boynuz’un üzerine doğarak, insanın içini kıpkırmızı bir neşeyle dolduruyor. Uzun gece boyunca uyuklayan her şey şimdi uyanıyor…’’

                                                                                                                                  Knut Hamsun

Golden Horn and İstanbul

Benim için her şey Pierre Loti tepesini ve bu tepedeki Piyer Loti Kahvesini görmek istememle başladı. İstanbul’un en iyi seyir tepelerinden biri olan Piyer Loti tepesi ile kahvesini çok duymuş ve ‘’mutlaka görülmesi gereken yerlerden’’ listeme eklemiştim.İstanbul  belgesellerinden birinde de izleme fırsatını bulunca harekete geçmenin zamanıdır dedim. Güzel bir yaz günü Piyer Loti kahvesini ziyaret etmeye karar verdim ve Eyüp Sultan teleferik istasyonundan geçen Eyüp otobüslerden birine bindim.

Teleferikte indim, ancak teleferik bakıma alınmış, çalışmıyordu. İyi ki çalışmıyordu. Dini açıdan İstanbul’un en kutsal yerlerinden biri sayılan Eyüp Sultan Cami’sinin yanındaki dar, eğimli ve uzun merdivenleri tırmanmaya başladım.Aynı rotayı izlemek zorunda kalan bir hanım yorulmuş olmalı ki, önünde çantası oturuyordu. Ben ise çok keyif aldığım bir eylemi gerçekleştirmekte olduğumdan, ceylanlar gibi sekerek çıkıyordum. Bir yandan da sağ kolda yer alan Haliç’in panoramatik fotoğraflarını çekiyordum. Daha doğrusu çekmeye çalışıyordum elimdeki fotoğraf makinesinin sunduğu teknik olanaklar çerçevesinde.

Eyüp Sultan Mezarlığı içinde ilerlerlerken, sağım ve solumdaki mezarlarda yatanlar ve mezar taşları yüzyıllar öncesine götürmüştü beni. İstanbul’un fethinden hemen sonra Eyüp’te ölülerin gömülmesiyle mezar taşlarında toplumun düşünce yapısı ortaya çıkmıştır. Buradaki ilk mezar taşları gösterişten uzaktır. Anadolu mezar taşlarındaki çeşitlilik, burada da dikkati çekmektedir. Başlı başına birer sanat eseri niteliğindeki bu taşlar ölünün kimliği konusunda da bilgi vermektedir.

Mezarlık içindeki dar yolun sonunda karşıma Tarihi Pierre Loti Kahvesi çıkmıştı. Birkaç yüz yıllık geçmişe sahip olan bu kahve, eşsiz manzarasıyla beni alıp çok eski zamanlara götürmüştü. Haliç, Antik çağlardan beri hep Altın Boynuz olarak adlandırılmıştı. İstanbul Kenti’nin kuruluşundan bu yana da bu büyük koy Haliç, kentle birlikte düşünülmüştü. İlk yerleşimlerin yoğunluğu Haliç’in iki yakasında, Tarihi yarımada ve Öteki Yaka olarak bilinen Pera’da gerçekleşmişti. İstanbul Kenti Haliç’le gelişmiş ve Haliç ile var olmuştu.

Görülmesi gerekenler listeme eklemekte yanılmamıştım. Piyer Loti Tepesinden Haliç’i izlemenin bir ayrıcalık olduğunun farkına varmış, biraz da hayaller ve Âşıklar Kenti Venedik ile karşılaştırmıştım. Tepenin tarihçesine baktığımızda Fransız yazar ve şair PierreLoti karşımıza çıkar. 19. yüzyılın sonlarına kadar Rabia Kadın Kahvehanesi olarak bilinen bu kahve, Fransız yazar Pierre Loti’nin, kahveyi mekân tutmaya başlamasından sonra, Pierre Loti Kahvesi olarak anılmaya başlamış. Piyer Loti tepesi ve kahvesi yıllardır âşıkların sevgilileriyle buluştukları ve şehirden kaçarak iç huzura kavuştukları bir durak olarak biliniyor. Pierre Loti, 1850-1923 yılları arasında yaşamış ünlü Fransız yazar ve gezginci olarak karşımıza çıkıyor. Deniz subayı olan Loti, Türkiye’ye ilk kez 1876 yılında gelmiş ve bir yıl kalmış. Eyüp sırtlarındaki tarihi tepeyi ve kahvehaneyi de o yıllarda keşfetmiş. İç huzura kavuştuğu bu kahvehaneden seyrettiği Haliç’in büyüsüne kapılmış olmalı ki Aziyade adındaki evli bir Osmanlı kadınına âşık olmuş ve uzun yıllar İstanbul’da kalmış.

