Beyaz Köşk-Emirgan Korusu İstanbul

 

Emirgan Korusu ve Lale Festivali

Emirgan Korusu ve Lale Festivali

İstanbul Sarıyer İlçesinin deniz sahiline sahip semtlerinden biri olan Emirgan, İstanbul’da çok sevdiğim semtlerden biridir. Her şeyden önce, asırlık çınar ağacının altında ve İstanbul Boğazı eşliğindeki sabah kahvaltıları unutulmaz anılar bırakır insanlarda. Kahvaltıdan sonra hemen yanı başında bulunan Sakıp Sabancı Müzesine uğrayarak, güncel ve kalıcı sergileri gezebilirsiniz. Bir başka tercihiniz de Emirgan Korusu olabilir. Mısır Hıdivleri tarafından yaptırılmış olan Beyaz Köşk, Sarı Köşk ya da Pembe Köşkü ziyaret edebilirsiniz.

 

 

Emirgan Korusu İstanbul

Emirgan Korusu İstanbul

Kuzeyindeki İstinye Koyu ile güneyindeki Baltalimanı da yürüme mesafesinde bulunmaktadır. Baltalimanı semtinde bulunan  Polis Eğitim ve Moral Merkezi’nin bahçesi sıkça ziyaret ettiğimiz yerlerden biridir. Bu bahçede demli çaylarınızı yudumlarken, tam karşınızda Kanlıca ve Kanlıca sırtlarındaki Mihrabat Korusu’nu ya da sağ taraftaki Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü seyredebilirsiniz. Bu kez favori mekânlarımızdan biri olan Emirgan Korusu ve içindeki köşkleri ziyaret etmek ve fotoğraflarını çekmek üzere harekete geçiyorum. Emirgan Korusu, İstanbul’da mutlaka görülmesi gereken yerlerdendir ve ulaşım kolaydır.

 

Emirgan Korusu ve Lale Festivali

Emirgan Korusu ve Lale Festivali

Beşiktaş’tan Sarıyer otobüsüne binerseniz; Emirgan durağında indikten sonra, Sakıp Sabancı Müzesi’ni geçer geçmez, sol koldaki koru yoluna girmelisiniz. Yaklaşık 5 dakikalık bir yürüyüşten sonra kendinizi Emirgan Korusu’nda bulursunuz ki rüyada olduğunuz duygusuna kapılırsınız.İstanbul Boğazı’na hâkim bir tepede bulunan koru 472 000 m2 lik bir alana sahip olup, asırlık ağaçların yanı sıra mevsimlik çiçeklerle süslenmiş bir gelin gibidir. 

 

Emirgan Korusu ve Lale Festivali

Emirgan Korusu ve Lale Festivali

İstanbulluların piknik yaptıkları, sevgililerin el ele dolaştıkları, nişanlıların hatıra fotoğrafları çektirdikleri, nişan ve düğünlerin masalımsı bir hava ile gerçekleştirildiği efsane köşkleriyle ünlüdür Emirgan Korusu.Her yıl, İstanbul Uluslar arası Lale Festivali’nin açılışı burada yapılır. Milyonlarca lale dikilir ve lale gölleri ve ırmakları oluşturulur. Bambaşka bir âlemdir Emirgan Korusu. Geçen yıl, 2011 yılının nisan ayında, lale festivalinin açılışından sonra gezme fırsatını yakaladığım Emirgan Korusu’nu bu yıl tekrar gezmek ve izin verilirse köşklerin içinin fotoğraflarını çekmek istiyorum.

Emirgan Korusu ve Lale Festivali

Emirgan Korusu ve Lale Festivali

Eyüp İlçesi’nin merkez mahallesi konumunda olan Göktürk’ten Emirgan’a ulaşmaya çalışacağım. 2 Haziran 2012 Cumartesi günü sabah kahvaltısından sonra; önce dolmuşla Şişli’ye, sonra da İstinye’ye giden belediye otobüslerinden birine binerek yolculuğumu sürdürdüm.Göktürk’ten hareketimden, yaklaşık bir buçuk saat sonra, İstinye Bayırı caddesinin son durağında indim ve Baltalimanı yönüne, Sakıp Sabancı Caddesine girdim. 

