Anadolu Medeniyetleri Müzesi-Neolitik Çağ

Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesini gezip, bilgilendikçe üzerinde yaşadığım toprakların aynı zamanda ”İnsanlık Tarihi”nin hikayesi olduğunu öğreniyorum. Öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak istedim.

Neolitik (Yeni / Cilalı Taş) Çağ

Anadolu Medeniyetleri Müzesi Ankara

İnsanlık tarihinde, besin üretimi yanında ilk yerleşik toplumların kurulması ile başlayan dönem Neolitik Çağ adıyla anılmaktadır. Çağın başlangıcında besin üreticiliğinin bilinmesine karşın pişmiş toprak kapların henüz yapılmadığı anlaşılmaktadır. Pişmiş toprak kapların yerine sepet, tahta ya da taştan kapların kullanıldığı ilk evre, Akeramik ya da seramiksiz Neolitik olarak adlandırılır.

Anadolu Medeniyetleri Müzesi Ankara

Anadolu’nun ancak birkaç yerinde saptanan bu evre; belirli bir düzene göre inşa edilen yapıları, taş ya da kemik alet ve silahları, süs eşyaları ile ilk yerleşik köy örnekleriyle karşımıza çıkmaktadır. Anadolu’nun en gelişmiş Neolitik Merkezi, Konya’nın 52 km. güney-doğusunda, Çumra ilçesinin kuzeyinde yer alan Çatalhöyük’tür. Burada yapılan kazılarda saptanan 10 yapı katında da açığa çıkarılan evlerin ve içinde yer aldıkları kentin, belirli bir düzene göre kurulduğu görülmektedir.Bu düzenleme, dikdörtgen planlı evlerin, avlular etrafında bitişik olarak sıralanması ile sağlanmıştır. Taş temellerin bulunmadığı bu evlerde, duvarlar kerpiçten olup, düz damlar topraktandır. Bu evlerin planları da birbirinin aynıdır. Evlerin, geniş oturma odası dışında depo ve mutfaktan oluştuğu, oda içlerinde seki, ocak ve fırınlar bulunduğu görülmüştür.

Anadolu Medeniyetleri Müzesi Ankara

Çatalhöyük evlerinin en önemli özelliği duvarlarının boğa başları ve resimlerle bezeli olmasıdır. Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri olan bezekler, büyük çoğunluğu yerel özellikler taşıyan dini törenlerle ilgilidir. Bezekler özel yapılarda değil, yapıların Kutsal Alan olarak kullanılan bir bölümünde yer almaktadır. Yüksek kabartma ya da tam plastik olarak işlenen boğa başlarının bir kısmı gerçek boğa başının kille sıvanması ile yapılmıştır. Duvar resimlerinin yapımında kirli bej kerpiç sıvası üzerine kırmızı, pembe, kahverengi, beyaz ve siyah renkler kullanılmıştır. 

Anadolu Medeniyetleri Müzesi Ankara

Herhangi bir motif göstermeyen düz boyalı panellerin, tek ya da çok renkli geometrik bezeklerin, çiçek, yıldız, daire gibi sembolik motiflerin yanı sıra değişik konulu tasvirler de görülmektedir. Bu bezekler arasında insan elleri, tanrıçalar, insan figürleri, av sahneleri, boğalar, kuşlar, akbabalar, leoparlar, yabani geyik, yaban domuzu, aslan, ayı gibi hayvanlar bulunmaktadır. Manzara ve mimari tasvirlerde, bir kentin arkasında  püsküren volkan ve başsız cesetleri gagalayan akbabaları kovalayan insanlar önem taşırlardı. 

Anadolu Medeniyetleri Müzesi Ankara

Anadolu Medeniyetleri Müzesi Ankara

Kentlerin kutsal alanlarında Ana Tanrıça fikri, bereket kültü  olarak görülür. Pişmiş toprak yanında taştan da yapılan Ana Tanrıça ya da Kibele;  genç kız, doğuran kadın ya da yaşlı kadın gibi değişik figürlerle karşımıza çıkar. Heykellerin bir bölümünde doğum yaparken görülür ve üremeyi temsil eder. Bazı heykellerinde, oturur ya da ayakta iken, yanında iki leopar bulunur.Ana Tanrıça Kibele’nin kutsal hayvanları olan leopar ve aslanların her zaman yanında yer alması, Kibele’nin, hayvanların kraliçesi olduğunu ve hayvanlar üzerindeki sınırsız hâkimiyetini anlatır. Heykel ya da yüksek kabartma olarak yapılan ana tanrıça tasvirleri yanında pişmiş topraktan hayvan şeklinde adak heykelcikleri de vardır. Çatalhöyük’te bulunan Neolitik Çağın elde yapılan çanak çömlekleri genelde kahverengi, siyah ve kırmızı renk tonlarındadır. Daha çok oval formlara sahip seramikler Neolitik Çağın geç döneminde basit geometrik motiflerle bezenmeye de başlanmıştır.