Hazır büyüden söz etmişken, mitolojideki büyülerden ve aşklardan da söz etmekte yarar var. İstanbul Boğazı ve Haliç’in tarihçesinde biraz da mitler ve mitoloji vardır. Gerçekten de her şey bir mitoloji ile başlar. Büyülü bir ortamda yaşayan Baş Tanrı ZEUS kendisine bir hayat arkadaşı aradığı zamanlarda âşık olduğu güzel Hera, henüz sütannesi ile birlikte yaşayan genç bir kızdı. Sütannesi, kem gözlerden uzak tutabilmek için, onu hiç yalnız bırakmıyordu. Oysa Zeus çok beğendiği Hera’yı görmek ve aşkını anlatarak, evlenme isteğini dile getirmek istiyordu. Bir kış mevsiminin çok soğuk bir gününde, her nasılsa ıssız bir yerde, Hera yalnız başına hayallere dalmışken, birden bire soğuktan üşümüş, titreyen bir guguk kuşu gelir ve omuzlarına konar. Üşüyen kuşa acıyan Hera onu yakalayıp ısıtmak için göğsüne bastırır.

Oysa bu bir kuş değil, Baş Tanrı Zeus’ tan başkası değildir. Hera ile baş başa kalabilmek için böyle bir yola başvurmuştur. Böylelikle ilk buluşma gerçekleşir ve Baş Tanrı Zeus’a yaraşır bir düğünle evlenirler. Zeus, Hera’ya âşıktır ama ne de olsa bir erkektir. Gönlü ara sıra güzellerden yana kayar. Karısını, ölümlü güzellerle, bazen de Tanrıça ya da Yarı Tanrıçalar ile aldatır. Hera bu koşullara rağmen Zeus’la iyi geçinerek ve zorluklarla baş ederek dünyaya evliliğin kutsallığını göstermek ister. Ancak, kendisine yapılan bir kötülüğü, hatta bir yanlışlığı hiç unutmaz.

Günün birinde, Zeus, Argos Kralı’nın güzelliği ile ünlü kızı İo’yu görür ve ona âşık olur. Kıskançlığı ile ünlü Hera, bu aşkı öğrenince öyle bir öfkeye kapılır ki, artık Zeus İo’yu korumak zorunda kalır. İo’yu bir beyaz inek şekline sokar.Ama Hera boş durmaz ineğin başına bir devi nöbetçi koyar, nöbetçinin etkisiz hale getirilmesi üzerine de İo’nun başına bir at sineği musallat eder. İnek şeklindeki İo, sinekten kurtulmak için kendini sulara atar ve boğazı yüzerek geçer.  Boğazı geçerken derin bir vadi sularla dolar ve böylece Haliç Körfezi oluşur.

İo’nun yüzerek geçtiği boğaz, bundan böyle “İnek Geçidi” anlamına gelen Bosphorus olarak bilinmeye başlayacaktır. Dünyaya getirip Keroessa yani Boynuz adını verdiği kız çocuğundan dolayı da bu körfeze Hrisokeras  (Altın Boynuz) denilecektir. Dünya coğrafya edebiyatında Hrisokeras ‘’Haliç’’ olarak adlandırılmaktadır. Arapçada ise Haliç, ‘’İç Liman’’ olarak bilinmektedir.

Bir sonraki yazımda haliç’i tanıtmaya devam edeceğim.

 Kaynaklar:

1)    İstanbul Eyüp Belediyesi internet sitesi

2)    Vikipedi (Özgür Ansiklepodi)

3)    İstanbul Büyükşehir belediyesi internet sitesi

Share Button
3071 cevaplar

Yorumlar kapalı.