 

Emirgan Korusu ve Lale Festivali

Emirgan Korusu ve Lale Festivali

Yaklaşık 300 metre sonra, sağdaki hâkim Tahsin Sokağa girip, 200 metre daha yürüdükten sonra kendimi Emirgan Korusunun girişinde buldum. Arabalarıyla gelen ziyaretçilerin de Hâkim Tahsin Sokağı kullanmalarını tavsiye ederim. Arabalar, günlük 5 lira ücret ödeyerek koruya girebiliyor; Beltur tarafından işletilen Pembe Köşk, Beyaz Köşk ve Sarı Köşk’ün sunduğu hizmetlerden yararlanabiliyorlar.

 

Korunun tarihçesi

 

 

Emirgan Korusu ve Lale Festivali

Emirgan Korusu ve Lale Festivali

Ansiklepodik bilgiler, Emirgan’da, antik çağ ile ilgili bulguların olmadığını gösteriyor. Emirgan’ın eski bir yerleşim bölgesi olmadığı anlaşılıyor. Ancak, Bizans döneminde, Rumca karşılığı ‘’Serviler’’ olan Kyperodes adıyla anıldığı biliniyor. O dönemde yörenin servi ormanlarıyla kaplı olması, Kyperodes adını almasına neden olmuş. Serviler ormanından kalan serviler, gökyüzüne doğru yükselerek, koruya heybetli bir hava katıyor. 

 

 

Emirgan Korusu ve Lale Festivali

Emirgan Korusu ve Lale Festivali

Emirgan’da ilk yerleşimin 16. yüzyılın ortasında gerçekleştiği sanılıyor. Sadrazam Sokullu Mehmet Paşanın nişancılarından ya da mührünü basanlardan Feridun Beye, bu büyük arazi sadrazam tarafından hediye edilmiş. Başlangıçta yazlık bir köşk ve köşkü tamamlayan binaların yapımıyla, yöreye yerleşim başlamış. Sultan IV. Murat’ın Bağdat seferi sırasında, yolu üzerinde engel olarak gördüğü Revan kalesini, Valisi Emirgüneoğlu, fazla direniş göstermeden kaleyi IV. Murat’a teslim eder.

 

Emirgan Korusu ve Lale Festivali

Emirgan Korusu ve Lale Festivali

Sultan IV. Murat da ödül olarak, Emirgüneoğlu’na önce Yusuf Paşa adını vererek, Emirgüneoğlu Yusuf Paşa olmasını sağlar, sonra da Halep Paşalığına gönderir. Bir süre sonra da İstanbul’a çağırarak, vezirlik rütbesiyle birlikte, nişancı Feridun Beyden satın aldığı bahçeyi bağışlar. Bu olaydan sonra bahçenin adı ‘’Emirgüne’’ olarak anılmaya başlar ve bahçenin bulunduğu semtin adı da günümüze Emirgan olarak ulaşır. 

 

 

Mısır Hıdivleri-Köşkler ve Kasırlar

 

Emirgan Korusu İstanbul

Emirgan Korusu İstanbul

İstanbul’da, dillere destan olan Emirgan Korusu’ndaki köşkler ile Çubuklu Korusu’ndaki ‘’Düş Bahçesi’’ olarak tanımlanan Hıdiv Kasrı’nı ve Boğaziçi’ndeki kâgir yapıların en önemlisi olan Beykoz’daki Mecidiye Kasrı’nı tanımak ve anlamak için Osmanlı dönemindeki Mısır Hıdivlerini ve Kavalalı Mehmet Ali Paşa Hanedanını tanımak gerekir.Köşkler, kasırlar ve saraylar tarihimizin birer parçası olarak karşımıza çıkarlar. Geçmişimizle ilgili ayrıntılı bilgiler sunarlar ve bu nedenle de koruma altına alınırlar.

 

 

Emirgan Korusu ve Lale Festivali

Emirgan Korusu ve Lale Festivali

Mısır’a 150 yıl süreyle hükmetmiş bu hanedanın bireylerinin yaşam hikâyeleri de konu edilen köşkleri ve kasırları daha iyi anlamamızı sağlayacaktır. İstanbul’da bu tip Avrupa’i zevki yansıtan kasırlar ve saraylar, bereketli Mısır ülkesinin yönetici hanedanı olan Hıdivler tarafından yaptırılmıştır. O yıllarda, bu tarz saray ve kasırları yaptıracak para sadece Mısır Hıdivlerinde vardı. Osmanlı devlet yöneticileri bu büyüklükteki servetlere sahip değillerdi. Çubuklu Korusu’ndaki Hıdiv Kasrı, Beykoz’daki Mecidiye Kasrı ve Emirgan’daki köşkler; konumları, etraflarındaki koruları ve dillere destan iç mimarileriyle, ancak Hıdivlerin parası ile yapılabilecek anıtsal yapılardır.