Anadolu Medeniyetleri Müzesi Ankara

Çatalhöyük’te ele geçen çeşitli taşlardan, deniz hayvanlarının kabuklarından yapılmış kolyeler, obsidyen (volkan camı) aynalar ve makyajla ilgili buluntular o dönem insanının süslenme araçlarını gösteren belgelerdir. Bilinen en eski  dokuma parçaları da yine Çatalhöyük’te ele geçmiştir. Ortaya çıkan duvar resimleri; yün, hayvan kılı ya da bitki liflerinden dokunan kumaşların yanı sıra hayvan derilerinin de giysi olarak kullanıldığı göstermektedir.Neolitik Çağ’da mülkiyet düşüncesinin geliştiği görülüyor. Pişmiş toprak ve taştan yapılmış olan geometrik bezekli damga mühürler bu görüşü kanıtlamaktadır. Mülkiyet düşüncesiyle birlikte özel teşebbüsün ve kentleşmenin de ortaya çıkması doğal bir sonuçtur.

Karbon 14  tarihlemesine  göre elde edilen veriler, kentleşmenin İ.Ö.  6800-5700 yılları arasında olduğu yönündedir. Magmanın yeryüzüne çıktığında aniden soğuması ile oluşan Volkan Camı ya da Obsidyen; siyah, kahverengi, yeşil renkli ve parlak dış püskürük bir taş olup, son derece sert ve dayanıklıdır. Bu taştan çakmak taşının yanı sıra çeşitli aletler ve silahlar yapılmıştır.  Hayvan kemiklerinden de bız, iğne, sap gibi aletler yapılmıştır. Bunlar arasında bir mezar hediyesi olan kemik saplı çakmaktaşı hançer ilginçtir.

Anadolu Medeniyetleri Müzesi Ankara

Çatalhöyük insanları ölülerini evlerin tabanları altına gömmüşlerdir. Çocuklar oda tabanı altına, yaşlılar tek ya da grup halinde oda içindeki sekillerin altına gömülmüş olup, yanlarına ölü hediyesi bırakılmıştır. Müzede eserleri sergilenen buluntuların ikinci önemli Neolitik yerleşme yeri Burdur’un 25 km. güney-batısındaki Hacılar’dır. Burada yapılan kazılarda saptanan evler, taş temeller üzerine kerpiçten duvarlarla kurulmuştur. Duvarlar ve taban kireç sıvalı, kırmızı boyalıdır. Düz damı taşıyan ağaç direkler ve merdivenler, bazı yapıların iki katlı olduğunu göstermektedir.

Anadolu Medeniyetleri Müzesi Ankara

Hacılar’daki  insanlar ölülerini evlerin tabanlarına gömmeyip, kent dışına gömerek, Çatalhöyük’ten farklı bir davranış göstermişlerdir. Dini semboller de önemli olup, Hacılarda da hemen her evde kilden tanrıça tasvirleri ayakta ya da otururken gösterilmiştir. Ana Tanrıça Kibele Hacılar’da çeşitli biçimlerde betimlenmiştir. Analığı, üremeyi, dişiliği, hayatın sürmesini ve bereketi simgelediği için önemlidir. Hacılar’da yaşayanların tarımla uğraştıkları, bazı bitki kalıntıları ile boynuzun bir tarafına kakılan çakmaktaşı parçalarından yapılmış oraklardan anlaşılmaktadır. Hacıların iyi pişirilmiş, perdahlı çanak çömlekleri, kırmızı, kahverengi, kırmızımsı sarı renklerdedir. Seramikler arasında kırmızı astarlı, çok iyi perdahlı kadın başı biçiminde bir kap ile hayvan biçimli (geyik, domuz, kuş) tören kapları ilginç örneklerdir. Aynı zamanda dokumacılığa işaret eden pişmiş toprak ağırşaklar da ele geçmiştir.

Anadolu Medeniyetleri Müzesi Ankara

Kaynaklar:

1)   http://www.anadolumedeniyetlerimuzesi.gov.tr

2)    tr.wikipedia.org/

3)   Müzedeki bilgilendirme yazıları

Share Button
3663 cevaplar

Yorumlar kapalı.