 

 

Emirgan Korusu ve Lale Festivali

Emirgan Korusu ve Lale Festivali

Osmanlı Padişahı Abdülaziz zamanında Mısır valilerine verilen unvandır. Ayrıca, Hıdivlik, veraset yoluyla babadan oğula geçen bir makamdı. Başka bir deyişle, Osmanlı dönemindeki Mısır Hükümdarları, sembolik olarak, dış ilişkilerde Osmanlıya bağlıydılar. Korusu, 19. yy.ın ikinci yarısında, Sultan Abdülaziz tarafından Mısır Hıdivi İsmail Paşaya verilir. Kavalalı Mehmet Ali Paşanın torunlarından biri olan İsmail Paşa, Amcası Said Paşa’nın ölümü üzerine, 1863 yılında Mısır Hıdivi olur.

 

 

Emirgan Korusu ve Lale Festivali

Emirgan Korusu ve Lale Festivali

1833 yılında, Osmanlı ile Mısır arasında yapılan Kütahya Antlaşmasıyla bağımsızlık kazanan Mısır Valilerinin bu ayrıcalığını başlangıçta Osmanlı kabul etmemiştir. Sultan Abdülaziz, HIDİV unvanını, Meclis Başkanı Fuad Paşa’nın arzusu üzerine, Mısır’ı ziyaret ettiği 1867 yılında ilk kez Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın torunu olan İsmail Paşa’ya vererek, yasal hale getirdi.  İsmail Paşa’dan sonra oğlu Tevfik Paşa, daha sonra da Abbas Hilmi Paşa, Mısır Hıdivi oldular. Mısır Hıdivleri protokol bakımından şeyhülislâm ve sadrazam ile aynı derecede idiler. Mısır Hıdivi olan İsmail Paşa, Avrupa’dan etkilenmiş biri olarak, imar hareketlerine girişti.Yollar, okullar, operalar ve İngiltere’deki şehir parklarından esinlenerek, büyük ve gösterişli bahçeler yaptırdı. Süveyş Kanalının açılması için Fransız firmalarından birine yetki verdi, kanalın açılması amacıyla kurulan bir şirketin çoğunluk hisselerini aldı. Ancak, hesapsız bazı başka yatırımlar nedeniyle, Hıdivi olduğu Mısır’ın bile ödemekte zorlandığı borçlara girer.

 

İstanbul Emirgan Korusu

İstanbul Emirgan Korusu

Kanalın hisse senetlerini satmak zorunda kalır ve bu uğurda tüm servetini kaybeder. Süveyş Kanalının hisselerini satın alan İngilizler, İsmail Paşadan tahsil edemedikleri kalan alacakları için, Sultan Abdülaziz’e başvururlar. Hesapsız harcama ve Mısır hazinesini batırdığı gerekçesiyle, Mısır Hıdivliğinden alınması için Sultan Abdülaziz’e baskı yapılır. Abdülaziz, İsmail Paşayı Mısır Hıdivliğinden almak zorunda kalır. İstanbul’a çağırdığı İsmail Paşa’ya Emirgan Korusu ile içindeki köşkü hediye ederek, gönlünü almaya çalışır.

 

Beyaz Köşk

 

 

İstanbul Emirgan Korusu

İstanbul Emirgan Korusu

İstanbul’a dönen Mısır Hıdivi İsmail Paşa, Sultan Abdülaziz tarafından kendisine hediye edilen ve günümüzde Emirgan Korusu olarak bilinen araziyi yeniden düzenlemeye karar verir. 19. yüzyılda oraya çıkan ve ‘’İngiliz Bahçeleri’’ olarak adlandırılan park biçimleri, seçilen mekânın doğasını bozmadan düzenlenmesiyle ortaya çıkanlardır. Korusu ile Çubuklu Korusu’nda bu oluşum vardır. Buna karşılık pek çok Avrupa kentinin parkları ‘’Barok Dönem Bahçeleri’’ olarak düzenlenmiştir. 

 

BEYAZ KÖŞK (16)Çoğu eskiden bir sarayın bahçesi olan bu parklarda; birbirini dikine kesen yollar, dikdörtgen çiçek tarhları, budanarak geometrik biçimler verilmiş ağaç ve çalılar yer alır. Mısır Hıdivleri olan İsmail Paşa ve Abbas Hilmi Paşa’nın düzenlemelerinde de bu özellikler görülür. Başka bir gelenek de İslam ülkelerinde uygulanan bahçe düzenlemeleridir. İslam’da bahçe ‘’Cennetin Simgesi’’ olmuştur. Bu düzenlemelerde en önemli öğe ‘’Su’’ dur.

Beyaz Köşk-Emirgan İstanbul

Beyaz Köşk-Emirgan İstanbul

Havuz, fıskiye ve kaskad gibi biçimler İslam Mimarlığında başarılı bir biçimde kullanılmıştır. Bu, geometrik yanı ağır basan bir bahçe düzenlemesidir. Emirgan Korusu ve Çubuklu Korularında olduğu gibi insanların rahatlıkla dolaşabileceği bu bahçelerde bitki çeşitliliği, taşlar, su havuzları ve fıskiyeleri, sincap ve kuş yuvaları, yüzey dokuları büyük bir başarı ile uygulanır.

Beyaz Köşk-Emirgan İstanbul

Beyaz Köşk-Emirgan İstanbul

İnsanın da doğanın bir parçası olduğu düşüncesiyle oluşturulan bu bahçelere ya da ülkemizdeki adıyla korulara çok iyi bakılır. Kamuya açık park işlevini üstlenirler. 472 000 m2 lik bu büyük bir araziye sahip Emirgan Korusu’nda bütün bu özellikler uygulanmıştır. Mısır Hıdivliğinden alınan İsmail Paşa, bu arazide, 1871-1878 yılları arasında Sarı Köşk, Beyaz Köşk ve Pembe Köşk adındaki köşkleri de yaptırır. Emirgan Korusu;  florasının zenginliği, çeşitli çiçek ve gülleri, hala koruyu terk etmeyen bülbülleri ve 120’den fazla ağaç türü ile ilgi çeker.

 

 

Beyaz Köşk-Emirgan İstanbul

Beyaz Köşk-Emirgan İstanbul

Emirgan Koru’su, 1930 lı yıllara kadar hanedanın mülkiyetinde kalmış ve İsmail Paşa’nın varislerinden Satvet Lütfi Tozan’a geçmiş, bilahare İstanbul Belediyesi tarafından satın alınarak 1943 yılında halka açılmıştır. Bu arada, bir İstanbul aşığı Çelik Gülersoy ile Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu’nu da anmadan geçemeyeceğim.İstanbul’un tarihi dokusunu bozmadan; turizmi geliştirmek, insanlara kültür ve sanat ortamı sunmak amacıyla yola çıkan Gülersoy ve ekibi 1979 yılında Malta Köşkü’nü yenileme çalışmalarını başlattı. 

 

 

Beyaz Köşk-Emirgan İstanbul

Beyaz Köşk-Emirgan İstanbul

Aslına uygun olarak yenilenen ve İstanbul’a kazandırılan Yıldız Parkı’ndaki Malta Köşkü’nden sonra, Çamlıca Tepesi, Hıdiv Kasrı ve Emirgan Korusu’ndaki beyaz ve Sarı Köşkleri de İstanbul’a kazandırdılar. 1997 yılında kurulmuş olan Beltur tarafından işletilmekte olup, her türlü ihtiyaca cevap verecek şekilde düzenlenmiş olan köşklerden, öncelikle Beyaz Köşk’ü bir kez daha ziyaret amacıyla,  harekete geçiyorum. Beyaz Köşk korunun en yüksek ve İstanbul Boğazı’na en uzak noktasında yapılmış. Hava da oldukça sıcak ve tepenin eğimi de oldukça fazla. Bereket, çevremdeki asırlık ağaçların gölgesi ve çiçeklerin masalımsı havası imdadıma yetişiyor.

İstanbul Emirgan Korusu

İstanbul Emirgan Korusu

Setler düzenlenmiş ve İstanbul Boğazı’na hâkim yerlere banklar konulmuş. Boğaza karşı, banklardan birine oturuyorum ve benim için dünyanın sekizinci harikası olan İstanbul Boğazı’nın masalımsı görüntüsüne kapılıp, gidiyorum. Bir süre sonra etrafıma bakındığımda; banklarda oturan, asırlık ağaçların altında sevgilisinin dizlerine yatmış olan genç sevgilileri görüyorum. Bir başka yerde ise yeni nişanlıların yanı sıra üzerinde gelinlik ve damatlıklarıyla yeni evlilerin fotoğraf çektirdiklerini görüyorum.

 

İstanbul Emirgan Korusu

İstanbul Emirgan Korusu

Profesyonel fotoğrafçıların talimatlarına uyan gelin ile damadın verdikleri pozları ilgi ile izledim bir süre. Dinlenmiştim, tekrar tırmanmaya başladım ve Beyaz Köşk’ün bulunduğu alana ulaştım. Beyaz Köşk’ün protokol kapısı, ön kapı ve personel kapısı olmak üzere üç giriş kapısı var Köşkün ana giriş ya da protokol kapısı güney-batı tarafında olup, önünde oldukça büyük ve düzenlemesi muhteşem olan bir bahçe bulunmaktadır. Protokol kapısından önce, köşke gelenlere köşkün ihtişamını anlatır nitelikte bir kapıdır.

 

İstanbul Emirgan Korusu

İstanbul Emirgan Korusu

Köşkün güneyinde, boğaza bakan cephesinde bulunan fıskiyeli havuz ve çevre düzenlemesi de mekâna bir yeryüzü cenneti havası katmış. Köşkün ön bahçesine açılan kapısı güney-doğu yönüne bakmaktadır. Bu kapı önündeki teras İstanbul Boğazı’na hâkim olacak şekilde düzenlenmiş olup, konuklarının gizemli bir havada ağırlanmalarını sağlamak için her türlü konforu sağlanmış.

 

Mimarının Balyan ailesinden Sarkis Balyan olduğu sanılan Beyaz Köşk; Neo-Klasik tarzda, kareye yakın dikdörtgen planlı, iki katlı ve ahşap bağdadi sıvalıdır. Bağdadi sıva dönemin önemli uygulamalarından biridir. Ahşap karkas yapılarda duvar yüzeylerinin sıva ile kaplanabilmesi için, ahşap üzerine 1-2 cm aralıklarla yatay olarak çıtaların çakılması gerekir.Sıva harcının bu çıtaların arasına girip yüzeye tutunması ile gerçekleştirilen sıva tekniği ‘’bağdadi sıva’’ dır.

İstanbul Emirgan Korusu

İstanbul Emirgan Korusu

Köşke ön kapıdan geniş bir salona giriyorum. Salonun iki tarafına odalar sıralanmış. Havaların serin olduğu ya da gözden ırak olunmak istendiğinde servis yapılan mekânlar olarak karşımıza çıkıyor.Üst kata önce tek yönlü anıtsal bir merdivenlerle çıkılıyor. Anıtsal merdiven 15 basamak sonra bir sahanlığa ulaşıyor ve iki koldan geri dönerek, iki anıtsal merdivenle üst kata çıkılmasını sağlıyor. Üst kata çıkamadım. Görevliler kapalı olduğunu söylediler. Nişan, düğün ve özel toplantılarda açılıyormuş. Üst katta da girişteki planın uygulanmış olduğunu öğreniyorum. Köşkün üzeri de ahşap bir çatı ile örtülmüş. 17. ve 19. yüzyıllarda kullanılan Osmanlı dönemi ağaç işçiliği, mimari yapılara daha sıcak bir görünüm kazandırmıştır. Malzeme olarak ceviz, elma, çınar, ıhlamur, abanoz, gül ve meşe ağaçları kullanılmıştır.Bu yüzyıllarda çiçek bezemeleri ağaç işlerinin tümünde uygulanmıştır. Doğal çiçek motifleri ağırlık kazanmış; üçgen, yıldız, zikzak, baklava ve çokgen türü geometrik kompozisyonlar kullanılmıştır. Yüksek tavanlar zengin kalem işleriyle süslenmiştir. Duvarlar narçiçeği, gül, karanfil, yasemin ve lalelerle bezenmiş olup, tavanlar altın varaklarla kaplanmıştır.

Bir sonraki yazımda Emirgan Korusu’ndaki Sarı Köşkü tanıtmaya çalışacağım.

Kaynaklar:

1)   http://tr.wikipedia.org

2)   http://www.beltur.com.tr/

591,823 total views, 2,647 views today

Share Button
892 cevaplar

Yorumlar kapalı.